(1632 S. K. m. 82)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde amiri tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
Daire; sanığın amirine hitaben sarf ettiği o yıldızları sana yedireceğim sözünden sonra şahsına zimmetli tabancayla havaya ateş etmesi eyleminin askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçuna vücut verdiği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, atış öncesinde ve sonrasında aynı tehdit sözünü sarf eden sanığın kastının dikkate alınarak, eylemlerin bir bütün hâlinde amiri tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Yenice Jandarma Karakolunun komutanı olarak görev yapan sanığın, 27.10.2003 günü ilçeye gidip dönen J.Astsb.Çvş.E.D.'den, İlçe Jandarma Komutanı J.Yzb. M.N'nin kendisi ve karakol hakkında sorular sorduğunu öğrenince buna sinirlenip, bir iş için gittikleri okulun bahçesinde bulundukları sırada cep telefonuyla İlçe Jandarma Komutunun aradığı, Yüzbaşıya hitaben "komutanım ben hovarda bir insan değilim, sen benim hakkımda tahkikat yapamazsın, neden benimle uğraşıyorsun, o yıldızları sana yedireceğim" dediği, telefon kapandıktan sonra karakola döndüğü, İl Jandarma Komutanını arayıp karakolda görev yapmak istemediğini söylediği, akabinde karakol bahçesine çıkıp görevi gereği şahsına zimmetlenmiş, tabancayla ve şahsına ait mermileri sarf etmek suretiyle havaya yedi el ateş ettiği, sanığın evine gitmesinden sonra karakola gelen Yüzbaşının tanığı çağırttığı, sanığın Yüzbaşı ile görüşmek istemeyip karakol bahçesindeyken yüksek sesle "benim hakkımda kimse araştırma yapamaz. Alay Komutanından başkası ile görüşmem" gibi sözler sarf ettiği, ayrıca "ben o yıldızları ona yedirtmesini bilirim" dediği ve bilâhare Alay Komutan Yardımcısının karakola geldiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanığın, amirine hitaben söylediği "sana o yıldızları yedireceğim" şeklindeki sözün, sanık ve mağdurun sosyal statüleri ile olayın gelişimine nazaran, mağdurun iç dünyasında huzursuzluk yaratabilecek ve haksız bir zarara uğrama endişesi doğurabilecek nitelikte olduğu, yasanın koruduğu hukuki menfaati ihlâl edebilecek ciddiyette ve ASCK'nın 82/2'nci maddesi anlamında bir tehdit eyleminin gerçekleştiği, dolayısıyla amiri tehdit suçunun sübuta erdiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Amirinin, kendisi ve karakol hakkında bilgi edinmeye çalışmasına kızan sanığın, cep telefonu ile amirini tehdit ettikten sonra, bu şekilde görev yapamayacağını Alay Komutanına telefonla bildirip karakol bahçesine çıkarak havaya ateş ettiği, akabinde silâhını ve kimliğini yere atarak evine gittiği, sanığın havaya ateş ettiği sırada mağdur karakolda olmayıp ilçede veya yolda bulunduğundan sanığın havaya ateş etme eyleminden haberdar olmadığı, havaya atış sırasında tehdit içeren herhangi bir kelime kullanmayan sanığın bu hareketinin mağdurun bilgisine ulaşması için özel bir çaba da sarf etmediği, sanığın sorgusunda öne sürdüğü "hatta kendimi vuracaktım, ancak birkaç el ateş ettikten sonra arkamda bulunan birisi bana müdahale etti" şeklindeki savunmasının aksinin ispatlanamadığı, tanık J.Aststb.Çvş.E.D.'nin ifadesinde, "hâla sinirliydi, her şeye bağırıyordu, kendisini kaybetmişti" şeklinde beyanda bulunduğu ve sanığın havaya ateş etmesi nedeniyle mağdurun tehdit edildiğini düşündüğüne veya böyle bir endişeye kapıldığına dair herhangi bir beyanının söz konusu olmadığı dikkate alındığında, sanığın amiri tehdit kastıyla değil, kızgınlığını gidermek maksadıyla havaya ateş ettiği ve bu nedenle askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği ortaya çıkmaktadır.
Bu itibarla, sanığın oluş şekli yukarıda açıklanan eylemlerinin amiri tehdit ve askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak şeklinde iki ayrı suça vücut verdiği sonucuna ulaşmış olan Daire kararı yerinde bulunmuş ve Askeri Yargıtay Başsavcılığının isabetli görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy