(1632 S. K. m. 63) (353 S. K. m. 96)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, yargılamada noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire; sanığın emsallerinin sevk tarihleri ile sanığın ele geçirilişine ilişkin belge ve bilgilerin istenilerek öz vakıanın ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, dosyada mevcut celp dönemlerine dair çizelgeye itibar edilmesi gerektiği, MSY: 70-1C Asker Alma Yönergesinin sevk tarihlerini açıkça belirttiği, sanığın yakalandığına dair tespit içeren teslim tutanağı ile sanığın beyanları uyumlu olduğundan yakalandığı hususunda herhangi bir tereddüt olmadığı ve bu nedenlerle yargılamada noksan soruşturma bulunmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Sanığın 29.9.1999 günü son yoklamasını yaptırmak üzere askerlik şubesine başvurması gerektiğini bildiren 8.6.1999 tarihli son yoklama çağrı pusulasının, sanığın nüfusa kayıtlı olduğu köy adresinde amcasına 7.7.1999 tarihinde tebliğ edildiği, çağrıldığı tarihte şubeye uğramayan sanığın 24.6.2002 tarihinde polis tarafından ele geçirilip 25.6.2002 günü yoklaması yapılarak eğitim birliğine sevkinin sağlandığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
A. Emsallerinin Sevk Tarihlerine İlişkin Sorun:
Şırak Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından düzenlenen suç ve davet cetvelinde, sanığın emsallerinin ilk kafilesinin sevk tarihinin 21.2.2000 olarak gösterildiği, hazırlık soruşturması aşamasında tasdiksiz fotokopi hâlinde dosyaya konulmuş olan "Askerlik Şubesinin 2000 Yılına Ait Celp Dönemlerini Gösterir Çizelgede Şırnak Askerlik Şubesinin celp döneminin "Şubat 2000" şeklinde belirtildiği, ancak bu çizelgede Şubat ayının hangi günlerinde sevk yapılacağına dair açıklık bulunmadığı, dayanağı dava dosyasında yer almayan 27.2.2000 tarihini Şırnak Askerlik Şubesinin son sevk tarihi olarak kabul eden askeri savcının, bu tarihi esas alarak suç tarihini belirleyip iddianame düzenlediği ve askeri mahkemenin de bu konuda herhangi bir araştırma yapmadan iddianameye itibar ederek mahkûmiyet hükmü kurduğu görülmüştür.
MSY: 70-1C Asker Alma Yönergesinin 2'nci bölümünün 4ncü kısmının ilk maddesi : "Her yıl erbaş ve er statüsünde silâhaltına alınacak yükümlülerin celp ve sevk günleri Milli Savunma Bakanlığınca aksi bildirilmediği sürece aşağıdaki şekildedir.
a. 21 Şubat - 27 Şubat
b. 21 Mayıs-27 Mayıs
c 21 Ağustos - 27 Ağustos
ç. 21 Kasım - 27 Kasım " düzenlemesini içermektedir. Bu maddede belirtildiği üzere, Şubat celp döneminde sevkler 21-27'nci günler arasında yapılacaktır. Ancak, yine madde metninden anlaşılacağı gibi, bu tarihlerin geçerli olabilmesi için, "Milli Savunma Bakanlığınca aksinin bildirilmemiş olması" gereklidir.
Dava dosyasında Şubat 2000 celbi için Milli Savunma Bakanlığının aksi yönde bir emir çıkarıp çıkarmadığına dair bir açıklık bulunmamaktadır. Bu ihtimal bertaraf edilmeden, doğrudan Asker Alma Yönergesindeki genel celp tarihlerine itibar edilmesinin isabetli olmadığı, dolayısıyla bu hususun ilgili yerlerden sorulmadan ve sanığın emsal sevk tarihlerine dair somut bilgi ve belge usulüne uygun bir şekilde dava dosyasına konulmadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
B. Sanığın Yakalanıp Yakalanmadığına İlişkin Sorun:
Birlik Komutanlığınca suç dosyasına, askerlik şubesi başkanlığı tarafından onaylanmış fotokopi hâlindeki 25.6.2002 tarihli teslim tutanağının konduğu, bu tutanakta, sanığın 24.6.2002 günü şüphe üzerine polis tarafından yakalanıp, yoklama kaçağı suçundan arandığının tespit edilmesi sonrası 25.6.2002 günü jandarmaya teslim edildiğinin yazılı olduğu, bunu yeterli görmeyen askeri savcının sanığın yakalanmasına dair tüm evrakları Şırnak Askerlik Şubesi Başkanlığından istediği, askerlik şubesinde bu konuda başka evrak bulunmadığının bildirilip, dosyadaki teslim tutanağının bir suretinin askeri savcılığa gönderildiği, suç ve davet cetvelinde sanığın yakalanarak ele geçtiğinin belirtildiği, sanığın bölük komutanı tarafından alınan hazırlık ifadesi ile askeri mahkemece tespit olunan sorgusunda, 24.6.2002 günü kimlik kontrolü sırasında yakalandığım ifade ettiği, sanığın yakalandığı belirtilen yer olan Manavgat'ın emniyet birimlerinden ve Manavgat Askerlik Şubesi Başkanlığından yakalama tutanağını istemeyen askeri mahkemenin, teslim tutanağı ile sanığın sorgusuna dayanarak sanığın yakalandığını kabul ettiği görülmüştür.
353 sayılı Kanunun 96/3'üncü maddesi, sanığın suçunu itiraf etmesi halinde dahi, öz vakıanın soruşturulmasını emretmektedir. Sanığın beyanı dışında, yakalanma vakıasına dair yegâne delil teslim tutanağı olup, bu tutanak ile geçirilme tarihinin ertesi günü düzenlendiğinden, sanığın ele geçirilişine ilişkin ayrıntılar ve ele geçiren kişilerin isimlerini içermemektedir. Söz konusu tutanak, esasen sanığın jandarmaya teslimi amacıyla düzenlenmiş olduğundan, yakalanmaya ilişkin tespitin güvenilir ve tek başına yeterli olduğu kabul dilemez. Bu nedenle, özellikle temel cezanın tayininde büyük önemi olan akalarıma unsurunun kuşkudan arınmış bir şekilde ortaya konulması gerekirken, bu konuda yeterli araştırma yapılmadan sanığın yakalandığının kabul edilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak; değinilen eksiklikler giderildikten sonra belirlenecek duruma göre maddi ve hukuki değerlendirme yapılması gerektiği, dolayısıyla Daire kararının yerinde olduğu kanısına varıldığından, Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy