(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu atılı eylemin vasfına ilişkindir.
Daire; sanığa isnat olunan eylemin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu sonucuna vararak tesis edilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş iken;
Başsavcılık, sanığın eyleminin askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermekten ibaret disiplin suçu niteliğinde olduğunu, bu suçla ilgili yargılama görevinin ise, disiplin mahkemesine ait olduğunu ileri sürerek askeri mahkemece verilen mahkûmiyet kararının vasfa bağlı görev yönünden bozulması istemiyle Daire kararına itirazda bulunmuştur.
Midyat/Mardin 70 inci Mknz.P.Tug.2 nci Tnk.Tb.Kh.Bl.K.lığı emrinde soba sorumlusu olarak görevlendirilen Tnk.Onb.E.T.'ye bu hizmetin hangi kurallar çerçevesinde yürütüleceğine ilişkin 16 maddelik talimatın evvelce tebliğ edildiği, sanığın bu talimatın "soba yakıldığı esnada kurutmak için elbise,kıyafet v.b. şeylerin asılmaması gerektiğini" öngören 12 nci maddesine aykırı davranarak, üzerine sivil elbiselerini astığı koltuğu elbiselerin kurumasını sağlamak maksadı ile sobaya yanaştırdığı, yükselen ısının etkisiyle koltuk ve vinlex sandalyenin kısmen yanarak hasara uğradığı, mevcut deliller çerçevesinde sabit olup, esasen olayın işleniş biçimi ve sübutu konusunda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir ihtilâfta bulunmamaktadır.
"Hiz.Brl.K.lığı Soba Yakma Talimatı" başlığını taşıyan ve olay tarihinden evvel birlik soba yakma sorumlusu Tnk.Onb.E.T'ye tebliğ edilen talimatta yer alan hususların sobanın emniyetli bir biçimde yakılarak, hedeflenen ısı tasarrufuna azami oranda ulaşılmasına yönelik somut tedbirler içerdiği, bu ısınma biçiminin çevre ve insan sağlığına verebileceği potansiyel tehlikelerden korunmayı amaçlayan davranış biçimlerini de ayrıntılara bağladığı açıktır.
Söz konusu talimatın; soba yakma ve kullanma işlemi esnasında nelere riayet edilerek, nelerden kaçınılması gerektiğine ilişkin hâl ve hareket tarzlarını düzenleyen, pek çoğu birlik mal ve can güvenliğini sağlamaya yönelik detaylı hükümleri de içerdiği görülmektedir.
ASCK'nın 87 nci maddesinde tanzim olunan emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için; her şeyden önce "verilen emrin" hizmete ilişkin olması zorunlu bulunmaktadır. Bu nedenle "hizmet ve hizmete ilişkin" kavramlarının tartışılmasında yarar vardır. Hizmet; TSK İç Hizmet Kanunun 6 ncı maddesinde "Kanunlarla nizamlarda yapılması veya yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı ile veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir." şeklinde tanımlanmış iken, ASCK'nın 12 nci maddesi hizmeti; "malûm ve muayyen olan hususlar ile amir tarafından emredilen askeri vazifenin madun tarafından yapılması" olarak tarif etmiştir.
İç Hizmet Kanunun 7 nci maddesine göre ise vazife; "hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak veya men ettiği şeyi yapmamaktır. Bu açıklamalar ışığında, ASCKnın 12 nci maddesindeki "malûm ve muayyen olan askeri vazife"yi; kanunlarda yapılması veya yapılmaması açıkça gösterilmiş olan hususlar olarak; "bir amir tarafından emredilen vazife"yi ise; kanunlarda ve nizamlarda açıkça gösterilmeyip yetkililerin takdirlerine bırakılan hususlar şeklinde anlamak gerekmektedir. Bu tanımlamalardan çıkan ilk sonuç; emir vermeye yetkili amirlerin hizmetin düzgün, verimli ve kesintisiz bir biçimde yürütülmesini temin etmek maksadıyla ve kanuna aykırı düşmemek koşuluyla somut kural ve prensipler koyabilme yetkisine sahip olduklarıdır.
ASCK'nın 12, 87 ile İç Hizmet Kanunun 6 ve 7 nci maddelerinin içeriğinden çıkan diğer sonuç ise, malûm ve muayyen hâle getirilerek ilgilisine duyurulan hizmete ilişkin kurallara bilerek ve isteyerek riayet edilmemesinin emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut verebileceğidir.
Gerek düzenleniş biçimi itibarıyla sınırları önceden belirlenerek somut hâle getirilmiş askeri bir hizmeti öngörmesi, gerekse bu kuralları riayet etme mükellefiyetini sadece soba sorumlusuna yüklemiş olmasından ötürü, belirtilen talimatın tavsiye niteliğinde genel bir emir olmasının ötesinde, muhatabı ve uygulama koşulları önceden belirlenmiş kurallardan oluştuğu açıktır.
Diğer yandan, meydana getirilen ihlâlin amme selâmetini tehdit edecek genel bir musibet hâli veya yangın tehlikesi oluşturacak nitelik ve yeterlilik taşımaması nedeniyle eylemin TCK'nın 383 üncü maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği de ortadadır.
Bu anlamda; talimata aykırı davranarak sobanın yandığı bir esnada kurutmak için elbisesini koltuğa asan sanık açısından bu andan itibaren emre itaatsizlikte ısrar suçunun teşekkül ettiği, ilerleyen safhalarda koltuk ve sandalyenin yanmasının ise sadece hazine zararının doğmasına sebebiyet verdiği, nitelik ve nicelik olarak pek az tutara tekabül eden malzeme hasarının "büyük zararlar doğuran" türden olmaması sebebiyle bu durumun unsurları itibariyle teşekkül eden emre itaatsizlikte ısrar suçunun vasfını herhangi bir suretle etkilemediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçeler ışığında; mahkûmiyete ilişkin hükmü onayan Daire kararında herhangi bir isabetsizliğe rastlanılmadığından, Başsavcılığın hükmün vasfa bağlı görev yönünden bozulması istemiyle yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy