(1632 S. K. m. 42) (353 S. K. m. 8, 209)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaca çıkan uyuşmazlığın konusu, atılı izin tecavüzü eyleminin mükerrer nitelik taşıyıp taşımadığına ilişkindir.
Daire, evvelce işlediği izin tecavüzü suçundan dolayı mahkûmiyetine karar verilen Top.Er T.Y. hakkındaki bu hükmün 7.6.1999 tarihinde komutanlık tarafından görülüp temyiz edilmemek suretiyle 8.6.1999 tarihinden itibaren kesinleştiğini, sanığın 9.6.1999-10.9.2003 tarihleri arasında işlediği izin tecavüzü eyleminin bu nedenle mükerrer izin tecavüzü olarak vasıflandırılması gerektiğini kabul ederek, izin tecavüzü suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak bozulmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, komutanlıkça gönderilen 7.6.1999 tarihli tebellüğ belgesinde hükmün temyiz edildiği ya da edilmediği yönünde herhangi bir açıklamanın yer almaması sebebiyle kararın ancak 1 haftalık temyiz süresinin bitiminden itibaren kesinleştiğinin kabulü gerektiğini, bu durumda 15.6.1999 tarihinde kesinleşen hükümden evvel işlenen izin tecavüzü eyleminin ise mükerrer nitelik taşımayacağını ileri sürerek, Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
l'inci Komd.Tug.Top.Tb.Kh.Hiz.BI.K.Iığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren Top.Er T.Y.'nin; 29.5.1999 tarihinde 10 gün süreyle kanuni izne gönderildiği, aynı yıl içerisinde önceki izinlerinde kullanmış olmasından dolayı yol hakkı bulunmayan sanığın; izin süresi sonunda birliğine dönmeyerek 9.6.1999 tarihinden itibaren izin tecavüzü durumuna düştüğü, uzunca bir müddet birliğinden ayrı kalmasının ardından 10.9.2003 tarihinde yakalanarak
ele geçtiği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sanık T.Y.'nin; 19.1.1999-26.2.1999 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek. KK. K.Iığı Askeri Mahkemesinin 20.4.1999 gün ve 1999/631-201 E.K. sayılı ilâmı ile ASCK'nın 66/l-b ve TCK'nın 59/2'nci maddelerinin tatbiki suretiyle neticelen 10 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmiş, bu hüküm sanık ve askeri savcı tarafından temyiz edilmemiştir.
Mahkûmiyete ilişkin gerekçeli kararın 28.5.1999 tarihinde askeri savcılık vasıtasıyla K.K.K.lığına gönderildiği, K.K.K.lığı Adli Müşavirliğinin imzasını taşıyan 7.6.1999 tarihli tebellüğ belgesi ile de mahkûmiyet hükmünün görüldüğüne işaret olunarak, konuyla ilgili evrakın askeri mahkemeye gönderildiği, askeri mahkeme kıdemli hâkimliğince hükmün "yasal süresi içerisinde temyiz edilmediği" belirtilerek 9.6.1999 tarihinde kesinleştirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin son fıkrası; "Teşkilatında askeri mahkemece kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amiri, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında, diğer kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askeri savcılığa göndermek üzere askeri hâkim sınıfından olan adli müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki verilen konularda kıt'a komutanı veya kurum amirine tanınan kanuni yetkiler adli müşavirler tarafından kullanılır..." hükmünü içermekte iken;
Aynı kanunun "Temyiz isteminin süresi ve şartları" başlığını taşıyan 209/2'nci maddesi ise, temyiz isteminin karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yapılması gerektiğini, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amirinin temyiz süresinin ise, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden başlayarak 1 hafta olduğunu ayrıntılı olarak düzenlemiştir.
Üyelerden bir bölümü; ancak komutanın yazılı yetki vermesi kaydıyla hâkim sınıfından olan adli müşavirlerin bir kısım adli yetkileri kullanabileceğini belirterek, yetki belgesinin varlığının araştırılması gerektiğini beyan etmişlerdir.
Konuyla ilgili yapılan müzakere ve oylama neticesinde; resim nitelikteki tebellüğ belgesinin komutanın adli yetkilerinin bir kısmının kullanımı konusunda hâkim sınıfından olan adli müşavire yetki verdiğinin somut bir göstergesi olduğu, dolayısıyla da bu konuda giderilmesi gerekli herhangi bir şüphe ve tereddüt bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanının kendisine verdiği yasal yetkiye dayanarak sanık T.Y. hakkındaki mahkûmiyet hükmünü 7.6.1999 tarihinde gördüğünü beyan eden Adli Müşavir Yrd. Hâkim Yzb.A. K.K. açısından kanuni temyiz süresi 353 sayılı Kanunun 53/1 ve 209/2'nci maddeleri gereğince 8.6.1999 tarihinde başlayıp, 15.6.1999 günü mesai saati bitiminde sona ermektedir. 7.6.1999 tarihini taşıyan görüldü belgesinde hükmün temyiz edilip edilmediğine yönelik herhangi bir kayıt ya da açıklamanın yer almamasından ötürü, bu hakkın yasanın imkân verdiği son ana kadar kullanılabileceği açıktır.
ASCK'nın 42'nci maddesinin açık hükmü karşısında izin tecavüzü suçunda tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için; izin tecavüzü suçuyla ilgili bir hükmün kesinleşerek kısmen veya tamamen infaz edilmesi. 5 yıllık süre içerisinde ikinci bir izin tecavüzü eyleminin işlenmesi gerekmektedir.
Sanık T.Y.'nin 19.1.1999-26.2.1999 tarihleri arasında işlediği ilk izin tecavüzü suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünün 15.6.1999 tarihinde kesinleşmiş olmasından ötürü 9.6.1999-10.9.2003 tarihleri arasında işlenen ikinci izin tecavüzü suçunun ASCK'nın 42'nci maddesi anlamında mükerrer izin tecavüzü olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılarak, isabetli görülen Başsavcılık itirazının kabulü ile bozmaya ilişkin kararın kaldırılmasına, dosyanın temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy