(353 S. K. m. 205, 254, 253) (1632 S. K. m. 91)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; ASCK'nın 91/4'üncü maddesinde 22.1.2004 gün ve 5078 sayılı Yasayla yapılan ve hükümlüler açısından lehe düzenlemeler içeren cezaların tayin ve tertip işlemi esnasında;
1) Duruşmanın ne şekilde icra edileceğini, iddia ve savunma makamlarının vicahi yargılamaya ne şekilde katılacaklarını düzenleyen 353 sayılı Kanunun amir hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı,
2) Mahkemenin esas ve uygulamaya yönelik konularda gerekçe gösterme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, noktasındadır.
Daire; hükümlü hakkında yenibaştan bir yargılama yapılmamasından dolayı mahkemenin ne duruşma usulünü düzenleyen kurallara riayet yükümlülüğünün ne de esasa ve uygulamaya yönelik konularda gerekçe gösterme zorunluluğunun bulunmadığı sonucuna vararak, askeri mahkeme hükmünün onanmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, sadece lehe düzenlemeler içeren kanun hükmünün tatbiki amacıyla da olsa, duruşmanın ne şekilde yürütüleceğini ve gerekçeli kararda nelerin yer alması gerektiğini öngören ASMKYUK'nın amir hükümlerinin bu aşamada da aynen uygulanması gerektiğini ileri sürerek, onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Askeri Ceza Kanunun Geçici 2'nci maddesi;
5078 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ASCK'nın 91'inci maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamına giren suçlardan dolayı hakkında idam cezası verilen hükümlülerin dosyalarından;
Henüz Askeri Yargıtaya gönderilmemiş olan veya Askeri Yargıtay Başsavcılığında bulunan yahut Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmiş olanlar, hükmü veren askeri mahkemece duruşma açılarak,
Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde karara bağlanır." hükmünü getirmiştir.
Madde hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu madde sonuç cezası idam olan hükümlülere ilişkin dava dosyaları ile ilgili olup, yasa koyucu, sadece bu nitelikteki dava dosyalarının ele alınma süresi ve şekli hakkında bir düzenleme getirmekte ve bu dosyalar için duruşma açılmasını öngörmektedir.
Bu durumda, ASCK'nın 9l/4üncü maddesinin uygulanmasına rağmen, sonuç cezası idam olmayan kesinleşmiş hükümlerle ilgili taleplerin ise,353 sayılı Kanunun 253 ve 254'üncü (CMUK 402) maddeleri uyarınca dosya üzerinden ve herhangi bir süre kısıtlamasına bağlı olmaksızın inceleneceği kuşkusuzdur.
Hükümlü O.B. hakkındaki mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesini yapan Askeri Yargıtay 5'inci Dairesinin 23.9.1998 gün ve 1998/439-491 E. K sayılı ilâmı ile onanarak kesin hüküm hâline dönüştürülmüştür.
Ceza yargılamasına konu edilen uyuşmazlığı kesin ve nihai bir biçimde sona erdiren ve artık tüm hukuk âleminde sonuç doğuran bu kararın ortadan kaldırılıp, aynı mesele hakkında yeniden yargılama yapılabilmesini temin edebilmek için ASMKYUK'nın 228-242'nci maddelerinin sınırlı hâl ve durumlar için öngördüğü yargılamanın yenilenmesi müessesesinden başka hukuki yol ve yöntem bulunmamaktadır.
Kesin hükmün bağlayıcılığının kabulüne ise hukuki istikrar ve güvenin tesis edilmesi yönündeki toplumsal ihtiyaçlar neden olmuştur.
Bu nedenlerle;
ASCK'nın 91/4'üncü maddesinde yapılan lehe değişiklik karşısında, askeri mahkemece yeniden bir yargılama yapılamayacağından, lehe kanun uygulaması ile ilgili istem hakkında duruşmasız işlere ait bir kararla hükme varılması gerekirken, duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucunda lehe düzenlemeler içeren kanun hükümlerinin uygulanması ve hüküm fıkrasında da kararın resen temyize tâbi olduğunun açıklanması usule aykırı görülmüştür.
Zira, incelemeye esas dava dosyasında ASMKYUK'nın 116-180'inci maddelerinin öngördüğü anlamda yeni bir yargılama ve delil değerlendirilmesi yapılmamaktadır. Sürdürülen yargısal faaliyetin esası ise; sonradan yürürlüğe giren lehe düzenlemenin hükümlü hakkında uygulanarak, otuz yıl ağır hapis cezasına ilişkin önceki hükmün 20 yıl ağır hapis cezası olarak belirlendiğinin açıklanmasından ibarettir.
Bu doğrultudaki işlemlerin mahiyeti itibariyle herhangi araştırma, inceleme ya da delil ve sübuta yönelik konularda değerlendirme yapılmasına ihtiyaç göstermediği gibi takdir hakkının kullanımına ilişkin yargısal bir faaliyete de imkân sağlamadığı ortadadır.
Askeri mahkemece 11.08.2004 tarihinde yapılan işlem; Askeri Yargıtay 5'inci Dairesinin 23.9.1998 gün ve 1998/439-491 E.K. sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşen askeri mahkemenin 15.4.1998 gün ve 1995/29-61 E.K. sayılı hükmüne bir müdahale olmayıp, klâsik anlamda bir yargılama ve delil değerlendirmesi yapılmadan otuz yıl ağır hapis cezasına ilişkin Önceki hükmün lehe olan kanun karşısında yirmi yıl ağır hapis olduğunun belirtilmesinden ibarettir. Bu karar ise, niteliği itibariyle resen temyize tâbi bir hüküm olmayıp, ancak ASMKYUK'nın 253 ve 254'üncü maddeleri gereğince itiraza konu olabilecek türde bir karardır. Ayrıca, askeri mahkemenin bahse konu kararı istem doğrultusunda verildiği için taraflarca itiraz edilmemiştir. Bu durumda, hükümlü hakkında yirmi yıl ağır hapis ve fer'ilerine ilişkin 11.8.2004 gün ve 2004/523-377 E.K. sayılı karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğundan söz edilemez.
Diğer yandan, askeri mahkemenin yasa yolunun tayininde yanılgıya düşerek, verdiği kararın resen temyizi kabil olduğunu bildirmesi de işlemin tâbi olduğu olağan yasa yolunu değiştirmez.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin hükümlü Hv.P.Er O.B. hakkında verdiği ve hukuki mahiyeti itibariyle hükümlünün lehe olan kanun hükümleri karşısında ne kadar cezai müeyyideye tâbi tutulacağını belirlemekten ibaret kararının 353 sayılı Kanunun 205/A maddesi kapsamında temyizi kabil bir hüküm olmadığı, hükümlü hakkında tertip olunan sonuç cezanın 20 yıl ağır hapis cezası olmasının da bu kuralın uygulanması açısından kanuni bir istisna oluşturmadığı değerlendirilerek, taraflarca da itiraza konu edilmeyen kararın Askeri Yargıtay tarafından incelenmesine yasal imkân bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Askeri Yargıtay Başsavcılığının ileri sürdüğü itiraz gerekçelerinde isabet görülmemiş ise de; hakkında kanuni başvuru koşulu gerçekleşmeyen kararı inceleyerek onayan Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin onama kararının itiraza atfen ve resen kaldırılarak, dosyanın mahal askeri mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy