(765 S. K. m. 80) (1632 S. K. m. 131)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu, atılı askeri eşyayı çalmak suçlarının müstakilen mi? Yoksa aynı suçu işleme kararı icrası cümlesinden olmak üzere müteselsilen mi? işlendiği noktasındadır.
Daire; her iki olayda da aynı miktardaki askeri benzinlerin aynı askerlerin yardımıyla birbirine yakın yol ve yöntemler kullanılarak çalındığını, temin edilen benzinlerin her iki eylemde de sanığın özel aracına konulduğunu, suçların oluş ve gelişimine yönelik bu benzerliklerin sanığın aynı suçu işleme kararıyla hareket ettiğini gösterdiğini kabul ederek, 2 ayrı askeri eşyayı çalmak suçundan dolayı verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, her iki çalma eyleminin önceden yapılmış bir suç işleme plânına dayalı olmamasından ötürü suç işleme kararındaki birlikten bahsedilemeyeceğini, aralarında sübjektif bir bağlantı bulunmayan eylemlerin müstakilen işlendiklerinin kabulünde zorunluluk bulunduğunu ileri sürerek, aksi doğrultudaki Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Ceza ve Tevkif Evi Müdürlüğünde görevli olan sanığın biri AN 084 plâkalı Murat 131, diğeri ZZ 3394 plâkalı Fiat Uno marka olmak üzere iki özel otomobilinin bulunduğu. P.Er A.Ç. isimli askerin Merkez K.lığında şoför olarak görev yaptığı, 421639 plâkalı Tuzla Jeep cinsi aracın P.Er A.Ç.'ye zimmetli olduğu. Merkez K.lığında başka araçlar da bulunmakla birlikte sadece 421639 plâkalı araçta yakıt olarak benzin kullanıldığı, sanığın 2003 yılı Haziran ayı başlarında P.Er A.Ç.'yi odasına çağırarak çanta bidonla 20 litre benzin getirmesini istediği, P.Er A.Ç.'nin benzinin ne yapılacağını sorması üzerine sanığın cezaevinde boya işleri yapılacağını ve onun için lazım olduğunu söylediği, bunun üzerine 06.06.2003 tarihinde P.Er A.Ç.'nin 421639 plâkalı araçta kullanacağından bahisle 35 litrelik benzin fişi kestirdiği, bu fişle birlikte benzinliğe giderek fişte yazılı benzinin 15 l'sini araca, 20 l'sini ise çanta bidona koydurduğu, ardından da araçla cezaevine giderek içerisinde 20 l. benzin bulunan çanta bidonu Ceza ve Tevkif Evi Müdürlüğünde gardiyan olarak görev yapan P.Onb.H.K.'ye teslim ettiği, tedarik edilen benzinin P.Onb. H.K. tarafından mahkûmların eşyalarının muhafaza edildiği ve depo olarak bilinen odaya konulduğu, sanığın bir-iki gün sonra P.Er A.Ç.'nin benzin getirip getirmediğini sorduğu ve getirildiğini öğrenmesi üzerine benzini getirmesini söylediği. P.Onb. H.K.'nin getirdiği söz konusu benzinin bir vileda kutusu kadar kısmını P.Onb. H.K.'nin yardımıyla bezden süzmek suretiyle Ceza ve Tevkif Evi bahçe kısmı içerisine park ettiği Uno marka aracının deposuna koyduğu, daha sonra kalan benzini P.Onb.H.K.'nin aynı depoya koyarak orada muhafaza ettiği ve bir hafta kadar sonra sanığın aym aracıyla gelerek benzinin geri kalan kısmını getirmesini P.Onb.H.K.'den istediği, onun yardımıyla benzinin kalan kısmını da aynı şekilde bezden süzmek suretiyle aynı (Uno) marka aracının deposuna koyduğu, çanta bidonu ise P.Onb.H.K.'ye verdiği ve O'na bu olayı kimseye söylememesini tembihlediği, P.Er A.Ç.'nin ise bir hafta kadar sonra çanta bidonu cezaevinden geri aldığı, bu olaydan bir ay kadar süre geçtikten sonra, sanığın 18.07.2003 tarihinde P.Er A.Ç.'den tekrar benzin getirmesini istediği, P.Er A.Ç.'nin benzinin ne yapılacağını sorması üzerine O'na önceden lağıma döktüğünü ve iyi geldiğini, fare olması nedeniyle yine dökeceğini söylediği, bunun üzerine P.Er A.Ç.'nin durumu Merkez K.lığında görev yapan Hv.Svn. Alğm. S.Y.'ye bildirdiği, Hv.Svn.Atğm. S.Y.'nin de durumu Merkez Komutanı Tnk.Yzb. A.K.'ye ilettiği, P.Er A.Ç.'yi çağıran Tnk.Yzb.A.K.'nin olayları öğrendikten sonra "sen benzini ver, ne zaman verdiğini de bize söyle, biz her şeyi takibe aldık" dediği, ayrıca ondan cezaevi civarında dolaşarak benzinin nereye gittiğinin tespiti amacıyla takip etmesini söylediği, araya hafta sonu girmesi nedeniyle sanığın istediği benzini P.Er A.Ç.'nin götüremediği, bunun üzerine sanığın P.Er A.Ç.'yi gördüğünde "niye benzini getirmedin, sen dayağı hak ettin" diyerek ikaz ettiği, bundan sonra P.Er A.Çnin 40 l.lik benzin fişi kestirdiği, benzinliğe giderek benzinin 20 l.sini araca, 20 l.sini ise çanta bidona koydurduğu ve benzin dolu çanta bidonu 21.07.2003 tarihinde Ceza ve Tevkif Evi Müdürlüğünde gardiyan olarak görev yapan P.Onb. H.K.'ye teslim ettiği, sanığın P.Onb.H.K.'den benzinin cezaevine getirildiğini öğrendikten sonra Uno marka arabasıyla cezaevine gelerek P.Onb.H.K.'ye benzin dolu çanta bidonu aracının arka koltuğuna koymasını söylediği, benzin dolu çanta bidonu aracının arka koltuğuna yerleştirdikten sonra arabasıyla cezaevinden ayrılarak misafirhanenin bulunduğu bölgeye gittiği, burada bir çanta bidon benzinin birkaç litrelik kısmını Uno marka aracının deposuna, büyük çoğunluğunu da misafirhanenin yanında bulunan AN 084 plâkalı Murat 131 marka aracının deposuna hortumla çekmek suretiyle koyduğu, aradan yarım saat kadar süre geçtikten sonra çanta bidonu boş olarak geri getirerek P.Onb. H.K.'ye teslim ettiği, benzin dolu çanta bidonun aracına konulduktan sonra sanığın hareket ettiğini gören P.Er A.Ç.'nin durumu Tnk.Yzb.A.K.'ye haber verdiği, Tnk.Yzb.A.K.'nin Merkez Komutanlığı personelinden oluşturduğu bir heyetle aynı gün sanığın iki ayrı aracından benzin numunesi aldırdığı ve olayın tutanakla tespit edildiği..." sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki mesele hakkında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; hırsızlık eylemlerinin işleniş biçimine özgü ayrıntıların objektif ve kronolojik kriterler dâhilinde irdelenmesi, ortaya çıkacak sonuca göre de bu eylemler arasında düşünsel ve psikolojik bir irtibat bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Ceza Hukukunda yasadaki tarife uygun her eylem ve netice, ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmişse o kadar suç işlemiş sayılarak her biri nedeniyle ayrı ve bağımsız bir yaptırıma maruz kalır. Ancak bazı hâllerde değişik neticelerden dolayı faile tek bir ceza uygulanması ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hâllerden biri de müteselsil suçtur.
TCK'nın 80'inci maddesinde müteselsil suç; "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlâl edilmesi muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu yasal tanımlamadan anlaşılacağı üzere müteselsil suçun varlığı için; Birden fazla suçun bulunması, bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlâl etmeleri, birden fazla suçun aynı suç işleme kararına bağlı olarak işlenmesi zorunludur.
Somut olayda yasanın aynı hükmünün birden fazla ihlâl edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından, öğretide müteselsil suçun sübjektif koşulu olarak adlandırılan "aynı suç işleme kararı" üzerinde durmak gerekmektedir.
Ceza Kanununun 80'inci maddesi 6.6.1941 tarih ve 4055 sayılı yasa ile değiştirilmiş ve maddedeki "aynı kastı cürmü" sözcükleri çıkartılarak yerine "aynı suç işleme kararı" sözcükleri konulmuştur.
"Suç işleme kararından, Kanunun aynı hükmünü müteaddit defalar ihlâl etmek hususunda önceden kurulan bir plân, genel bir niyet anlaşılır. Fail önceden böyle bir plân veya niyeti tespit etmiş, bunu bir defada gerçekleştirecek yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plâna göre hareket ettiği içindir ki, müteaddit kısımlar, tek bir müteselsil suç meydana getirmiştir. Çeşitli suçlar arasında az veya çok bir zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlenmediğini, her zaman belirtmez." (Dönmezer/Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, 1nci Cilt, 8inci Basım Sayfa 459)
Askeri Yargıtay Kararlarında ise, suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yerler, işlenme zamanı, fiiller arasında geçen zaman süresi, suçun mağdurları, ihlâl edilen değer ve yarar ve korunan değer ve hak, olayın gelişim ve oluşumu ile tüm özellikleri değerlendirilerek, aynı suç işleme kararının varlığı veya yokluğunun belirlenmesi gerektiğine işaret olunmuştur.
Yargıtay C.G.K.'nın 20.4.1999 gün ve 5/61-74 tarih ve sayılı kararında "Aynı suç işleme kararından yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlâl etme hususunda önceden kurulan bir plân. genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail suçu işlemeden önce bir plân yapmalı veya suça niyet etmeli fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmelidir. Öngörülen ve gerçekleştirmeye yönelik olan suç alanı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi önceki hareketinin devamı olmalı ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmalıdır", denilmek suretiyle sübjektif unsurun kriterleri belirtilmiştir.
Hırsızlığı kendisine meslek edinmiş bir kimsenin birçok hırsızlık suçunu işleyerek hayatını meşru olmayan yollardan kazanmak istemesi gibi genel bir saik birliğine gitmemek kaydıyla, müteselsil suçları oluşturan hareketlerin aynı gayeye yönelik olması hâlinde suç işleme kararında birlikten bahsedilebileceği, arada makul sayılabilecek bir zaman fasılasının bulunmasının veya eylemlerden birine başka bir şahsın katılmasının müteselsil suç vasfına engel olamayacağı doktrin ve uygulama tarafından benimsenmiştir.
Yine öğretide ve yargısal kararlarda suçların işlenme tarihleri arasında az veya çok bir zaman aralığının bulunması ve suç mağdurlarının birden fazla olması hâllerinde teselsülü reddetmenin adalet ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği kabul edilmiştir.
Konuya bu açıklamalar ışığında bakıldığında; sanık Mu.Tek.Astsb.Kd. Üçvş.A.N.Y.'nin her iki eylemi gerçekleştirirken hedeflediği temel maksadın askeri benzini özel aracında tüketmek olduğu ortadadır. Sanık bu benzinleri satmak ya da bir başkasına vermek niyetiyle hareket etmemiştir.
Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere, sanık her iki çalma eyleminde de 20'şer litre benzini 421639 plâkalı jeep şoförü A.Ç.'ye tüketeceğinden fazla miktarda benzin fişleri kestirterek temin ettirmiştir. Yaklaşık otuzar gün arayla işlenen her iki eylemde de;
1) Benzinlerin taşıma işlemi çanta bidon marifetiyle yapılarak, bu benzinler sanığın talimatı doğrultusunda hareket eden gardiyan Onb.H.K.'nin yardımıyla 28'inci Tümen Askeri Cezaevine nakledilmiştir.
2) Onb.H.K.'nin cezaevinin sivil eşya deposunda muhafaza ettiği benzinlerin zilyetliği Mu.Tek.Astsb.Kd.Üçvş.A.N.Y.'nin cezaevine gelmesiyle teslim alınmıştır.
3) Çalınmak suretiyle temin edilen askeri benzinler sanığın özel mülkiyetindeki araçların depolarına konulmuştur.
Sanık Mu.Tek.Astsb.Kd.Üçvş.A.N.Y.; sübutunda tereddüt bulunmayan her iki eylemde de üst ve amir olmanın kendisine sağladığı imkân ve otoriteyi aynı nitelikteki haksız kazanımları elde etmek için suiistimal ederek, astlarını hırsızlık cürmüne katılmaya zorlamıştır.
Konuya bu çerçeveden bakıldığında; çalma eylemlerinin seyir ve işleniş biçimi, kendilerine talimat verilen askerlerin cürümlerin icrasındaki katılımları, temin edilen haksız kazancın nitelik ve miktarı, eylemlerin işlendikleri mekânlar ve sanığın eylemlerini ne maksatla gerçekleştirdiğine yönelik kıstas ve kriterler her iki olayda da özdeş nitelik göstermektedir.
Sanığın; Jeep şoförü A.Ç.'nin aracının fazla miktarda benzin tükettiğinin anlaşılmasına engel olmak ve bunun sonucu olarak da olası bir araştırmaya sebebiyet vermemek için eylemlerini 30-40 günlük periyotlarla gerçekleştirdiğinin kabulü, olayın seyir ve gelişimine uygun düşmektedir.
Sanık; doğal olarak eyleminin gün ışığına çıkmasına engel olabilecek tedbirleri almak istemiş ve bu maksatla da şoför A.Ç.'ye yönelttiği benzin taleplerini (belirli bir önlem alma düşüncesi ile) 30-40 günlük periyotlara yaymıştır.
Esasen, sanık Mu.Tek.Astsb.Kd.Üçvş.A.N.Y. benzini temin eden jeep şoförü A.Ç.'den benzin talep ettiği ilk görüşmede bundan sonraki süreçte de bu doğrultuda uygulama yapacağına ilişkin niyet ve düşüncesini üstü örtülü de olsa dış âleme yansıtmıştır.
Tüm bu nedenlerden dolayı, işleniş biçimi itibariyle uyum ve ayniyet gösteren çalma eylemleri arasında düşünsel ve kronolojik bir irtibat bulunduğu, bunun sonucu olarak da değişik suç işleme kastıyla gerçekleştirilen eylemlerin aynı suçu işleme kararının icrası cümlesinden olmak üzere teselsülen işlendiklerinin kabulü gerekirken, bu eylemlerin müteaddit askeri eşyayı çalmak olarak vasıflandırılması kanuna aykırı görülerek, mahkûmiyet hükümlerini bu sebeplerle bozan Daire kararına yönelik yerinde görülmeyen Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy