(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın geçerli bir mazeretinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire; evlenebilmek için nişanlısının reşit olmasını bekleyen sanığın bu mazeretinin TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b maddesinde belirtilen mazeretlerin kapsamında bulunduğu sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, sanığın kız kaçırma eyleminin suç teşkil etmesi ve beklenmedik bir durumun söz konusu olmaması nedeniyle sanığın geçerli bir özrünün bulunmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Kara Kuvvetleri l'inci Sınıf Askerî Cezaevi Müdürlüğü emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 12.7.2002 tarihinde, aynı yıl içerisinde kullandığı ilk izninde yol süresinden yararlandığından, bu kez yol müddeti tanınmaksızın Ceyhan/Adana'ya dokuz günlük izine gönderildiği, 21.7.2002 tarihinde birliğine dönmesinin gerektiği, izninin bitmesine birkaç gün kala ağabeyinin takım komutanını telefonla arayarak sanığın nişanlısını kaçırdığını ve kızın yaşının nikâh için yeterli olmadığını belirtip izninin uzatılmasını istediği, ancak daha önce de bu şekilde izin isteyip izini uzatıldığından sanığın talebinin kabul edilmediği, kaçırdığı 28.7.1984 doğumlu D.K. ile 29.7.2002 günü resmi nikâhla evlendiği, 19.7.2002 tarihinde yapılan ihbar üzerine kız kaçırdığı için aranmakta olan sanığın 30.7.2002 günü köye gelen jandarmaya babası tarafından teslim edildiği ve aynı gün adlî işlemleri müteakip Cumhuriyet savcılığınca salıverilmesi sonrasında 1.8.2002 günü birliğine giderek katılış yaptığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanık sorgusunda; nişanlısının kendisini telefonla arayıp babasının onu bir başkasıyla evlendirmek istediğini söyleyince izine gittiğini, ailesiyle görüşmesine rağmen sorunu çözemediğini, 18.7.2002 tarihinde nişanlısını kaçırıp onun on sekiz yaşını dolduracağı tarihi beklediğini ve nikâh yaptıktan sonra birliğine döndüğünü beyan etmiştir.
ASCK'nın 66/1-b maddesinde düzenlenmiş olan izin tecavüzü suçunun oluşabilmesi için failin "özürsüz" olması şartının arandığı, ancak "özür" kavramı yasada tarif olunmadığından, kapsamının, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57'nci maddesinde sayılan hâller nazara alınarak değerlendirildiği, bu maddede belirtilen hâllerle sınırlı olmamakla beraber, özür unsuru değerlendirilirken, somut mazeretin, "beklenen bir durum" olup olmadığı, "aniden" gelişip gelişmediği ve "askerlik hizmetine tercih edilebilecek nitelikte" önem taşıyıp taşımadığı hususlarının göz önünde bulundurulduğu, ayrıca, failin, yasaya aykırı eylemini bir an evvel sona erdirmeye veya mazereti ortadan kaldırmaya yönelik gayret ve hareketlerinin, kısaca suç ve dehalet kasıtlarının dikkate alınması gerektiği açıktır.
Somut olayımızda; 2002 yılının Haziran ayında altı gün izin kullanıp, Hollanda'dan gelen nişanlısıyla evlenmek için iznini beş gün uzatmış olan sanığın birliğine döndükten on iki gün sonra yine izine ayrıldığı ve izninin bitimine üç günlük süre kaldığında nişanlısını rızasıyla kaçırıp, izninin uzatılmamasına rağmen, nişanlısının on sekiz yaşını dolduracağı 28.7.2002 tarihini beklediği nazara alındığında; nişanlısının reşit olmadığını ve ailesinin evlenmeleri konusunda sorun çıkardığını bilerek izine ayrılan sanığın, izin süresi içerisinde beklenmedik bir durumla karşılaşmadığı ve on sekiz yaşını doldurmamış olan nişanlısını kaçırıp suç teşkil eden bu eylemini izin süresi sonunda da sürdürmek suretiyle hukuka aykırı bu durumu askerlik hizmetine tercih ettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; yasa koyucunun öngördüğü anlamda geçerli bir mazereti bulunmayan sanığın bilerek ve isteyerek zamanında kıt'asına dönmemek suretiyle izin tecavüzü suçunu işlediği kanısına varılmış; sanık hakkında kurulmuş mahkûmiyet hükmünü bozan Daire kararı yerinde bulunmadığından, Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılıp temyiz incelemesine devam olunmak üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy