(353 S. K. m. 217)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; sanığın dilekçe vermek suretiyle yaptığı müracaatın temyiz başvurusu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinden ibarettir.
Daire, sanığın dilekçe vermek suretiyle yaptığı başvurunun temyiz iradesini yansıtmadığını, dilekçenin veriliş maksadının hükmolunan ağır para cezasının terhis de taksitler hâlinde ödenmesini istemekle sınırlı olduğunu kabul ederek, temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar vermiş,
Başsavcılık ise, sanığın dilekçesinin temyiz başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Sanık H.T.; yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün kendisine tebliğ edildiği 1.9.2003 tarihinde görev yaptığı bölük komutanlığına vermiş olduğu dilekçesinde "Geç İltihak Suretiyle Bakaya kalmak suçundan dolayı almış olduğum 727.000.000 TL ağır para cezasını şu an asker olduğumdan ve ödeyecek durumda olmadığından dolayı terhisimde taksitlendirilerek ödemek istiyorum" şeklinde bir istemde bulunmuştur.
Dilekçe aracılığı ile ortaya konan irade içeriğinin açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından, müracaata konu edilen olguların yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde tartışılıp irdelenmesi gerekmektedir.
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun; 5/3'üncü maddesinde. "mahkemenin gerekli gördüğü takdirde hükmedeceği para cezasının tayin edeceği sürelerde ve belirli taksitlerle ödenmesine karar verebileceği" belirtilmiş iken, aynı Kanunun 5/4'üncü maddesinde "taksit süresinin iki yılı geçemeyeceği ve taksit miktarının dörtten eksik olamayacağı" hükme bağlanmıştır.
Para cezasının takside bağlanmak suretiyle infazına karar verilmediği durumlarda ise; 647 sayılı Kanunun 5/9'uncu maddesi hükümlülere ayrı bir alternatif sunarak "bir aylık süre içerisinde toplam para cezasının üçte birini ödeyen hükümlülerin isteği üzerine geri kalan para cezasının birer aylık 2 taksitte ödenebilmesine" imkân sağlamıştır.
Para cezalarının mahkemece takside bağlanmak suretiyle tahsiline karar verilmesi ile, hükmün kesinleşmesinin ardından infaz safhasında taksitlendirilmesi arasında bir husus dikkat çekmektedir.
Kanun, infaz safhasındaki taksitlendirme işleminin ancak 3 aylık eşit taksitler hâlinde yapılabileceğini öngörmesine rağmen, mahkemelerin hükmettiği para cezalarının 4'ten başlayıp 24'e kadar varabilen taksitler hâlinde tahsiline imkân sağlamıştır.
Bu yönüyle mahkemenin para cezasının taksitler hâlinde tahsiline karar vermesinin, infaz safhasındaki taksitlendirme imkânına oranla daha avantajlı sonuçların doğmasına sebebiyet vereceği açıktır.
Diğer yandan, 647 sayılı Kanunun 5'inci maddesi, bir atıfet maddesi niteliğinde olmayıp, failin ve fiilin özelliklerine göre cezanın bireyselleştirilmesini, bunun doğal bir sonucu olarak da cezanın mahkûmiyet ilkelerine uygun bir biçimde infazını hedeflemektedir.
Kanun koyucu, ceza adaletinin bir gereği olarak para cezasının takside bağlanmak suretiyle infazını mahkemenin takdirine bırakmıştır. Askeri mahkemenin, bu değerlendirmeyi yaparken sanığın iktisadı ve sosyal durumu ile suç tarihinden önceki geçmişini dikkate alacağı açıktır.
Dosyaya yansıyan öykü ve safahatına göre, okuryazar olmasının dışında ilköğrenimini bile tamamlamadığı anlaşılan sanığın, içerisinde bulunduğu sosyo-kültürel yapının doğal bir sonucu olarak hangi yönde talep veya istemde bulunduğunu herhangi bir yorum, tahmin ya da tereddüde yer vermeyen açık ve anlaşılabilir cümlelerle ifade etme yeteneğine sahip
Olamayabileceği de göz önüne alınmalıdır.
Konuya bu açıdan bakıldığında; sanığın mahkûm olduğu ağır para cezasının terhisinde taksitlendirilerek ödemek istediği yönündeki müracaatının, kanunun kendisine tanıdığı imkândan faydalandırılmamasından kaynaklanan bir memnuniyetsizlik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Adalete olan inanç ve güvencin tesisi bakımından, sanıkların en temel haklarından olan hükme karşı kanun yoluna başvurma imkânının bu esaslar dâhilinde hareket edilerek, genişletici bir yorumla ele alınıp, korunmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Dilekçe metninin yukarıda belirtilen esas ve kriterler dâhilinde yorumlanması sonucunda ise, sanığın hakkında verilen ağır para cezasının taksitler hâlinde tahsiline imkân sağlanmamasını haksız ve kanuna aykırı bularak, temyiz yoluna başvurduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla; isabetli görülen Başsavcılık itirazının kabulü ile temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, dava dosyasının temyiz incelemesinin yapılabilmesi için Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy