(353 S. K. m. 12, 11, 18) (1632 S. K. m. 131, 192)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı eylemlerle ilgili yargılama görevinin belirlenmesine ilişkindir.
Daire, hakkında tefrik kararı verilen sanık Ulş. Er H.D. ile sanık Svl. Şahıs A.P.'nin askeri eşyayı çalmak konusunda irade birliği içerisinde hareket ettiklerini, sivil kişi durumundaki diğer sanıklar M.P. ve Y.K.'nin eylemleri ile A.P.'nin hareketleri arasında 353 sayılı Kanunun 18'inci maddesinde belirtildiği şekliyle birlikte yargılanmayı gerektirir bağlılık bulunduğunu, diğer sanık N.Y.'nin askeri eşyayı çalmaktan ibaret eyleminin ise, hakkında memuriyet görevini ihmal etmek suçundan dava açılan Astsb. O.U.'nun eylemiyle irtibat içerisinde olduğunu kabul ederek, görevsizliğine ilişkin hükümlerin bozulmalarına karar vermiş,
Başsavcılık ise, sivil şahıs durumundaki sanıklar A.P., M.P., Y.K.ve N.Y.'nin isnat olunan eylemlerin asker şahıs durumundaki Ulş.Er H.D. ve Astsb.O.U.'nun fiilleri ile birlikte yargılanmayı gerektirir irtibat içerisinde bulunmadığını, bunun sonucu olarak da yargılama görevinin askeri mahkemeye ait olamayacağını ileri sürerek, görevsizliğine ilişkin kararların onanması hususunda görüş bildirmiştir.
Sivil şahıs durumundaki sanıklar M.P., A.P..Y.K. ve N.Y.'nin fiillerinin haklarında tefrik karan verilen sanıklar Ulş.Er H.D. ile Astsb.O.U.'nun eylemleri ile irtibat ilişkisi içerisinde olup olmadıklarının, irtibat var ise bunun birlikte yargılanmayı gerektirir nitelik taşıyıp taşımadıklarının mevcut deliller çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir.
Sanık Ulş.Er H.D.; aşamalarda uyum ve bütünlük gösteren ifadelerinde, çarşı iznine çıktığı bir tarihte tanıştığı eskici A.P. ile sohbet ederlerken ona depodan askeri malzeme getirdiği takdirde bunu satıp satamayacağını sorduğunu, A.P.'nin teklife "satabilirsem satarım. Satamazsam bende kalır." şeklinde karşılık verdiğini, bu konuşmanın ardından kendisinin levazım deposunun çatısına girmek suretiyle çaldığı askeri eşyaları 3-4 kez A.P.nin evine getirdiğini, bir kaç kez de yaptıkları anlaşma gereğince çaldığı askeri malzemeleri tel örgüler dışına atarak bu malzemelerin A.P.'ye intikalini sağladığını, diğer sanıkların bu eylemlerle ilgili herhangi bir katkısının bulunmadığını beyan etmiştir.
Diğer sanık A.P. ise, sanık H.D.'nin bu yöndeki anlatımlarının gerçeği yansıttığını açıkça ikrar etmiştir.
Sanıklar M.P. ile Y.K.; vermiş oldukları ifadelerinde, evlerinde yapılan aramada ele geçen askeri eşyaların kendilerinin evde olmadıkları bir esnada A.P. tarafından getirilerek eşlerine teslim edilmiş olduğunu, bu malzemelerin çalınması hadisesiyle ilgili olarak herhangi bir katkılarının bulunmadığını beyan etmişlerdir.
Sanıklardan M.P.'nin nikâhsız eşi A.K. ile sanık Y.K.'nin eşi F.K. ; huzurda tespit olunan yeminli ifadelerinde, bu malzemelerin eşlerinin evde olmadıkları bir tarihte A.P. tarafından çocukların kullanması için getirildiğini, eşlerinin bundan haberdar olmadığını beyan etmişlerdir.
Bu delillerden anlaşılacağı üzere, sanık Ulş.Er H.D. ile sanık sivil şahıs A.P.; levazım deposunda muhafaza edilen askeri eşyanın birlik hudutlarından çıkarılarak, satılması konusunda karşılık olarak mutabakata varmışlar, sonrasında da bu niyeti icra hareketlerine dönüştürmüşlerdir. Sanık A.P. ile önceden yaptığı anlaşma çerçevesinde hareket eden sanık Ulş.Er H.D.; birlik levazım deposundan çaldığı 11 adet askeri torba, 4 top ip, 1237 adet asker çorabı, 9 adet banyo havlusu, 14 takım askeri nevresim, 15 adet asker kazağı, 12 adet sırt çantası, 230 çift askeri eldiven, 2 adet askeri gömlek, 1 top ipek kumaş, 33 cifi askeri bot, 33 adet kar başlığı, 1 adet saç sandık, 7 adet askeri yayvan, 21 adet iç çamaşırını 3-4 seferde evine götürmek suretiyle A.P.'ye elden teslim etmiş, sonrasında çaldığı malzemelerin bir kısmını önceden yapılan anlaşma gereğince tel örgülerin dışına atmış, A.P.'de çalınan bu malzemeleri birliğin yakınında bulunan evine taşıyarak egemenlik sahasına dâhil etmiştir.
353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi; askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tâbi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi hâlinde suçun Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç olması durumunda sanıkların yargılanmalarının askeri mahkemece yürütüleceğini, suçun Askeri Ceza Kanununda yazılı olmaması hâlinde ise yargılama görevinin adliye mahkemelerine ait olduğunu düzenlemiştir.
Bu değerlendirmeler ışığında;
Asker şahıs durumundaki sanık Ulş.Er H.D. ile Svl. şahıs konumundaki A.P.nin iştirak hâlinde gerçekleştirdikleri müteselsilen askeri eşyayı çalmak şeklindeki eylemlerinin Askeri Ceza Kanunun 131 'inci maddesinde düzenlenmiş olmasından ötürü bu isnatlarla ilgili yargılama görevinin askeri mahkemeye ait olduğu açıktır.
Belirtilen nedenlerle; A.P. hakkında askeri mahkemece verilen görevsizlik kararını komutanın temyizi üzerine bozan dunu ilâmında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak, konuyla ilgili Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
Sanıklar M.P. ile Y.K.'nin evlerinde 7.11.1999 tarihinde yapılan aramalarda bot, çanta, nevresim, havlu, kazak, çorap, çamaşır, eldiven, parka türünde askeri malzemelerin ele geçtiği bu eşyaların ise, askeri eşyayı çalmak suçuna iştirak eden A.P. tarafından birkaç gün önce sanıkların evlerine bırakıldığı sabittir.
Her iki sanığın H.D. ve A.P.'nin iradi katılımlarıyla işlenen müteselsilen askeri eşyayı çalmak eylemine fikri veya icrai nitelikte herhangi bir katkısı bulunmamaktadır. Bu tespitlerin ışığında, sanıklar M.P. ve Y.K.'nin eylemlerinin askeri eşyayı gizlemek kapsamında değerlendirilebileceği, bu eylemlerle ilgili yargılama görevinin ise 353 sayılı Kanunun 11 ve ASCK' nın 192'nci maddeleri gereğince adliye mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılarak, Başsavcılığın bu yöndeki itirazının kabulü ile görevsizlik kararını bozan Daire ilâmının konuyla ilgili bölümünün kaldırılmasına, komutanın yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle kanuna uygun olan görevsizlik kararlarının onanmalarına karar verilmiştir.
Ulş. Ağır Oto A. Kademe inşaatında taşeronluk yapan sanık sivil şahıs N.Y.'nin kışla içerisinde bulunduğu 9.11.1999 tarihinde toprak yol üzerine bırakılmış 4 çift bot, 2 adet rüzgar ceketi, 1 adet gömlek, l adet vinleks yağmurluk, 25 adet çamaşır, 10 adet büyük boy askeri pil, 3 çift çoraptan ibaret kullanılmamış eşyaları gizlice arabasının bagajına koyarak dış nizamiyeden çıkış yapmak istediği, burada yapılan arama neticesinde malzemelerin arabanın bagajında ele geçtiği mevcut deliller çerçevesinde sübuta ermiş bulunmaktadır.
Sanık Lv. Astsb. Bçvş. O.U.'nun bakım, tertip ve muhafazasından sorumlu olduğu levazım eşya deposunun güvenlik ve korumasıyla ilgili gerekli tedbirleri almadığı, bunun sonucu olarak da depodan malzeme çalınmasına sebebiyet verdiği ileri sürülerek açılan davanın Svl. sanık N.Y.'ye isnat olunan eylemle organik bir bütünlük taşımadığı ortadadır.
Sanık N.Y.'nin askeri eşya niteliğinde olduğunu bilmesine rağmen bahse konu malzemeleri mal edinmek kastıyla aracına nakletmekten ibaret eylemine sivil veya asker hiçbir şahsın katkısı bulunmamaktadır.
Dava dosyasında yer alan kimi delillerin, yargılaması başka bir yargı merciinde devam eden diğer davalar açısından da kanıt teşkil edilebileceği açıktır. Ancak ortaya çıkan bu ihtiyacın doğrudan kamu düzenini ilgilendiren görev konusu bertaraf edecek biçimde karşılanması da hukuken mümkün değildir.
Aksi düşüncenin kabulünün, kanunla düzenlenen görev konusunun yorum yoluyla genişletilebilmesine yol açabileceği, bunun ise, Anayasa 37'nci maddesinde yer alan Kanuni Hâkim Güvencesine aykırı düşeceği açıktır.
Kaldı ki N.Y.'nin eylemiyle ilgili evrakların aslının Astsubay O.U. nun yargılandığı dava dosyasında yer alması sebebiyle, müşterek deliller üzerinde mukayeseli biçimde değerlendirme yapma imkânı zaten mevcuttur.
Sanık O.U.'nun hukuki durumunu tayin ve tespiti sanık N.Y. hakkındaki davanın sonucuna hiçbir biçimde bağlı değildir. Bu yönüyle her iki eylem arasında 353 sayılı Kanunun 18'inci maddesinin aradığı anlamda b yargılanmayı gerektiren herhangi bir bağlılık bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; sanık N.Y. hakkında verilen görevsizlik kararını bozan Daire ilâmında isabet görülmemiş, Başsavcılığın konuyla ilgili itirazının kabulü ile Daire ilâmının buna ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy