(353 S. K. m. 160)
Uyuşmazlık konusu incelenmeden önce, direnilmek suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulurken sanığa son söz hakkının tanınıp tanınmadığı ve savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususları tartışılmıştır.
Mahkûmiyet hükmünün bozulması sonrası icra edilen ilk duruşmaya katılan sanığın kimliğinin tespit olunduğu, bozma ilâmının okunup önce sanığın, sonra askeri savcının bozmaya karşı beyanlarının alındığı ve tekrar sanığa söz verilmeden direnme kararı verilip mahkûmiyet hükmü kurulduğu görülmüştür.
353 sayılı Kanunun 160'ıncı maddesi; "son sözün sanığa ait olduğunu" açıkça belirtmiştir.
Askeri Yargıtay ve Yargıtayın yerleşik kararlarına göre, bozma kararıyla mahkeme kararı ortadan kalktığından, uyup uymama konusunda; karar verilmeden önce, duruşma usulüne dair hükümler aynen uygulanmalı ve direnme kararı verilirken, duruşmada beyanı alınan son kişi mutlak surette sanık olmalıdır. Emredici nitelikteki bu usul kuralına uyulmaması hâlinde, savunma hakkının kısıtlanmış olacağı açıktır.
İnceleme konusu dosyada; bozmaya uyup uymama konusunda önce sanık, sonra askeri savcı beyanda bulunup, tekrar sanığa söz verilmeden direnme kararı tesis edildiğinden, yasanın amir hükmüne rağmen, duruşmanın, sanığın sözüyle bitirilmemiş olması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran esaslı bir usul hatası olarak değerlendirilmiş ve direnilmek suretiyle kurulmuş mahkûmiyet hükmünün bu yasaya aykırılık nedeniyle usulden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy