(1632 S. K. m. 192) (1111 S. K. m. 35/E)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, hakkında sevk tehir işlemi yapılan sanığa bu işlemin ve tehir süresinin bildirilmemiş olması nedeniyle, Mart 2002 celp dönemine dair TRT duyurusunun sanık bakımından geçerli kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.
Daire, TRT duyurusunda sevk tehir süreleri sona eren yükümlülerden bahsedilmesi nedeniyle, tehir süresinden haberdar olmayan sanığın TRT duyurusunun muhatabı olamayacağı sonucuna ulaşmış iken; askeri mahkeme, Asker Alma Yönergesindeki özel düzenlemeye göre, Öğretmen olan sanık hakkında belirli bir döneme bırakma şeklinde icra edilen sevk tehirinin sanığa tebliğinin zorunlu olmadığı ve sevk tehirine esas olan stajyerlik statüsünün kalktığını bilen sanık hakkında TRT duyurusunun geçerli olduğu düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
KTÜ Eğitim Fakültesinden 30.6.2000 tarihinde mezun olan sanığın 20.9.2000 tarihinde askerliğine karar alınıp, 2000/09 grup numarasına tâbi olduğunu ve muhtemelen Kasım 2001 celp döneminde sevkinin yapılacağını bildiren askerlik durum belgesinin kendisine teslim edildiği, Milli Eğitim Bakanlığının 22.12.2000 tarihli onayı üzerine 26.1.2001 tarihinde Ardanuç İlköğretim Okulunda stajyer Öğretmen olarak göreve başladığı, stajyer öğretmen olduğuna ilişkin 27.9.2001 tarihli Ek-A belgesini 28.9.2001 tarihinde Artvin Askerlik Şubesine ibraz edip "stajyer öğretmen olduğum için Kasım celp döneminde sevke tâbiyim, stajyerliğim dolmadığı için Mart dönemindeki celbe tâbi olmak istiyorum." beyanında bulunarak şevkinin tehirini talep ettiği, bu başvurusuna istinaden şevki Mart 2002 celbine bırakılan sanığa bu konuda herhangi bir tebligat yapılmadığı, 26.12.2001 tarihi itibariyle stajyerliğinin kaldırıldığının 2.1.2002 günü sözlü olarak kendisine bildirildiği, 21.3.2002 tarihine kadar askerlik şubesine başvurmayan sanığın 29.5.2002 tarihinde Artvin Askerlik Şubesine müracaat ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında; Mart 2002 celbinde sevke tâbi olduğunu bilmediğini ve kendisine celp kâğıdı gönderilmediğini beyan etmiştir.
1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun Ek 6'ncı maddesi: "Bu kanuna tâbi yükümlülerin celp ve sevkleri ile buna ilişkin işlemlerine ait diğer hususlar, Türkiye Radyoları ve Televizyonu aracılığıyla ilan edilmek suretiyle duyurulur. Bu duyuru yükümlülere tebliğ mahiyetindedir," biçimindedir. Bu madde uyarınca yerleşik hâle gelmiş uygulamada; yükümlülerin duyuruları takip edebilmeleri ve tebligatın olabildiğince ferdileştirilmesi bakımından, askerlik kararı alındığında yükümlülere grup numaraları bildirilmekte, duyurularda bu numaralara, ayrıca bakaya kalmış ve sevkleri tehir edilmiş olanlar bakımından özel düzenlemelere yer verilmektedir.
Mart 2002 celp dönemine ilişkin TRT duyurusunun ç/(l) bendi: "Yasal mazeretleri nedeniyle sevk edilemeyenlerden; sevk tehir süreleri 28 Şubat 2002 (dahil) tarihine kadar sona erenler ile 28 Şubat 2002 (dahil) tarihine kadar sevk tehirleri iptal edilen ve sevk tehiri iptal yazıları bu tarihe kadar askerlik şubesine ulaşanlar" şeklindedir.
1111 sayılı Kanunun "Ertesi seneye bırakma" başlığını taşıyan 3 5'inci maddesinin (E) fıkrasının ilk cümlesi: "Aşağıda belirtilen yükümlülerin askere celp ve sevkleri, Milli Savunma Bakanlığınca 33 yaşını doldurdukları yılın sonuna kadar tehir edilebilir" hükmünü, 2 nolu bendi de: "Devlet veya kendi hesaplarına yurt dışında veya yurt dışında staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora yapanlar" düzenlemesini içermektedir.
MSY: 70-1C Asker Alma Yönergesinin 8'inci bölümünün 3'üncü kısmı Tehir İşlemleri başlığını taşımakta olup, bu kısmın 1 'inci maddesi, 1111 sayılı Kanunun 35/E maddesinden yararlanacak olan yükümlülerin durumunu, 10'uncu maddesi ise öğretmenlerin erteleme işlemlerini düzenlemektedir. 3'üncü kısmın 10'uncu maddesi: "Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında fiilen görevli öğretmenlerden Kasım celbinde sevke tâbi olanlar istekli olmaları halinde, dilekçe ve İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden alacakları öğretmen belgeleriyle müteakip yılın Mart celbine ertelenir. Öğretmen belgelerinin yeni tarihli olmasına dikkat edilir. Öğretmen olarak Mart celbine bırakılmak istemeyen öğretmenlerin dilekçeleri alınarak Kasım celbinde sevkleri yapılabilir. Bu şekilde erteleme bir defa yapılır..." biçimindedir.
Somut olaya dönüldüğünde; 26.1.2001-26.12.2001 tarihleri arasında stajyer öğretmen olarak görev yapan sanığın, 1111 sayılı Kanunun 35/E maddesi gereğince sevk tehir hakkını haiz olduğu; ayrıca MSY: 70-1C Asker Alma Yönergesindeki özel düzenlemeye göre stajyerlik statüsü dikkate alınmadan, öğretmen olması nedeniyle sevkinin Kasım celbinden Mart celbine bırakılmasını isteme hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır. Sanığın 28.9.2001 tarihli bireysel başvurusunu yönergedeki bu özel düzenleme çerçevesinde değerlendiren askerlik şubesinin sanığın sevkini Mart celbine bırakmakla yetindiği,1111 sayılı Kanunun 35/E maddesinin öngördüğü şekilde ilgili kurum amirinin resmi başvurusu bulunmadığından, sevk tehiri yapıldığı hususunda kurum amirine bilgi verme ve tehir süresinin ilgiliye bildirilmesini isteme cihetine gitmediği görülmektedir.
Esasen, öğretmenler için öngörülen bu özel tehir düzenlemesinden yararlanan, stajyerliğinin kalktığından haberdar olan ve başvurusunda sadece sevkinin Mart celbine bırakılmasını isteyen sanığın, sevk tehiri talebine dayanak olan stajyerlik statüsünün sona erdiğinde askere gitmesi gerektiğini bildiği bir an için düşünülebilir ise de; yaptığı başvurunun kabul edilip edilmediğine ve sevkinin hangi tarihe kadar ertelendiğine ilişkin yazılı veya sözlü bir bilgilendirmeye muhatap olduğuna dair herhangi bir emare dava dosyasında bulunmadığından, sanığın sorgusunda öne sürdüğü "Mart 2002 celbinde sevke tâbi olduğumu bilmiyordum." savunmasının aksinin ispatlanamadığının, TRT duyurusunda geçen "sevk tehir süreleri 28 Şubat 2002 (dâhil) tarihine kadar sona erenler" cümlesine nazaran, sanığın bu tebligatın kendisini ilgilendirmediğini düşündüğünün veya en azından bu konuda tereddüt yaşadığının, dolayısıyla söz konusu dönem itibariyle sanık hakkında geçerli bir tebligat mevcut olmadığının kabulünde hukuki zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla; tebligat unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle oluşmayan bakaya suçundan sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken, hatalı bir hukuki değerlendirmeyle mahkûmiyet kararı verilmesi yasaya aykırı bulunmuş ve direnilmek suretiyle kurulan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy