(353 S. K. m. 207)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; infaz safhasında lehe veya aleyhe herhangi bir sonuç yaratmasa bile TCK'nın 30/1 ve 71/1'inci maddelerine aykırı biçimde toplanılan cezaların bozmayı gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkindir.
Daire, aynı türden hürriyeti bağlayıcı cezaların toplanması sonucunda 5 ay hapis cezası yerine 3 ay 60 gün hapis cezasına hükmedilmesinin TCK'nın 30/1 ve 71/1'inci maddelerine aykırı düşse de cezanın infazı safhasındaki lehe veya aleyhe herhangi bir sonuç yaratmadığını, bu konuda ortaya çıkabilecek tereddütlerin ise 353 sayılı Kanunun 253'üncü maddesi gereğince askeri mahkemeden alınabilecek bir kararla giderilebilmesinin mümkün olduğunu belirterek, mahkûmiyete ilişkin kararların onanmalarına karar vermiş,
Başsavcılık ise, aynı türden hapis cezalarının TCK'nın 30/1 ve 71/1'inci maddelerine aykırı biçimde toplanmasının kanuna aykırı biçimde belirlenmiş bir cezanın doğmasına sebebiyet verdiğini, bu aykırılığın 353 sayılı kanunun 253'üncü maddesi gereğince düzeltilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, konuyla ilgili daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Dosyada mevcut sanık ve tanık beyanları ile yazılı belgelerden; hâlen terhisli sanıklar J.Atğm. Ü.A. ile J.Er A.G.'nin olay tarihlerinde Hakkari-Çukurca-Köprülü 4üncü Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaptıkları, 12.10.2001 günü pusu görevi dönüşü sırasında intikal düzenini bozan Er A.G'ye Atğm. Ü.A'.nın kızdığı, bölüğe döndükten sonra timin doldur-boşalt istasyonuna gittiği, silâhlığa silâhını bırakan Atğm.Ü.A'nın da doldur-boşalt istasyonuna giderek Er A.G.'ye intikal düzenini neden bozduğunu sorduğu, ardından duruşunun bozuk olması nedeniyle esas duruşa geçmesini emrettiği, bu emrini 2-3 kez tekrarlamasına rağmen Er A.G'nin esas duruşa geçmediği, bunun üzerine Atğm.Ü.A.'nın Er A.G.'nin yakasından tutup ittirdiği, Er A.G'nin de Atğm.Ü.A'nın elinden tutup "orospu çocuğu senin ananı avradını sinkaf ederim" diye küfür ettiği, bu küfürün ardından Atğm.O.A'nın da "orospu çocuğu, piç, sen kime karşı geliyorsun" diyerek Er A.Gye tekme attığı, J.Er A.G.'nin de Atğm.Ü.A'ya yumruk ve tekme ile vurduğu, bu itibarla sırayla müsnet emre itaatsizlikte ısrar, üsle hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarını işlediği sabit olup, esasen cezaların tayin ve takdiri konusunda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Hükmolunan aynı türden hapis cezalarının TCK'nın 71/1 'inci maddesine göre toplanması işlemi esnasında TCK'nın 30/1 'inci maddesinin amir hükmü uyarınca hareket edilerek cezaların gün, ay ve yıl hesabıyla tatbik olunması, bunun doğal sonucu olarak da 30 günü aşan hürriyeti bağlayıcı cezaların aya tahvil edilerek, sonuç cezanın gün ve ay olarak belirlenmesi gerektiği açıktır.
Askeri mahkemenin emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarıyla ilgili olarak verdiği (2 ay 13 gün+25 gün+1 ay 20 günlük) hapis cezalarının yukarıda belirtilen hükümler uyarınca içtima ettirilerek, toplam mahkûmiyet süresinin 5 ay hapis cezası olarak belirlenmesi gerekirken, 3 ay 60 gün olarak tespiti bu yönüyle kanuna aykırıdır.
Ancak, bu aykırılığın, infaz safhasında sanığın leh veya aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, sanığın her iki durumda da 5 ay (150 günlük) hapis cezasının yürürlükteki hükümler gereğince infaz olunacağı açıktır.
Yapılan bu hatanın içtimaa konu olan hükümlerin 353 sayılı Kanunun 222 'nci maddesi anlamında esasına etkili hata olmadığı açıktır. Oysa bozma için hukuka aykırılık yeterli olmayıp aykırılığın hükmün esasına da etkili olması gerekir.
Usulüne uygun biçimde tayin edilen müstakil cezaların hesabında kararsızlık şeklinde de değerlendirilebilecek olan bu durumun; 353 sayılı Kanunun 253'üncü maddesi gereğince askeri mahkemeden alınabilecek bir kararla düzeltilerek, infazın belirlenen bu ceza dâhilinde yapılabilmesi de mümkündür.
Diğer yandan, yargılama konusu 3 eylemle ilgili olarak verilen cezaların takdir, tayin ve uygulamasında herhangi bir hatanın bulunmaması, aykırılığın usulüne uygun şekilde saptanan müstakil cezaların kanuna uygun olmayan biçimde toplanmasından ibaret olması sebebiyle, 353 sayılı Kanunun 220/2'nci maddesinin sınırlı biçimde öngördüğü düzelterek onamayı gerektiren yasal koşulların bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; belirtilen aykırılığı neticeye tesiri olmayan bir yanlışlık olarak değerlendirerek, bu hatanın 353 sayılı kanunun 253'üncü maddesi çerçevesinde alınabilecek bir kararla infaz safhasında giderilebileceğini öngören Daire kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın aksi yöndeki düşünceyle yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy