(353 S. K. m. 120)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, bir tanığın yeminsiz dinlenilmiş olmasının hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmediği noktasındadır.
Uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçilmeden önce belirlenen bir usul meselesi irdelenmiştir.
Askeri hâkim aldığı tensip karan uyarınca, iddianamenin tebliği ile tebellüğ belgesinin gönderilmesi ve sanık ile tanığın duruşma günü hazır bulundurulması için 14'üncü Zrh.Tug.K.lığı.nu müzekkere yazmış, duruşma günü (8.2.2002) sanık geldiğinde, tebellüğ belgesinde 25.1.2002 tarihinin yazılı olduğunu gören askeri hâkim, "Sanığa iddianamenin 25.1.2002 tarihinde tebliğ edildiği ve yasal süresinin geçtiği görüldü." ibaresini tutanağa yazıp, askeri savcının iddianameyi okumasından sonra sanığın sorgusunu tespit etmiştir. Ancak, söz konusu tebellüğ belgesinde sadece "Duruşma tebliği" tebliğ konusu olarak yazılmış ve iddianamenin tarih ve sayısı belirtilmemiş olduğundan, iddianamenin sanığa tebliğ edildiğini bu belgeye dayanarak kabul etmek mümkün değildir. Keza, iddianamenin kendisine tebliğ edilip edilmediğine ilişkin beyanı da alınmamış ve yasal hazırlık süresinden istifade hakkı bulunduğu da hatırlatılmamıştır. Bu eksikliklerin 353 sayılı Kanunun 118, 120 ve 130'uncu maddelerine aykırılık teşkil ettiği ve sonuçta savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu açıktır.
Bu itibarla; yargılamada 353 sayılı Kanunun 207/H maddesi kapsamında kanuna mutlak aykırılık bulunduğundan, hükmün usul yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiş; bozma sebebine nazaran itiraz konusu incelenmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy