(1632 S. K. m. 132)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, eylem bütünü içerisinde noksan soruşturma teşkil edecek herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığından ibarettir.
Daire; sanığın hangi banka hesabından, ne miktarda parayı kaç defada çektiğinin konuyla ilgili belgeler getirtilerek aydınlatılmamasının, mağdur ile sanık arasında birbirlerinin maaşlarını çekme konusunda bir yardımlaşma veya birbirlerine kartlarını verme şeklinde bir uygulamalarının bulunup bulunmadığının, mağdurun sahip olduğu bankamatik kartının şifresini sanığa söyleyip söylemediğinin, söylememiş ise sanığın bunu ne şekilde öğrenmiş olabileceğinin araştırılmamasının keza soruşturmayı başlatan bölük komutanının olayı sanığın arkadaşlarından öğrendiği şeklindeki vak'a kanaat raporuna yansıyan değerlendirmesine rağmen bu konuda kim ya da kimlerin bilgisi olduğunun soruşturulmamasının maddi vakıanın tespiti ve sanığın suç işleme kastının ortaya çıkarılması açısından noksan soruşturma teşkil ettiğini kabul ederek, mahkûmiyet kararını bozmuş,
Başsavcılık ise. bu yöndeki eksikliklerin davanın esasını ve seyrini değiştirecek nitelikte olmadığını, eylemini hazırlık soruşturmasında açıkça, soruşturma safhasında ise kaçamaklı şekilde ikrar eden sanığın bu ifadelerinin mağdurun samimi ve tutarlı anlatımları ile de bütünlük arz ettiği ileri sürülerek, bozmaya ilişkin kararın kaldırılmasına, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi istemiyle Daire kararına itiraz edilmiştir.
Sanığın, 15.1.2001 tarihinde misafirhanede aynı odada kaldığı arkadaşı İs.Atğm.Ö.A.'nın cüzdanından bankamatik kartını rızası olmaksızın gizlice alarak banka hesabından 400.000.000 TL parasını çektiği, maaşını çekmek için bankaya giden mağdurun bankamatik kartının cüzdanında olmadığını fark ettiği, daha sonra banka cüzdanını alarak tekrar bankaya gittiğinde maaşının çekildiğini öğrendiği, yaptığı araştırma sonunda maaşının çekilmesinden hemen sonra bir astsubayın ATM'de işlem yaptığını tespit ederek anılan astsubayı bulduğu, astsubayın maaşını bir uzman çavuş vasıtasıyla çektirdiğini söylemesi üzerine uzman çavuşla görüştüğü, uzman çavuşun tarif ettiği eşkale göre parasının sanık tarafından çekildiği sonucuna vararak konuyu kendisine açtığı, sanığın, bankamatik kartını kendisinin aldığını ve parayı çektiğini açıklayarak 400.000.000 TL parayı verdiği, böylece arkadaşının parasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanık; 17.4.2001 tarihinde birlik komutanı tarafından tespit olunan ifadesinde 15.1.2001 tarihinde parayı çektiğini, bundan vicdanen rahatsızlık duyarak parayı aynı gün içerisinde mağdura teslim ettiğini, yaptığının hata olduğunu beyan etmiş iken;
İstinabe suretiyle tespit olunan sorgusunda, mağdur Atğm.Ö.A. ile para çekme hususunda aralarında karşılıklı teklif bulunmadığını, gerek mağdurun gerekse kendisinin birbirlerine ait bankamatik kartlarını evvelce kullandıklarını, bu nedenle de olay günü mağdurun bankamatik kartını kullanarak para çektiğini, sonrasında da çekmiş olduğu bu parayı kendisine geri verdiğini ileri sürmüştür.
Mağdur İs.Atğm.Ö.A.; birlik komutanı tarafından saptanan 19.4.2001 tarihli hazırlık ifadesinde, sanıkla görüştüğünde kartı izinsiz alıp para çektiği için kendisinden özür dilediğini, hemen ardından da parayı iade ettiğini açıklamış tanık sıfatıyla vermiş olduğu soruşturma ifadesinde ise; sanığın eylemini önce inkâr etmesine karşın sonradan paraya ihtiyacı sebebiyle aldığını söylediğini beyan etmiştir.
Dosyada yer alan bilgilere göre, 15.1.2001 günü gerçekleştirdiğini ileri sürülen eylemin soruşturulmasına 17.4.2001 tarihinde başlanmıştır.
Askeri mahkeme; işlendiği iddia edilen tarihten 92 gün sonra hazırlık soruşturmasına konu edilen eylemle ilgili olarak mağdur ve sanık ifadesi dışında herhangi bir delili dosyaya dâhil etmeksizin, ilerleyen safhalarda farklılık gösteren bu beyanlara esaslı delil sıfatıyla itibar ederek, mahkûmiyet yönünde hüküm kurmuştur.
Yargılamaya esas maddi gerçeğin, iddia ve savunmaya yönelik beyanlara bağlı kalınmadan, eldeki tüm hukuki imkânlar kullanılarak, çok yönlü bir biçimde araştırılması Ceza Yargılama Hukukunun temel görevidir.
Atılı eylemin hangi tarih ya da tarihlerde gerçekleştirildiği, sanığın hangi miktarda parayı kaç seferde nerelerden çektiği, bu parayı ne kadar süreyle muhafaza ederek, mağdura hangi tarihte kim ya da kimlerin yanında iade ettiği şeklindeki maddi vakıanın özünü teşkil eden ayrıntılar hiçbir biçimde araştırılmamıştır.
Bilindiği üzere; arkadaşının eşyasını çalmak suçunun oluşumu için başkalarının açık veya örtülü bir rızası olmaksızın başkasına ait bir nesnenin faydalanmak kastıyla bulunduğu yerden alınması gerekmektedir.
Kendisine ait bankamatik kartının bulunduğu yerden alınıp kullanılmasına geçmişteki ilişkileri sebebiyle mağdurun açık ya da zımni rıza gösterip gösteremeyeceğinin belirlenmesi, sanığın eylem bütünü içerisinde suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin tespiti açısından da esaslı derecede önem taşımaktadır.
Sanığın bu yöndeki iddialarının her türlü şüphe ve tereddüdü ortadan kaldıracak biçimde araştırılması için;
Sanığın soruşturmada ileri sürdüğü hususlar hakkında mağdurun etraflıca bir biçimde ifadesine başvurularak, sanıkla aralarında birbirlerinin maaşlarını çekme ya da ihtiyaç hâlinde bankamatik kartlarını kullanma konularında açık ya da örtülü bir anlaşmalarının bulunup bulunmadığının, önceki tarihlerde maaş ya da para çekmek için birbirlerine ait bankamatik kartlarını karşılıklı ya da tek taraflı olarak kullanıp kullanmadıklarının, bankamatik kartının şifresini sanığa evvelce söyleyip söylemediğinin, söylememiş ise, kartın şifresinin sanık tarafından ne şekilde öğrenilmiş olabileceğinin, olayı tespit etmesinin ardından yetkili amirlerine bildirip bildirmediğinin, şikâyet konusu yapmaya değer görmemiş ise nedeninin sorulması gerekmektedir.
Sanığın bankamatik kartının şifresini ne şekilde öğrendiğinin (mağdurun kendisine söylemesi veya teknolojik imkânları kullanarak) belirlenmesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.4.2000 gün ve 2000-6/62-72 ve 10.4.2001 gün ve 2001-6/30-57 sayılı emsal nitelikteki kararlarda da açıklandığı üzere; atılı eylemin hırsızlık ya da TCK'nın 525/b maddesinde yer alan "bilgileri otomatik işleme bağlanmış bir sistemi kullanarak hukuka aykırı yarar sağlamak" suçlarından hangisini oluşturabileceğinin tespiti açısından da önem taşımaktadır.
Diğer yandan, düzenlediği vak'a kanat raporunda, yargılama konusu eylemi sanığın başka arkadaşlarından öğrendiğini belirten bölük komutanı Yzb. M.Aa.nın ifadesine başvurulup, bu konuda bilgi sahibi olanların kimliklerinin belirlenerek, kendisine olayı ne şekilde açıkladıklarının araştırılması, bilgi ve görgüsü olduğu belirlenen kişi ya da kişilerin de bu kapsamda tanık sıfatıyla dinlenilmeleri gerekmektedir.
Bu itibarla; askeri mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünü yukarıda belirtilen nedenlere dayalı olarak noksan soruşturma sebebiyle bozan Daire kararında herhangi bir isabetsizlik görülmeğinden, Başsavcılığın yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy