(1632 S. K. m. 63)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın Mayıs 2002 celp döneminin hangi grubunda şevke tabi olduğunun tespit edilmesine yönelik araştırma yapılmamış olmasının, yoklama kaçağı suçunun başlangıç tarihinin belirlenmesine bir etkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire; sanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik yaratmayacak olsa dahi, maddi vakıanın hatalı tespitinin hükmün bozulmasını gerektirdiği ve bu nedenle, sanığın Mayıs 2002 celbinin hangi grubunda şevke tabi olduğunun belirlenmesinden sonra suç başlangıç tarihinin tespitinde zorunluluk bulunduğu sonucuna ulaşmış iken; askeri mahkeme; yoklamasını yaptırmayan yükümlünün hangi grupta şevke tabi olduğunun belirlenemeyeceği, yerleşik uygulamaya göre sanığın emsallerinin son sevk tarihini takip eden günün suç başlangıç tarihi olarak kabulü gerektiği ve bu nedenle yargılamada noksan soruşturma bulunmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Ahlat İlçesi nüfusuna kayıtlı 1982 doğumlu sanığın 23.7.2001 günü askerlik şubesine gelerek yoklamasını yaptırması gerektiğine dair 8.6.2001 tanzim tarihli son yoklama çağrı pusulasının, sanığın ailesinin oturduğu Gebze ilçesindeki adresinde 15.6.2001 günü babasına tebliğ edildiği, çağrıldığı tarihte askerlik şubesine gitmeyen sanığın gecikerek 19.12.2002 günü askerlik şubesine başvurduğu ve aynı gün yoklamasının yapılıp eğitim birliğine sevk edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yoklama kaçağı suçunun başlangıç tarihinin belirlenmelinde esas alınacak unsur, ASCK' nın 63/1-A maddesinde belirtildiği üzere; "yaşıtlarının veya birlikte işleme bağlı arkadaşlarının ilk kafilesinin yollanmış olmasıdır"
Dava dosyasında bulunan "Celp Dönemlerini Gösterir Çizelgemde, sanığın yükümlüsü olduğu Ahlat Askerlik Şubesinin Mayıs 2002 celp döneminde ve iki grup hâlinde sevk işlemlerini gerçekleştireceği yazılıdır. Bu celp döneminin 21-27 Mayıs ve 8-10 Temmuz olarak iki gruba ayrılmış olması, sanığın hangi grupla sevk edileceğinin araştırılmasını gerektirecek bir durum değildir. Zira; 2002 yılından bu yana yürütülen bu uygulamada, son yoklaması yapılmış yükümlülerin "rastlantısal" olarak bilgisayar tarafından iki gruba ayrıldıkları bilinen bir keyfiyettir. Dolayısıyla, işlemin niteliğine nazaran, yoklama kaçağı kalmış olan sanığın, yoklamasını zamanında yaptırmış olması hâlinde hangi gruba dâhil olacağını belirlemeye İmkân bulunmamaktadır.
Bu nedenle; yargılamada herhangi bir noksan soruşturma bulunmadığı kanısına varılmıştır.
Yargılamada herhangi bir eksiklik bulunmadığı belirlendikten sonra, yoklama kaçağı suçunun başlangıç tarihi olarak hangi tarihin esas alınacağı tartışılmıştır.
1111 sayılı Askerlik Kanununun "Cezalı Askerlik" başlığını taşıyan bölümünde yer alan 86'ncı maddesinde; "...birlikte askerlik muamelesine tabi oldukları doğumluların celp ve şevkine kadar da ele geçmeyen..." ibaresi yer almaktadır. Bu belirleme, ASCK'nın 63/1-A maddesinde yer alan "ilk kafile" tanımına ışık tutacak niteliktedir. Çağrıldığı tarihte yoklamasını yaptırmayan yükümlülerin, birlikte askerlik muamelesine tabi oldukları doğumluların celp ve şevkine başlanmasından sonra yoklama kaçağı statüsüne girdiklerini kabul eden kanun koyucunun bu iradesi dikkate alınmalıdır. Celp döneminin ilk grubunda yükümlünün emsallerinin celp ve sevk işlemlerine başlandığına göre, ilk grup, ilk kafile olarak kabul edilmeli ve ilk grubun son sevk tarihini takip eden gün suçun başlangıç tarihi olarak belirlenmelidir. Aksi yönde düşünülüp, her iki grubun tek bir kafile teşkil ettiği ve İkinci grubun son sevk tarihini takip eden günün suçun başlangıç tarihi olduğu kabul edildiğinde, yoklamasını geç yaptıran kötü niyetli yükümlülerin korunmuş olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu itibarla; çağrıya uymayıp zamanında son yoklamasını yaptırmayan sanığın emsallerinin ilk kafilesinin son sevk tarihinin, celbin ilk grubunun son sevk tarihi olan 27.5.2002 olduğu ve dolayısıyla sanığın sabit görülen yoklama kaçağı suçunun başlangıç tarihinin 28.5.2002 olduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle; askeri mahkemece suçun başlangıç tarihinin 11.7.2002 olarak belirlenmesi, maddi vakıanın hatalı tespiti sonucunu doğurduğundan, hükmün bu yasaya aykırılık sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy