(353 S. K. m. 146)
Uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçilmeden önce dosyanın usul yönünden yapılan incelemesinde, sanığın sorgusunun tespit olunduğu istinabe duruşmasında iddianamenin okunmadığı görülmüş ve bu usule aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmediği meselesi tartışılmıştır.
Terhisli sanığın sorgu ve savunmasının tespiti maksadıyla istinabe mahkemesine talimat yazıldığı, istinabe mahkemesinde iddianame okunmakla birlikte, iddianame tebliği ile sorgu arasında yedi günlük sürenin geçmediği ve sanığa bu süreden yararlanma hakkı olduğunun hatırlatılmadığı, istinabe mahkemesince düzenlenen tutanaktaki bu yısaya aykırılığı gören askeri mahkemenin, bu kez ayrıntılı bir talimat yazıp tekrar sanığın sorgusunun tespitini istediği, sanığı çağıran istinabe mahkemesinin, sanığa iddianameyi verip haklarını hatırlatarak ve duruşmaya ara verilmesini islemediğine dair beyanını almak suretiyle sorgusunu tespit ettiği, ancak bu istinabe duruşmasında iddianamenin okunmadığı ve bu duruşma zaptının ulaştığı askeri mahkemede asken savcının iddianameyi okumasından sonra yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verildiği görülmüştür.
353 sayılı Kanunun 146 ve CMUK nın 236'ncı maddelerinin amir hükümlerine nazaran, sanığın sorgusundan önce iddianamenin okunmamış olmasının usule aykırılık teşkil ettiği açıktır. Ancak, bu usule aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmediği konusu değerlendirilirken, somut olayın özellikleri ve yasanın koruduğu hukuki menfaatin ihlâl edilip edilmediği dikkate alınmalıdır.
Sanığın ilk olarak sorgusunun yapıldığı istinabe duruşmasında iddianame okunmuş ve gerek sanığın ve gerekse kamunun suçlamadan haberdar olması sağlanmıştır. 353 sayılı Kanunun 120 ve 130'uncu maddelerine aykırılık nedeniyle tekrar sanığın sorgusu istenilmiş ise de, ilk istinabe duruşmasındaki yasaya uygun diğer işlemlerin hiç yapılmamış olduğu kabul edilemez. İkinci istinabe duruşması, sadece yasal hazırlık süresinin tanınması yönünden icra edildiğinden, bu duruşmada iddianamenin okunmamış olmasını esasa etkili bir usule aykırılık olarak görmek mümkün değildir. Kaldı ki, sanığın, bu usule aykırılık nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığına dair bir itirazı da bulunmamaktadır. Bu itibarla; iddianame, ilk istinabe duruşmasında okunmak suretiyle "aleniyet" ilkesinin gereği yapıldığından, ayrıca sanığa iddianame tebliğ olunup yasal süre hakkı hatırlatılarak sorgusu yapılmak suretiyle "savunma hakkına" riayet olunduğundan, belirlenen usule aykırılığın hükmün özüne etkili olmadığı sonucuna varılmış ve hükmün esas yönünden incelenmesine geçilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy