(1632 S. K. m. 134)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı suçun vasfına ilişkindir.
Daire; sanığın sübutunda tereddüt bulunmayan eyleminin ASCK'nın 134'üncü maddesinde düzenlenmiş olan "tevdi edilen bir vazifeye müteallik olarak kasten hakikate muhalif rapor düzenlemek" suçunu oluşturduğu sonucuna vararak, mahkûmiyet hükmünün vasıf yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Başsavcılık, yargılama konusu eylemin emre itaatsizlikte ısrar suçu olarak nitelendirilip mahkûmiyet kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek, bozmaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
MSB Asal Daire Başkanlığının denetleme sonuç emrinin gönderilmesi üzerine, askerlik daire başkanlığınca aralarında askerlik şubesinin de bulunduğu 34 askerlik şube başkanlığına 19.10.2000 tarihli bir emir gönderilerek; şubeye ait lojmanda oturanların elektrik, su ve doğalgaz sayaçlarının bireysel abonelik hâline dönüştürülüp, işlemler neticesinin 1.12.2002 tarihine kadar gönderilecek kontrol formunda belirtilmesi istenmiştir.
Anılan emrin yayınlandığı sırada askerlik şube başkan vekili olarak görevli olan sanık Per.Astsb.Kd.Çvş.Y.Ç, tarafından sonradan düzenlenen kontrol formunun 15 nolu sütununda yer alan "lojmanların elektrik, su ve doğalgaz sayaçları müstakil aboneler adına ayrı ayrı yapılmış mı?" şeklindeki soruya "evet" şeklinde karşılık verilerek düzenlenen kontrol formunun yine sanığın isim ve imzasını taşıyan 28.11.2000 tarihli üst yazı ile askerlik daire başkanlığına gönderildiği, askerlik daire başkanlığının 11.4.2002 tarihli denetlemesi esnasında emrin gereğinin yapılmadığının belirlenerek, sanık hakkında soruşturmaya başlanıldığı sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık, aşamalarda verdiği ifadelerinde; geçmiş yıllarda lojmanlarda oturanlara ait birikmiş su ve elektrik borçları bulunduğunu, ilerleyen zaman içerisinde bu işleri halledeceği düşüncesinden hareket ederek yazıya olumlu cevap verdiğini, işlerinin yoğun olması ve meslekteki acemiliği nedeniyle bireysel abonelik işlemlerini gerçekleştiremediğini beyan etmiştir.
Askerlik daire başkanlığının mahiyeti yukarda açıklanan konuyla ilgili emrinin askeri hizmete ilişkin bir emir olduğunda tereddüt bulunmamakla birlikte; o tarihlerde askerlik şube başkanlığına vekâlet eden sanığın eylem bütünü içerisindeki kastının hangi suçu işlemeye yönelik olduğunun irdelenmesi gerekmektedir.
Sanık; askerlik daire başkanlığının 19.10.2000 tarihli emrinin şubeye gelmesinden yaklaşık 35 gün sonra hakikate aykırı bilgiler içeren kontrol formunu düzenleyerek, bu belgeyi kendi imzasını taşıyan resmi bir üst yazıyla bağlı olduğu askerlik daire başkanlığına göndermiştir.
Dosyada yer alan bilgilerden de anlaşılacağı üzere; önceki yıllarda askerlik şubesine ait lojmanlarda oturup ta tayin nedeniyle şubeden ayrılan bir kısım personelin suç tarihi itibarıyla ödenmemiş su ve elektrik borçları bulunmaktadır. Bu kişilere ait birikmiş elektrik ve su borçlarının ödenmemesi hâlinde su ve elektrik abonelerinin ayrılamayacağını, alınan emrin miadının (süresinin) dolmasına kadarda bu işlemlerin tamamlanamayacağını değerlendiren sanık; bu eksikliklerin daha sonra giderilebileceği düşüncesinden hareket ederek, üst ve amirlerine emir gereğini yerine getirmediği hâlde, getirdiğine ilişkin evrak göndermiştir.
Sanığın asıl kast ve maksadının; askerlik daire başkanlığınca verilen emre uymamak olduğunu gösterecek herhangi bir bilgi veya belge dosya içeriğinde yer almamaktadır.
Konuya sanığı yargılama konusu eylemi işlemeye yönelten saik ve elde etmeyi hedeflediği amaç (fayda) açısından bakıldığında da; sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili bir istem ya da irade sahibi olmadığı görülmektedir.
ASCK 'nın 134'üncü maddesi "Hizmete veya tevdi edilen bir vazifeye müteallik olarak kasten hakikate muhalif rapor veya takrir veya lâyiha ve sair resmi evrak tanzim eden ve veren veyahut bunların hakikate muhalif olduğunu bilerek mafevklere takdimine delâlet edenlerin 6 ay ile 3 sene arasında değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmalarını" öngörmüştür.
"...Rapor, takrir, lâyiha vesair resmi evrakın hizmete veya verilen vazifeye ait olması gerekir. Şahsa ait bir işe ilişkin raporlar eğer üstün hizmetine ait bir vazifesine ve astında hizmet dolayısıyla bildirmeye mecbur olduğu hususlara ilişkin değilse, bunlar hizmete ait değildir, söz konusu belgelerin tanziminde ve üste verilmesinde üstü kandırmak, aldatmak kastı gereklidir. Üstün aldanmış olması zorunlu unsur değildir. Belge maddeten doğru olmamalıdır..." (Rıfat TAŞKIN-Askeri Ceza Kanunu Şerhi Sayfa .230-231)
Yerleşik Yargısal uygulamaya göre; ASCK'nın 134'üncü maddesinde yer alan suçun oluşabilmesi için; askeri hizmete ilişkin bir konuda üst ve amirlerini kandırma şuur ve iradesiyle hareket edilerek, bu kişilere hakikate aykırı bilgiler içeren rapor, belge, takrir veya lâyiha sunulması ya da gerçeğe aykırı olduğu bilinmesine karşın bu nitelikteki evrakın üst ve amirlere takdimine neden olunması gerekmektedir.
Yargılama konusu olayımızda;
Askerlik şube başkanlığına vekâlet eden sanığın hakikate aykırı bilgiler içeren "Kontrol Formunu" düzenlediği andaki suç işleme kastının; askerlik daire başkanlığı tarafından cevabı miatlı olarak istenen evraka gerçeğe aykırı biçimde cevap vermekten ibaret olduğu açıktır.
Askerlik daire başkanlığınca verilen emirdeki konular hakkında gerekli girişim ve faaliyetlerde bulunmayan sanık, tamamıyla üst ve amirlerini yanıltmaya yönelik iradeyle hareket ederek, görevine giren ve doğru olmadığı kendisi tarafından da bilinen bir konu hakkında üst ve amirlerine gerçeğe aykırı bilgiler içeren evrak göndermiştir.
Sanığın oluş şekli yukarıda açıklanan eyleminin ASCK'nın 134'üncü maddesindeki suçu oluşturduğu sonucuna vararak; emre itaatsizlikte ısrar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü vasıf yönünden bozan Dairenin konuyla ilgili değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, mahkûmiyet hükmünün yerinde olduğuna yönelik Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy