(1632 S. K. m. 87)
Daire ile askeri mahkeme arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı emre itaatsizlikte ısrar suçlarının sübuta erip ermediği noktasındadır.
Daire, alkollü içki içilmesini yasaklayan ve suç tarihinden önce sanıklara tebliğ edilen hizmete ilişkin emrin doğal olarak birliğe içki sokulmasını da menettiğini, talimata aykırı hareket ederek birlik içeri alkollü içki sokan sanıklar açısından emre itaatsizlikte ısrar suçlarının oluştuğunu kabul ederek, aksi yönde değerlendirmeyle tesis edilen beraat hükümlerinin sübut yönünden bozulmalarına karar vermiş iken;
Askeri mahkeme; birlik içerisine alkollü içki sokulmasının yasaklandığına ilişkin herhangi bir emir veya talimat bulunmadığını, içki içilmesini yasaklayan emrin sanıklar aleyhine hüküm doğuracak şekilde genişletici bir yoruma tâbi tutulmasının kişi özgürlüğünün daha fazla kısıtlanmasına sebebiyet vereceğini belirterek, direnmek suretiyle her iki sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
Osmaniye Kh.Srv.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren sanık İs. Er A.B.'nin 21.4.2001 tarihinde aynı birlikte görevli diğer sanık İs.Er G.B.'ye para vererek dışarıdan alkollü içki almasını istediği, kışlayı çevreleyen tel örgüleri aşarak gizlice dışarı çıkan ve bir müddet sonra birliğe dönen G.B.'nin dışarıdan tedarik ettiği alkollü içkiyi diğer sanık A.B.'ye götürdüğü esnada Bl., Nöb.Astsb. tarafından yakalandığı, bölükte görevli erbaş ve erlerin alkollü içki kullanmalarını yasaklayan "Sağlık Koruma Emniyet Talimatının" her iki sanığa daha önceden tebliğ edildiği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile askeri mahkeme arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
ASCK'nın 87'nci maddesinde düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için; her şeyden önce "verilen emrin" askeri hizmete ilişkin olması zorunlu bulunmaktadır. Bu nedenle "hizmet ve hizmete ilişkin" kavramlarının tartışılmasında yarar vardır. Hizmet; TSK İç Hizmet Kanununun 6'ncı maddesinde "kanunlarla nizamlarda yapılması veya yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı ile veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir" şeklinde tanımlanmış iken, ASCK'nın 12nci maddesi hizmeti; "Malûm ve muayyen olan hususlar ile amir tarafından emredilen askeri vazife"nin madun tarafından yapılması.." olarak tarif etmiştir.
İç Hizmet Kanununun 7'nci maddesine göre ise vazife; "hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak veya men ettiği şeyi yapmamak" tır. Bu açıklamalar ışığında, ASCK'nın 12'nci maddesindeki "malûm ve muayyen olan askeri vazife"yi; kanunlarda yapılması veya yapılmaması açıkça gösterilmiş olan hususlar olarak; "bir amir tarafından emredilen vazife"yi ise; kanunlarda ve nizamlarda açıkça gösterilmeyip yetkililerin takdirlerine bırakılan hususlar şeklinde anlamak gerekmektedir. Bu tanımlamalardan çıkan ilk sonuç; emir vermeye yetkili amirlerin hizmetin düzgün, verimli ve kesintisiz bir biçimde yürütülmesini temin etmek maksadıyla ve kanuna aykırı olmamak koşuluyla somut kural ve prensipler koyabilme yetkisine sahip olduklarıdır.
ASCK' nın 12, 87 ile İç Hizmet Kanununun 6 ve 7'nci maddelerinin içeriğinden çıkan diğer sonuç ise, malûm ve muayyen hâle getirilerek ilgilisine duyurulan hizmete ilişkin kurallara bilerek ve isteyerek riayet edilmemesinin emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut verebileceğidir.
Diğer yandan, TSK İç Hizmet Kanununun 17'inci maddesine göre; amir niyetinin ahlâki, ruhi ve bedeni hâllerini daima nezaret ve himaye altında bulundurmakla görevlidir. Bu görevin bir gereği olarak birlik komutanlığının bütünlüğünü alkolün sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinden uzak tutmak, askerlik hizmetinin kesintisizlik ilkesine uygun olarak daima göreve hazır vaziyette bulundurabilmek amacıyla yasalarda belirtilmeyen konularda düzenleme yapılabileceği, askeri hizmetin düzgün ve verimli bir biçimde yürütülmesini hedefleyen bu düzenlemelere aykırı davranışların emre itaatsizlikte ısrar suçuna verebileceği yerleşik Askeri Yargıtay İçtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Konuya bu açıklamalar doğrultusunda bakıldığında; sanıklara suç tarihinden önce tebliğ edilen "Sağlık Koruma Emniyeti Talimatı" nın 42'nci maddesinde; "Hiçbir bölük erbaş ve erinin alkollü içki kullanmayacakları" açıkça belirtilmiştir.
Talimata bu maddenin eklenmesindeki temel maksadın; silâhaltındaki erbaş ve erleri alkolün fizyolojik ve psikolojik anlamdaki olumsuz etkilerinden korumak olduğu, dolayısıyla da mahiyeti itibariyle bu sonucun doğmasına neden olabilecek potansiyel hâl ve durumların ortaya çıkmasının da birlik komutanlığı tarafından önlenmek istendiğinin kabulü gerekmektedir.
Kaldı ki, birlikteki erbaş ve erlerin alkollü içki içmesine engel olmak amacıyla yapılan düzenlemenin aynı nitelikteki maddelerin kışlaya serbest biçimde sokulmasına ve bunların bölük içerisinde bulundurulmasına da müsaade etmeyeceği hukuk mantığının bir gereğidir.
Bu husus Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun konuyla ilgili 4.12.1997 gün ve 1997/157-156 ve 7.1.1999 gün ve 1999/20-5 sayılı kararlarında da açıkça kabul edilmiştir.
Bu yönüyle;
Birlik içerisindeki er ve erbaşların alkollü içki içmesine engel olmak maksadıyla bölük komutanı tarafından yapılan düzenlemenin kışlaya alkollü içki sokulmasını da kapsadığından hareket ederek, her iki sanık açısından atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübuta erdiği sonucuna varan Dairenin konuyla ilgili kabul ve değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, direnilmek suretiyle verilen beraat hükümlerinin sübut (esas) yönünden bozulmalarına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy