(765 S. K. m. 51)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, haksız tahrikin derecesine (niteliğine) ilişkindir.
Daire, askeri mahkemenin hafif haksız tahrik hükmüne göre ceza indirimi yapmasının isabetli olduğu sonucuna varmış iken; Başsavcılık, mağdurun sarf ettiği küfrün etkisiyle sanıkta önemli boyutta gazap ve şedit elem oluştuğu ve bu nedenle ağır haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Top. Tb. K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 20.11.2003 tarihinde nöbetçi onbaşı Top. Onb. A.M.B. komutasındaki altı kişilik yemek mangasıyla birlikte yemek alımı için yemekhaneye gittiği, manganın acele etmesini isteyen nöbetçi onbaşı ile Top. Er E.Ş.'nin tartıştıkları, diğer askerler tarafından bu kişilerin ayrıklıkları, bu sırada nöbetçi onbaşının mangaya hitaben "sizin ananızı avradınızı sinkaf edeyim" şeklinde küfür ettiği, buna sinirlenen sanığın kevgirle onbaşının kafasına vurduğu ve bu darbe neticesinde onbaşının kafasında 5-6 cm.lik kesi oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; haksız tahrik hükümlerinin düzenlendiği TCK'nın 51'inci maddesinde, hangi eylemin hafif, hangisinin ağır haksız tahrik nedeni sayılacağı ve bu değerlendirmede hangi ölçütlerin dikkate alınacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, olayın ve haksız eylemin özellikleri, olayın gerçekleştiği toplumun değer yargılan, failin ve tahrik edenin psikolojik ve sosyolojik durumları ile eğitim ve kültür seviyeleri, olayın gerçekleştiği mekan ve zaman, kısaca yargılama konusunun tüm özellikleri göz önünde bulundurularak tahrikin derecesinin belirlenmesi gerektiği doktrin ve uygulamada kabul görmüştür. Yargılama makamı, değerlendirmelerinin sonrasında ulaştığı sonuca dair maddi ve hukuki gerekçeler göstermekle yükümlüdür. Temyiz incelemesini yapan merci, gösterilen gerekçelerde takdir zaafı ve isabetsizlik bulunup bulunmadığını ve uygulamanın hakkaniyete uygun olup olmadığını denetlemek yetkisini haizdir.
İnceleme konusu olayda, vakıa; onbaşının, yemekhane mangasına hitaben "sizin ananızı avradınızı sinkaf edeyim" sözünü sarf etmesinden sonra, manga mensubu olan sanığın üstü konumundaki onbaşının kafasına kevgirle vurmasından ve yaralamasından ibarettir.
Yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında, aynı ortamda birlikte yaşayan ve aralarında fazla rütbe farkı bulunmayan ast ve üst arasındaki fiili taarruz olaylarında, haksız tahrik hareketi veya sözü ile failin eylemi arasında oransızlık bulunmadığı durumlarda, ağır haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan; Türk toplumunun aile yapısı ve değer yargılarına göre, "ana"nın, gerek aile ve gerekse toplum içerisinde büyük bir önemi ve saygınlığı bulunmaktadır. Nitekim Anayasamızın "Ailenin Korunması" başlıklı 41'inci maddesinde, özellikle "ana"ya ayrı bir yer verilmiştir. İlk defa ailesinden uzaklaşıp asker ocağına gelen gençler arasında, "ana" kavramı bir kat daha fazla önem kazanmaktadır.
Mağdurun sarf ettiği sözün, manga mensubu her bireyi hedeflediği ve her fert nezdinde üstün değerlerinin aşağılandığı hissini yaratmaya fazlasıyla elverişli olduğu açıktır. Aile ve namus değerlerine yönelik bu sözün, bir onbaşı tarafından, ulu orta ve pervasız bir şekilde, tüm mangaya karşı söylenmesi neticesinde, manga mensuplarının ciddi bir üzüntü, sarsılma, hiddet ve öfke duyacakları aşikârdır.
Bu şekilde, kendisine karşı kullanılan küfürlü sözcüklerle ağır bir kışkırtmaya maruz kalmış olan sanığın, kevgirle bir kez üstü olan onbaşının kafasına vurmak şeklindeki eylemini, orantısız bir tepki olarak nitelemek mümkün değildir.
Bu itibarla, olay ve eylem tüm unsurlarıyla birlikte ele alındığında onbaşının sarf ettiği sözün hafif tahrik teşkil ettiği şeklindeki kabulün yasaya ve hakkaniyete uygun olmadığı kanısına varılmış; askeri mahkemenin bu kabule dayalı hükmünü onayan Daire karan isabetli görülmediğinden. Başsavcılığın itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılıp mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy