(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın askerlik kararının getirtilmemiş olmasının noksan soruşturma teşkil edip etmediği noktasındadır.
Daire, askerlik durum belgesindeki bilgilerle sanığın askerlik karan aldırdığının ortaya çıktığı ve bu nedenle askerlik kararının getirtilmemiş olmasının eksiklik olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, sanığın askerlik karan alınmadan askere sevk edilmiş olması ihtimalinin bertaraf edilmesi bakımından, söz konusu belgenin getirilmesinde zorunluluk bulunduğu düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden 27.9.1999 tarihinde mezun olan sanığın 3.11.2000 tarihinde son yoklamasını yaptırdığı, grup numarasını içeren askerlik durum belgesinin aynı tarihte sanığa teslim edildiği, Kasım 2001 ve Mart 2002 Yd.Sb.Ad.Adayı celplerine katılmayan sanık hakkında yargılama sürecinin başlatıldığı, 21.7.2002 günü şevkini sağlamak üzere askerlik şubesine başvurması gerektiği hususunun sevk için çağrı pusulasıyla 12.4.2002 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edildiği, ayrıca TRT kurumu tarafından yapılan tebliğ mahiyetindeki duyumlar ile 31.7.2002 tarihine kadar askerlik şubesine müracaatının istenildiği, ancak sanığın gecikerek 24.3.2003 günü Ümraniye Askerlik Şubesine gelip 31.3.2003 tarihinde şevkini sağladığı ve hâlen yedek subay öğretmen olarak görev yaptığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan son yoklama belgesinin askerlik karar madde hanesinde: "1111-86. madde, tebligatsız" ibaresinin yer aldığı, sağlık muayenesinin 3.11.2000 tarihinde Gümüşsüyü Askeri Hastanesi tarafından yapıldığı ve "sağlam" kasesi basıldığı; keza askerlik durum belgesinde son yoklama tarihi ile askerlik karar maddesinin yazılı olduğu görülmektedir.
1111 sayılı Kanunun 36/son maddesi: "Ertesi seneye terk edilenlerden mezun olanlar ile çeşitli nedenlerle okulları ile ilişiği kesilenlerin bu durumları fakülte ve yüksek okullar tarafından iki ay içinde kayıtlı bulundukları askerlik şubelerine bildirilir" hükmünü amir olup; MSY:70-IC Asker Alma Yönergesinin 8. bölümünün 1. kısmının 2/2'nci fıkrasının alt bentlerinde, dört yıllık yüksek öğrenim kurumlarından mezuniyetleri bildirilen veya bildirilmeyen yükümlülere son yoklama çağrı tebligatı çıkarılacağı; ayrıca Yönergenin 8. bölümünün 2. kısmının 1/3'üncü bendinde, bu yükümlülerin birlikte işleme tabi tutulacakları emsallerinin ilk kafilesinin şevkinin ilk gününden itibaren başvurmaları hâlinde, tebligatın yapılıp yapılmamış olmasına göre Askerlik Kanununun 86'ncı maddesi uyarınca cezalı/cezasız olarak askerlik kararlarının alınacağı öngörülmüştür.
Bilindiği üzere, Askerlik Kanununun 3'üncü maddesine göre askerlik çağı; yoklama devri, muvazzaflık ve yedeklik dönemlerinden oluşmaktadır. Son yoklama aşamasını düzenleyen 19'uncu madde: "Her sene Temmuzun birinci gününden başlamak üzere askerlik meclislerince o sene ilk yoklama cetveline yazılmış olanlarla geçen sene askerlik meclislerince yapılan son yoklama üzerine ertesi seneye bırakılmış bulunanların son yoklamalarına başlanılır." biçimindedir. 21'nci maddede, askerlik meclislerinin kimlerden oluşacağı belirlenmiş ve heyette (gerektiğinde birisi sivil) iki tabibin de bulunması hükme bağlanmıştır.
Kanun dairesinde oluşacak askerlik meclislerinde, yükümlülerin kimlik tespitlerinin ve sağlık muayenelerinin yapılacağı Kanunun 27'nci maddesinde düzenlenmiş, son yoklamaya gelmemelerinin sebebini bildirmeyenlerin yoklama kaçağı olarak takibe alınacakları ve elde edilmeleri hâlinde, Kanunun "ceza faslındaki" hükümleri uyarınca işlem yapılacağı hususu 30'uncu maddede açıklanmıştır.
1111 sayılı Kanunun "cezalı askerlik" faslında yer alan 86'ncı maddesinin ilk fıkrası: "Son yoklamada bulundukları yerdeki askerlik meclisine veyahut elçilik ve konsolosluklara gelmeyen ve 26'ncı maddede yazılı mazeretlerini bildirmeyen ve birlikte askerlik muamelesine tabi oldukları doğumluların celp ve şevkine kadar da ele geçmeyen mükellefler, elde edildiklerinde bulundukları yerde veyahut yol masrafı kendileri tarafından verilmek üzere en yakın yerde bulunan iki askeri hekime (birisi sivil olabilir) muayene ettirilir. Muayene neticesinde askerliğe elverişli oldukları anlaşılanlar askerlik meclislerince ve toplu değilse idare heyetlerince numarasız asker edilirler ve askerlik meclisleri çalışmadığı zamanlarda sınıfları ve mürettepleri, mıntıkasında bulundukları kolordularca tespit edilerek muvazzaf hizmetleri yapılmak üzere derhâl işbu mürettebata sevk olunurlar..." şeklindedir.
Asker Alma Sürekli Yönergesinin 8. bölümünün 1. kısmının 2/d-l 1 'inci bendi: "Askeri hastanece, askerlik meclisince veya çifte tabipçe yapılan sağlık muayenesi neticesinde haklarında "YEDEK SUBAY ADAYI OLUR" kararı verilenlerin ön raporları veya son yoklama belgeleri askerlik şubesine ulaştığında, grup numaralan belirlenir, yükümlüye askerlik durum belgesi verilerek askerlik meclisi toplu değilse il veya ilçe idare kurullarına askerlik kararı teklifi yapılır. Yedek subay aday adaylarına askerlik durum belgesi vermek için il/ilçe idare kurullarından askerlik kararının gelmesi beklenmez." düzenlemesini içermekte olup; 2/d fıkrasının 16/c bendi de: "86'ncı maddeye tâbi olup, askerliğe elverişli oldukları anlaşılanlar ile haklarında askeri hastanelerce sevk geciktirme kararı verilenlerin askerliklerine, askerlik meclisi toplu ise bu meclisçe, değilse il/ilçe idare kurullarınca karar alınır" biçimindedir.
1111 sayılı Kanunun 27'nci maddesinde genel hatlarıyla belirlenmiş olan askerlik meclislerinin çalışma usulleri, Asker Alma Yönergesinin 2'nci bölümünün 4/d fıkrasında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Yükümlülerin kimlik bilgileri, nitelikleri ve sağlık durumlarının tespiti ile karar aşamasına dair dört ayrı istasyon hâlinde meclisin çalışması öngörülmüş; 8'inci fıkrada ise, askerlik meclisinin kurulu olmadığı zamanlarda son yoklamanın icra tarzına dair düzenleme yapılmıştır. Bu fıkraya göre; son yoklama garnizonda yapılacak, yedek subay aday adaylarının, mutlak surette, biri askeri tabip olmak üzere çift tabip tarafından muayenesi sağlanacaktır.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; asıl olan askerlik meclislerinde son yoklamanın yapılmasıdır. Ancak, belirli hâllerde, askerlik meclislerinin toplanamadığı durumlarda, son yoklamanın bir unsuru olan sağlık muayenesi çifte tabip tarafından yapılmakta, yükümlünün kimlik, nitelik ve sağlık bilgilerini içeren son yoklama belgesi, bilâhare askerlik şubesi tarafından il/ilçe idare kuruluna gönderilip, askerlik karan aldırtmaktadır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunun 57 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş olan il ve ilçe idare kurullarının, yükümlüyü görmeden ve evrak üzerindeki bilgilere doğrudan itibar ederek karar aldıkları göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu kararın, askere alınma sürecindeki son yoklama işleminin bir bakıma onaylanması, yani işlemin şekil şartının yerine getirilmesi niteliğinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, yükümlünün askerlik hizmetini yerine getirmek için tüm şartları haiz olduğunun teyit edilmesi mahiyetini taşıyan askerlik kararının, kurucu bir işlem olmadığı kabul edilmelidir.
Bu noktada somut olay ele alındığında;
Fakülteden mezun olduktan sonra (suç cetveline göre) hakkında son yoklama çağrı pusulası çıkarılmamış olan sanığın, birlikte işleme tabi olduğu yükümlülerin şevkini müteakip kendiliğinden yabancı askerlik şubesine başvurduğu, aynı gün son yoklama belgesi düzenlenerek askeri hastaneye sevk edildiği, "sağlam" bulunarak son yoklama işleminin tamamlandığı ve sanığa grup numarasını gösteren askerlik durum belgesinin verildiği görülmektedir. Her ne kadar son yoklama belgesi ile askerlik durum belgesinde "askerlik kav maddesi: 1111-86. madde tebligatsız" ibaresi yer almakta ise de, bu bilginin askerlik kararının alındığına işaret etmediği, sadece askerlik kararının hangi maddeden alınması gerektiğini öngördüğü ortadadır. Ancak, son yoklanıl tarihinden sonra iki ayrı celp döneminde bakaya kaldığı için sanık hakkında adli soruşturma başlatılmış ve sanık yedek subay öğretmen olarak askere alınmıştır. il/ilçe idare kurulunca askerlik kararının alınmadığı yönünde şüphe yaratacak herhangi bir emare veya itiraz dava dosyasında bulunmamaktadır. Kaldı ki, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, askerlik kararının alınması kurucular işlem olmayıp, yükümlülerin askerlik hizmetini ifa edebilme şanlarına sahip olduğunun teyit edilmesi mahiyetindedir.
Bu itibarla, gerek söz konusu belgenin bu niteliği ve gerekse somut olayda herhangi bir tereddüdün bulunmaması dikkate alındığında, davı dosyasına askerlik kararının konulmamış olmasının noksan soruşturma olarak değerlendirilemeyeceği kanısına varılmış, daire kararı yerinde bulunduğundan, Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy