(353 S. K. m. 173)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, gerekçeli hükümde yer alan kimi değerlendirmelerin yargılama konusuyla ilgili olup olmadığı, sanığı incitici ve kişilik haklarını ihlâl edici nitelik taşıyıp taşımadığı ve bu değerlendirmelerin hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmediği konularındadır.
Daire; gemi komutanı olan sanığa düşen görevlerin sıralandığı gerekçe bölümünün yargılama konusuyla ilgili olmadığı, sanığın savunmalarını karşılama amacı gütmediği, başkaları nezdinde sanığın kişilik yapısına dair olumsuz intiba uyanmasına sebep olabileceği ve bu nedenle hükmün bozulmasını gerektirdiği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık; gerekçeli hükümde sanığın kişilik haklarını ihlâl edici bir değerlendirmenin yer almadığı, kaldı ki, fazladan yazılmış değerlendirmelerin tespiti hâlinde bunun hükmün bozulmasını değil, eleştiri konusu yapılmasını gerektirdiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Askeri mahkeme; gerekçeli hükmün "delillerin değerlendirmesi" bölümünde, ilk paragrafta, emrin hizmete ilişkin olup olmadığı konusunu tartışmış, ikinci ve üçüncü paragraflarda sanığın savunmalarını karşılayıp suç kastını değerlendirmiş, uyuşmazlık konusu ibarelerin yer aldığı dördüncü paragrafta, sanığın savunmalarını irdelemeye devam etmiş ve paragrafın son bölümünde; "Burada, gemi komutanı bir subay olan sanıktan beklenen; görevinin zorluklarını işlediği suçun mazereti olarak ileri sürüp kullanmak yerine, Cumhuriyetine ve Atatürk ilkelerinin en büyük savunucusu olarak, özellikle Cumhuriyet Bayramı ve bu kapsamda Atatürk Anıtına çelenk koyma törenlerine gönülden katılarak, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin. Türkiye Cumhuriyetine ve Atatürk'e sahip çıktığını, dosta, düşmana ve özellikle de Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarına en iyi şekilde göstermek için, bir TSK mensubu olarak üzerine düşen bu yöndeki vazifeyi ve komutanlığının kendisine vermiş olduğu bu yöndeki emri en iyi şekilde yerine getirmek ve bu amaçla tören veya çelenk koyma alanında emredildiği üzere tam zamanında hazır vaziyette bulunup yerini almaktır." saptamasına yer vermiştir.
Sanık ve müdafii savunmalarında, emrin tebliğinin şüpheli kaldığını, emrin hizmete ilişkin olmadığını, mazeretlerinin araştırılmadığını, alkollü olarak geç yatan bir kişinin uyanıp uyanamayacağının doktor bir bilirkişiye sorulması gerektiğini ve sanığın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket etmediğini öne sürmüşlerdir. Özellikle sanık, yoğun işleri nedeniyle gemiden ayrılamadığını ve fikren ve bedenen yorgun düştüğünü dile getirmiştir.
Askeri mahkeme, sanığın, yoğun faaliyetler nedeniyle yorgun düştüğü ve önceden alkol aldığı için uyanamadığı hususlarındaki savunmalarını karşılamak bakımından, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 86/c ve 93/c maddelerine değinmiş, savunmaya itibar etmeme sebebini objektif bir norm ve kritere dayandırmak istemiştir. Bu konunun devamı olmak üzere, yukarıda aktarılan saptamaya yer vermiş ve emrin konusunun önemini ve dolayısıyla suç kastının varlığını açıklamaya çalışmıştır.
Eylemin bir suça vücut verip vermediğinin değerlendirilmesinde, suçun tüm unsurlarının birlikte ele alınması gerektiği, emre itaatsizlikte ısrar gibi, konusunu idari düzenlemelerin ve emirlerin belirlediği özel suç tiplerinde, emrin mahiyetinin doğrudan suç kastıyla ilintili olduğu açıktır.
Diğer taraftan, gerekçeli hükümde kullanılan ifadelerin, sanığın savunmasını karşılamaktan öte bir anlam içermemesi, sanığın kişiliği veya sair hâlleri ile ilgili olumsuz nitelemeler ihtiva etmemesi ve yargılama konusu eylemin dışında bir konuya değinmemesi dikkate alındığında, sanığın toplumca olumsuz değerlendirilmesine yol açılma tehlikesinin bulunmadığı da görülmektedir.
Daire tarafından bozma sebebi olarak kabul edilen gerekçeli hükümdeki değerlendirmelerde, subayda bulunması gereken bazı niteliklere temas edilmiştir. Ancak; "sanığın savunmalarına itibar edilmediğinden, sanık bu nitelikleri haiz değildir" şeklinde bir anlam ve sonuç çıkarmaya elverişli bir anlatım tarzı kullanılmamıştır. Gerekçeli hükmün bütünlüğü göz ardı edilerek, sadece ilgili bölümün okunmasıyla kanaat edinilmesi isabetli değildir.
Bu itibarla; suçun unsurlarını gerektiği gibi tahlil edip irdelemeler yapan askeri mahkemenin, sanığın suç kastını ortaya koymak bakımından gösterdiği gerekçeler dosya kapsamına ve hukuka uygun bulunmuş, bozmayı gerektiren herhangi bir yasaya aykırılığa rastlanılmamış; Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına ve temyiz incelemesine devam olunmak üzere dava dosyasının Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ayrıca, Daireler Kurulunun kararının yazımıyla ilgili yapılan oylamada; gerekçeli hükümde eleştiri konusu yapılabilecek herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış; ancak azınlıkta kalan üyeler; gerekçeli hükmün ilgili bölümünde maksadı aşan ifadelere yer verildiği, sanığın kişiliği hakkında olumsuz intiba uyandırma tehlikesinin bulunduğu, anlatım tarzından kaynaklanan ve okunduğunda rahatsızlık yaratan bu değerlendirmelerin hükmün bozulmasını gerektirmemekle beraber, eleştiri konusu yapılmasında kamunun ve sanığın menfaati bulunduğu ve bu nedenle Daireler Kurulu kararında, gerekçeli hükümdeki bu olumsuzlukların eleştirilmesi gerektiği yönünde ayrışık oy kullanmışlardır.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy