(1632 S. K. m. 66)
Daire ve askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, izin tecavüzü suçunun sübuta erip ermediği noktasındadır.
İstanbul 23'üncü Mot. P.A.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 28.9.2002 tarihinde iki gün yol müddeti verilerek on günlük izine gönderildiği, saat 08.30'da nizamiyeden çıkış yaptığı, 10.10.2002 tarihinde saat 08.30'da birliğine dönmesi gerekirken dönmeyip, 19.10.2002 günü Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminalinde askeri inzibata teslim olduğu, 26.10.2002 tarihinde birliğine getirildiği, ana ve babasını küçük yaşta kaybettiği, kardeşleri ile miras sorunlarının bulunduğu, oturulacak nitelikte bir evinin mevcut olmayıp inşaatlarda çalışarak geçimini sağladığı, hakkında dava açıldıktan sonra ve hüküm tebliği aşamasında iki ayrı firarının bulunduğu, izin süresi içerisinde ve izin tecavüzünde iken yol parası istemiyle herhangi bir resmi makama müracaat etmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
İradesi dışındaki bir sebeple kıt'asından ayrılan yükümlülere Devlet tarafından yol parası verilmesi mümkün olup, kanuni iznini kullanan yükümlülere yol parası tahakkuk ettirilmesine mer'i mevzuat cevap vermediğinden, TSK İç Hizmet Kanununun 3'üncü maddesinin geniş yorumlanarak, er ve erbaşların Devlet tarafından karşılanacak ihtiyaçları arasına, izine gidiş ve geliş yol paralarının da dâhil edilmesi mümkün değildir.
Askeri Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatları da bu yönde olup, bu hususta herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Direnilmek suretiyle kurulan mahkûmiyet gerekçesinde; "Somut olayımızda olduğu gibi masrafları karşılanmadığı takdirde, dönüş için zorunlu olan parayı temin etmek için gerekli çabayı gösteren ve dönmek için gayrette bulunan kimselerin durumu suç süresinin kısalığı ile birlikte değerlendirilip, yasal mazeret olarak kabul edilebilir." saptamasına yer verilmiş, sanığın kültür seviyesine nazaran bir resmi kuruma başvurmamış olması makul ve olağan karalanmış ve sanığın suç kastıyla hareket etmediği sonucunu ulaşılmıştır. Ancak, sanık gerek on günlük izin süresi içerisinde ve gerekse izin tecavüzü süresince herhangi bir askeri merci veya resmi makama başvurmadığı gibi, para teminine yönelik amaca elverişli bir çaba içerisine de girmemiştir. İzin süresi boyunca hayatını idame ettirecek şekilde ihtiyaçlarını giderebilen genç bir Türk askerinin, memleketi olan Konya'dan İstanbul'a gitmesine yeterli olacak yol parasını bulamamasını veya dört aylık asker olmasına rağmen herhangi bir resmi makama müracaat etmeyi düşünememesini makul görmek mümkün değildir. Nitekim belirli bir süre sonra otobüse binmeye çalışmış, Ankara'ya gelebilmiş ve sonunda akıl ederek asken inzibata başvurmuştur. Bu çabayı zamanında göstermesi hâlinde, gecikmeksizin veya kısa bir süre iznini aşarak birliğine katılabileceği aşikârdır.
Bu itibarin; izin öncesinde de maddi sıkıntısı bulunan sanığın beklenmedik ve askerlik hizmetine tercih edilebilecek bir durumla karşılaşmadığı, yol parası bulmak için zamanında gerekli gayreti göstermeyip herhangi bir askeri merci veya resmi makama başvurmadığı ve bilerek ve isteyerek kıt'asına zamanında dönmemek suretiyle izin tecavüzü suçunu işlediği ortadayken, suçun oluştuğuna ilişkin Dairenin isabetli bozma gerekçelerine katılmayarak, hatalı bir hukuki değerlendirmeyle sanığın suç kastıyla hareket etmediği sonucuna ulaşıp sanık hakkında beraat hükmü kutan asken mahkemenin direnme gerekçesi yasaya aykırı bulunmuş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy