(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu, TCK'nın 47'nci maddesi kapsamında değerlendirilen ruhsal rahatsızlığın ı/in tecavüzü suçu açısından özür teşkil edip etmeyeceğine ilişkindir.
Daire; sanığın adli rapora konu olan psikolojik rahatsızlığının sıhhi özür kapsamında değerlendirilmesi gerekliğini kabul ederek, askeri mahkemece verilen beraat hükmünün onanmasına karar vermiş;
Başsavcılık ise, mahiyeti itibarı ile cezada indirim yapılmasını öngören un 47'nci maddesinin özür niteliğinde değerlendirilip, izin tecavüzü suçundun dolayı beraat kararı verilmesinin kanuna aykırı düştüğünü ileri sürerek onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Dosyada yer alan bilgi, beyan ve belgelere göre;
Çorlu-105inci Top.A.2'nci Top.Tb.Kh.Hiz.BI.K.Iığı emrinde görev yapan Top.Astsb.Kd. Çvş. M.Ç.'nin; 31.12.2002 tarihinde 3 gün yol müddeti tanınarak toplam 18 gün süreyle Isparta/Keçiborlu'ya gitmek üzere kanuni izine gönderildiği, izninin devam ettiği 17.1.2003 tarihinde rahatsızlığı bulunduğunu beyan ederek Keçiborlu Devlet Hastanesine şevkini sağlatan sanığın burada yapılan muayenesi sonucunda ürolojik rahatsızlığı bulunduğu gerekçesiyle 10 gün süreyle istirahatına karar verildiği, Isparta-Tekirdağ arası 1 günlük yol süresi sonunda en geç 27.1.2003 günü saat 24.00'e kadar birliğine katılması gereken M.Ç.'nin izin süresini geçirmesinin ardından 21.2.2003 tarihinde birliğine döndüğü sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık; izin süresini 24 gün süreyle geçirmesinin ardından kendiliğinden birliğine katılmış olup, hazırlık ve aynı doğrultudaki son soruşturma beyanlarında; içerisinde bulunduğu maddi ve ailevi sıkıntıların yarattığı ruh hâli ile izin süresini geçirdiğini ileri sürmüştür.
Sanığın psikiyatrik bilirkişi tarafından yapılan ön muayenesi sonucunda gözlem altına alınmasına karar verilmiş; 5.6.2003-10.6.2003 tarihleri arasında 600 Yataklı Çorlu Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde yatırılarak müşahedesi sağlatılan ve sağlık kurulunun 9.6.2003 tarih ve 1183 sayılı raporu ile "Geçirilmiş Anksiyete Bozukluğu" tanısı konulan M.Ç.'nin TCK'nın maddesinden yararlanacağına, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişli olduğuna karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın esasını sanığın rahatsızlığının özür sayılıp sayılmayacağı oluşturduğundan, izin tecavüzü suçunda özür kavramından ne anlaşılması gerekliğinin açıklığa kavuşturularak belirtilen rahatsızlığın mazeret sayılıp sayılamayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Yatarak tedavi ya da istirahatı gerektiren tıbbi rahatsızlıkların ruh veya beden hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın mazeret teşkil edebileceği yerleşik Askeri Yargıtay İçtihatlarıyla benimsenmiştir.
Özür olarak ileri sürülen hususların; askerlik hizmetine göre öncelik taşıyan, birliğe zamanında dönülmesini engelleyen veya engellemese bile bunu önemli ölçüde güçleştiren nedenlere dayanması gerektiği uygulamada kabul edilmişin ASCK'nın 66/l-b maddesinde, izin süresinin "Özürsüz" geçirilmesinden bahsedilmekle birlikte, özrün tanımı yapılmamış, bu husus ileri sürülen mazeretin niteliği, aciliyeti, beyan edilen hâllerin geçirilen izin süresi ile uyumlu olup olmadığı gibi kriterler esas alınarak Askeri Yargılayın denetimine imkân verecek olgu ve gerekçeler gösterilmek suretiyle mahkemelerin takdirine bırakılmıştır.
Müşahede işlemleri sonunda düzenlenen adlı raporda; sanığın suç tarihlerinde duygularında sıkıntı tarzında bozulma olduğu, sürekli ailevi problemler üzerine yoğunlaştığı, bu şikâyetlerin ise askerlik hizmetimle aksamalara ve uyum problemlerine sebep olduğu, o dönemde çevre iletişimi kısmen kesilen sanığın reaksiyonlarını kontrol etmekte güçlük çektiği, bu durumun geçici olarak muhakemesini etkilemesinden dolayı da belirtilen rahatsızlıkların Geçirilmiş anksiyete bozukluğu tanısı ile uyumlu olduğu açıklandıktan sonra; sanığın bu rahatsızlıktan ötürü suç tarihlerinde olaylar hakkında neden sonuç ilişkisini kurma yeteneğinin kısmen bozulduğu, realiteyi test edemediği, mantıklı yaklaşımlarla kendisini savunamadığı, bu rahatsızlıkların sanığın şuur ve hareket serbestisini önemli derecede ortadan kaldırdığı belirtilerek, Astsb.M.Ç.'nin TCK'nın 47nci maddesinden faydalanacağına karar vermiştir.
Vaka kanaat raporunda, izin tecavüzü eyleminin maddi ve ailevi sıkıntıların tesiri altında kalarak işlediği belirtilen sanığın birlik içerisinde görevini gayretle yapmaya çalışan, çalışkan ve özverili bir personel olduğu ifade edilmiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 25.11.1999 gün ve 1999/213-210; 9.10.2003 gün ve 2003/87-78 ve 12.2.2004 gün ve 2004/42-29 EK. sayılı emsal nitelikteki kararlarında; geçirilen izin süresi ile uyumlu olmak koşulu ile sanıkların TCK' nın 47'nci maddesi kapsamında değerlendirilen psikolojik rahatsızlıklarının izin tecavüzü suçu açısından mazeret olarak kabul edilebileceği vurgulanmıştır.
Psikolojik problemleri yüzünden gönderildiği izinden süresinde denemediğini beyan eden sanığın bu doğrultudaki savunmalarının haklı ve kabul edilebilir nitelik taşıdığı adli rapor marifetiyle tıbben kanıtlanmış durumdadır.
Konuya bu veriler çerçevesinde bakıldığında; suç tarihlerinde yaşadığı ruhsal rahatsızlıktan ötürü muhakeme ve iletişim fonksiyonları sınırlı hâle gelen, psikolojik reaksiyonlarını kontrol etmekte güçlük çektiği saptanan, işlediği eylemle ilgili olarak neden-sonuç ilişkisi kurma yeteneğini kısmen de olsa kaybeden sanık açısından bu rahatsızlıkların mazeret olarak kabulü gerektiğinden, mahkûmiyet kararını sübut yönünden bozan Daire kararının haklı ve yerinde olduğu sonucuna varılarak, isabetli bulunmayan Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy