(1632 S. K. m. 117)
Daire ile yerel muhkeme arasında ortaya çıkan uyuşma/lığın konusu, eylem bütünü içerisinde noksan soruşturma teşkil edecek herhangi hır eksiklik bulunup bulunmadığından ibarettir.
Daire, isnat konusu asta müessir fiil suçunun sübuta erip ermediğinin açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından Tnk. Onb. E.M' nin yemini tahtında dinlenilmesinde zaruret bulunduğunu, hazırlık ve son soruşturma safhalarında eylemin sübutunu etkileyecek nitelikte farklı beyanlarda bulunan tanıkların anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeniden ifadelerine başvurulmasını, keza mağdur hakkında herhangi bir darp raporu verilip verilmediğinin revir kayıtlarından araştırılarak neticesine göre hükme varılması gerektiğini kabul ederek, beraat hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar vermiş iken,
Yerel mahkeme ise bozma ilânımda belirtilen hususların eylemin sübuta ermediği yönünde oluşan vicdani kanaati etkileyecek ya da değiştirebilecek nitelik taşımadığını ileri sürerek, direnmek suretiyle sanığın beraatına hükmetmiştir.
Sanık Tnk.Kd.Yzb.N.K.tarafından aşamalarda istikrarlı bir biçimde reddedilen isnat; askeri savcı tarafından dinlenilen Tnk.Astsb.Çvş.K.I., Tnk.Uzm.Çvş.C.U., Tnk.Onb.H.K. ve Tnk.Onb.M.G.'nin doğrudan görgüye yönelik beyanları ile mağdur sanık BT.'nin sorgusuna dayalı olduğundan, bu ifadelerin gerek kendi içerisinde, gerekse birbirlerinin anlatımlarıyla uyum ve bütünlük taşıyıp taşımadığının irdelenerek, beyanların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Hazırlık ifadelerinde isnat konusu asta müessir tül eylemini gördüklerini ileri sürüp de son soruşturma safhasında bu anlatımlarının doğru olmadığını beyan eden tanıklar Tnk. Astsb. Çvş.K.I., Tnk.Uzm.Çvş.C.U., Tnk. Onb.H.K. sanığın katılımıyla icra edilen duruşmalarda dinlenmişlerdir.
Hazırlık ve soruşturma ifadelerinde sanığın E.T.'ye karşı asta müessir fiil suçunu işlediğine yönelik açıklamalarda bulunan tanık Tnk. Onb. M.G. ise, sanığın iştirak etmediği bir celsede mahkeme huzurunda dinlenmiştir.
Sanıkların haklarında icra edilen duruşmalara katılarak, tanıklara soru sorabilmeleri, beyanlara karşı cevap verebilme imkânına sahip olmaları vicahilik ilkesinin bir gereği olduğu gibi, savunma hakkının sağlam ve sıhhatli bir biçimde kullanımı içinde zorunludur.
Ancak; usule yönelik bu kurallar uygulanırken kişilerin özel veya göreve ilişkin nedenlerden dolayı tanıklık ettikleri hususlar hakkında gerçeği gizleyerek ya da değiştirerek ifade verebilecekleri ihtimalide dikkate alınmalıdır.
Bunun doğal bir sonucu olarak da hazırlık ve son soruşturma beyanları arasındaki ortaya çıkan çelişkinin her türlü yasal imkânlar kullanılarak usulüne uygun bir biçimde giderilmesi bu tenakuzun ortadan kaldırılan durumlarda ise hangi beyanların diğerlerine ne sebepten dolayı üstün tutulduğunun oluş ve iddiaya uygun düşen, yani denenme de imkân sağlayacak gerekçeler marifetiyle izahında zorunluluk bulunmakladır.
Konuya bu çerçeveden bakıldığında;
Mağdur sanık E.T. sorgusunda "...Olay günü Aşkale inzibatları tarafından birliğime teslim edilmiştim. Fakat şuurum tam yerinde değildi. Bölük komutanının odasının önüne geldiğimde bölük komutanım beni odaya çağırdı. Fakat ben girmedim. Sonra bir kez daha çağırdı. Ben yine girmedim. Daha sonra kendisi koridora çıkarak yanıma geldi, ilana esas duruşa geçmemi söyledi. Fakat tam olarak kendimde olmadığım için söylediklerini yapmadım. Daha sonra kendisi odasına girince bir ara bir boşluk bulup koridorda koşup koridorun sonunda bulunan pencere camına kafa attım ve camı kırdım. Kırılan parçalardan birini elime alıp boğazıma dayadım. Bu arada bölük komutanı ile ismini bilmediğim bir astsubay beni pinpon masası ile sıkıştırdılar. Daha sonra bölük komutanı uzun bir sopa istedi. Akabinde gelen sopa ile önce birkaç kez elime, birkaç kez de kafama vurdu. Bu arada elimdeki cam da kırılmıştı. Bu sopa darbeleri sonrasında bir ara sendeledim ve ismini bilmediğim astsubay kolumdan tuttu. Daha sonra iki asker gelip kolumdan tutarak beni sürüklemeye başladılar. Sürüklenirken arkamdan bölük komutanı bana iki üç tane tekme attı. Fakat tokat attığını görmedim..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Tnk. Astsb. Çvş. K.L. askeri savcı tarafından tespit olunan 20.11.2001 tarihli yeminli ifadesinde, askerlerin tutarak götürdükleri Tnk. Er E.T.'nin vücudunun sol tarafına sanık Tnk. Yzb. N.K.' nin bir adet tekme atmasını gördüğünü beyan etmiş iken, 14.2.2002 tarihli duruşmada, sanığın E.T.ye vurduğunu görmediğini ileri sürmüştür.
Tnk. Uzm. Çvş. C.U., askeri savcı tarafından tespit olunan yeminli ifadesinde, sanığın askerlerin sürükleyerek dışarı çıkarmaya çalıştıkları E.T nin sırtına tekme ile vurduğunu belirtmiş iken, 14.2.2002 tarihli duruşmada, ilk kez böyle bir olayla karşılaşmasından dolayı askeri savcıya yanlış beyanda bulunduğunu, Yzb .N.K.' nin E.T.'ye vurduğunu görmediğini ifade etmiştir.
Diğer görgü tanığı Tnk. Onb. H.K., askeri savcı tarafından alınan yeminli ifadelerinde, sanık N.K.'nin askerlerin götürdüğü E.T.'ye 2-3 kez tokatla vurduğunu beyan etmiş iken, 14.2.2002 tarihli duruşmada, bu ifadesinin doğru J olmadığını, askeri savcının sanık konumuna geçebileceğine ilişkin ikazı üzerine korkuya kapılarak bu yönde ifade verdiğini ileri sürmüştür.
Tnk. Onb. M.G. ise gerek askeri savcı tarafından tespit olunan gerekse askeri mahkeme huzurunda vermiş olduğu yeminli ifadesinde, Tnk. Yzb. N.K.' nin "neden devlet malına zarar veriyorsun" diyerek Tnk. Er E.T.'ye tokatla vurduğunu beyan etmiştir.
Olay mahallinde bulunmasından ötürü yargılama konusu eylem hakkında bilgi ve görgü sahibi olma ihtimali bulunan sanığın habercisi Tnk. Onb. E.M.'nin adresinde bulunamamasından ötürü hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilmesine karar verilmiştir.
Tanığın sanık Tnk.Yzb.N.K. tarafından tespit olunan hazırlık ifadesi. Tnk. Er E.T.' nin işlediği iddia olunan emre itaatsizlikte ısrar ve askeri eşyayı kasten tahrip suçlarıyla ilgili olup, ifade muhteviyatında yargılama konusu asta müessir fiil eylemi ile ilgili olarak herhangi bir beyan ya da açıklama yer almamaktadır. Bu itibarla, E.M.'nin mahkemece okunan hazırlık ifadesinin asta müessir fiil suçu yönünden delil değeri bulunmamaktadır.
Oysaki sanığın yanı başında olduğu ileri sürülen bu tanığın (hazırlık ifadesinde beyan etliği hususların dışında da) yargılama konusu eylemin sübuta erip ermediğinin tespitine imkân sağlayabilecek bilgi ve görgüye sahip olabileceği açıktır.
Diğer yandan; hazırlıkta dinlenen kamu tanıklarının sanıktan etkilenerek sonradan ifade değiştirdiklerini ileri süren askeri savcının konuyla ilgili iddialarının sanık ve tanıkların görev yaptıkları Zrh. Tug. K.lığının Kor. K.lığına gönderdiği müzekkere içeriğinde yer alan açıklamalar ışığında soruşturulması gerekmektedir.
İddia konusu asta müessir fiil eyleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin, bu yönde bir fiil işlenmiş ise bunun ASCK'nın 119'uncu maddesi kapsamında bir hukuka uygunluk sebebi olup olmayacağının, hüküm vermeye yetecek deliller marifetiyle araştırılarak ortaya konulmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, Ceza yargılama hukukunda toplanan delillerin dosya üzerinden tecelli eden vicdani kanaate göre irdelenerek hükme varılması gerekmektedir. Bu yönüyle sağlam ve her türlü şüpheden arınmış yargısal kanaate varılabilmesi için ise, itibar edilecek delillerin, tarafsız, sıhhatli ve hür irade mahsulü beyanlara dayanması şarttır.
Açıklanan nedenlerle;
1) Tnk.Onb.E.M.'nin şube ve kıta şahsi dosyasında bulunan tüm adreslerinden araştırılarak iddia konusu asta müessir fiil eylemiyle ilgili olarak yemini tahtında dinlenilmedi.
2) Bu ifadenin muhteviyatına göre aşamalarda sübuta yönelik farklı açıklamalarda bulunan tanıklar K.I., C.U. ve H.K' nin yeniden dinlenilerek ifadeler arasındaki çelişkinin usulüne uygun biçimde giderilmesi.
3) Mağdur Tnk. Er E.T.'nin olaydan sonra birlik revirine götürülüp götürülmediğinin, götürülmüş ise ne şekilde işlem yapıldığının revir kayıtlarından faydalanılarak araştırılması, bu meyanda sanığa ilk müdahaleyi yaptığı ileri sürülen Tbp. Ütğm.U.B.nin de tanık sıfatıyla dinlenilmesinin ardından elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, direnilmek suretiyle tesis olunan beraat hükmünün askeri savcının yerinde görülen temyiz itirazına atfen ve resen noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy