(353 S. K. m. 217)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; sanığın dilekçe vermek suretiyle yaptığı müracaatın temyiz başvurusu olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinden ibarettir.
Daire, sanık K.Ç.'nin el yazısını taşıyan dilekçe ile yaptığı başvurunun temyiz iradesini yansıtmadığını, dilekçenin veriliş maksadının kendisi hakkında keyfi işlem yaptığını iddia ettiği psikiyatri uzmanı doktoru şikayet etmekle sınırlı olduğunu kabul ederek, temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına karar vermiş,
Başsavcılık ise, sanığın dilekçesinin temyiz başvurusu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Sanık K.Ç, nin tutuklu olarak bulunduğu Erzurum Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğü kanalıyla göndermiş olduğu dilekçesinde; geçmişinde 2 kez askeri mahkeme, 2 kez de adli mahkemelerce verilmiş mahkûmiyetleri bulunmasına karşın aynı durumda olun askerlerle bir tutulmayarak kapsamlı bir şekilde müşahede altına alınmadığını, sebebini bilmediği bir biçimde rahatsızlığı ile ilgili soru dahi sorulmadan tedaviye ihtiyacı olup olmadığı da araştırılmadan kendisine 4 ay ceza verildiğini, buna bağlı olarak da önceki suçlarla ilgili şartla tahliye kararının geri alınmasına karar verilerek, dava dosyasının kapatıldığını, bunlara neden olan psikiyatri uzmanından şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
Dilekçe aracılığı ile ortaya konulan irade içeriğinin açıklığa kavuşturulabilmesi için; müracaata konu edilen olguların dosyada yer alan bilgi ve belgelerden faydalanılarak tartışılması gerekmektedir.
Hazırlık ve soruşturma safhalarında psikolojik rahatsızlıktan bulunduğunu ileri süren K.Ç.'nin duruşmada dinlenen psikiyatrist bilirkişinin vermiş olduğu mütalâa doğrultusunda gözlem altına alınmasına lüzum duyulmadığı, cezai ehliyetini ve askerliğe elverişliliğini etkileyecek seviyede ruhsal bir rahatsızlığı bulunmadığı kanaatine varılan sanığın mahkûmiyetine karar verilerek, önceki suçlarla ilgili şartla tahliye kararının geri alınması için Askeri Savcılığa ihbarda bulunulmasına hükmolunduğu görülmektedir.
Dilekçe metninde yer alan ifade ve açıklamaların, mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı ile fikri bir bütünlük içerisinde olduğu anlaşılmaktadır İlkokul mezunu olan sanık, var olduğunu iddia ettiği psikolojik rahatsızlıklarının geçmişteki sabıka kayıtları da gözetilerek kapsamlı bir şekilde araştırılması için askeri hastanede müşahede altına alınması gerektiğini ileri sürmek suretiyle ruhsal durumunun gerektiği gibi incelenmeden hükme varıldığını ifade etmek istemiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi mütalâasının eksik veya yetersiz olduğu yönündeki soruşturmayı ilgilendiren itirazların hükümle birlikte temyiz incelemesine konu edilebileceği açıktır.
Sanık dilekçesinin son bölümünde ise; duruşma hâkiminin psikiyatri uzmanının bu uygulamalarından habersizce kendisine 4 ay ceza vererek, 11 aylık şartla tahliye kararını geri aldığını ileri sürmüştür.
Dosyaya yansıyan öykü ve safahatına göre, okur yazar olmasının dışında ilk öğrenimini bile tamamlamadığı anlaşılan sanığın; içerisinde yer aldığı sosyo-kültürel yapının doğal bir sonucu olarak hangi yönde istem ve talepte bulunduğunu herhangi bir yorum, tahmin ya da tereddüde yer vermeyen açık ve anlaşılabilir cümlelerle ifade etme yeteneğine sahip olamayabileceği de göz önüne alınmalıdır.
Sanık gerekçeli kararın kendisine tebliğ edildiği esnada ya da sonrasında temyiz iradesiyle hareket etmediği ihtimalini akla getirecek yazılı yada sözlü herhangi bir başvuruda da bulunmamıştır.
Adalete olan inanç ve güvencin tesisi bakımından, sanıkların en temel haklarından olan kanun yoluna başvuru imkânın bu esaslar dâhilinde hareket edilerek, dar değil genişletici bir yorumla korunmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Dilekçe metninin yukarıda belirtilen esas ve kriterler dâhilinde yorumlanması sonucunda ise, sanığın mahkemenin son soruşturma safhasındaki araştırmalarının yetersiz olduğu, bunun sonucu olarak da hakkında verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığı düşüncesiyle hareket ederek temyiz yoluna başvurduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla; isabetli görülen Başsavcılık itirazının kabulü ile temyiz incelemesi yapılmasına yer olmadığına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, dava dosyasının temyiz incelemesinin yapılabilmesi için Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy