(1632 S. K. m. 136)
Daire ile yerel mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, atılı suçun hukuki vasfının belirlenmesine bağlı olarak bu eylemle ilgili yargılama görevinin hangi yargı merciine ait olduğunun tespitinden ibarettir.
Daire, sanığın sübut bulan eyleminin ASCK'nın 136/1-A,C maddesinde müeyyideye bağlanan suçu oluşturduğunu, bu suçla ilgili yargılama görevinin ise askeri mahkemeye ait olduğunu kabul ederek, askeri mahkemenin görevsizliğine ilişkin hükmü vasfa bağlı görev yönünden bozmuş,
Yerel mahkeme ise, silâhın arızalı olması nedeniyle sanığın hareketleriyle meydana gelen yaralanma hadisesi arasında doğrudan nedensellik bağının kurulamayacağını, sanığın sadece silâhını gereksiz yere kurcalamaktan sorumlu tutulabileceğini, sanığın alkollü içkiyi askerlerin yanında içmemesi, hâl ve hareketlerinden de alkollü olduğunun anlaşılmamasından ötürü birlik disiplinini ihlâl eden manevi bir zararın da oluşmadığını ileri sürerek, nöbet talimatına aykırı hareket etmek olarak vasıflandırdığı eylem hakkında yargılama görevinin disiplin mahkemesine ait olduğunu kabul ederek görevsizlik kararı vermiştir.
25.4.2002 günü Deniz Hastanesi Önlumbarağzı Nöbetçi Astsubayı olan sanık Dz.Shh.Tek.Astsb.Bçvş.H.K.F.'nin; nöbet hizmetini sürdürdüğü saat 21.15 sularında daha evvel kışlaya sokarak termos içerisinde sakladığı votkadan 2 bardak içtiği, hemen ardından nöbet hizmeti nedeniyle kendisine verilen 40917 seri numaralı tabancayı kurcalamaya başladığı, tabancanın kurma kolunu çekip bırakarak mekanizmaya mermi süren sanığın bu mermiyi tabancadan çıkarmak üzere uğraştığı bir esnada emniyet tertibatına elinin temas etmesi sonucu tabancanın l el ateş aldığı, namludan çıkan merminin isabet etmesiyle sanığın sol el ve ayak bölgesinden yaralandığı sabit olup, esasen bu konuda Daire ile yerel mahkeme arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Askeri Ceza Kanununun 136/1'inci maddesi "...Her kim nöbetçi iken kasten veya tekâsülen
a) Kendisini verilen vazifeyi yapamayacak hâle koyarsa,
b) Nöbet mahallini terk ederse yahut verilen sair talimata mugayir hareket ederse,
c) Her iki hâlde de, bir mazarratı mucip olursa 2 seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır..." hükmünü içermektedir.
Kanun metninde yer alan seçimlik hareketli eylemlerden birinin kasten veya tekâsülen gerçekleştirilmesiyle mazarrat olarak değerlendirilebilecek bir sonucun (uygun neden sonuç ilişkisi içerisinde) doğması atılı suçun teşekkülü için yeterlidir.
Üşenme ve kayıtsızlık anlamına gelen tekâsül, Askeri Yargıtay içtihatlarında "Gösterilmesi gerekli nezaret, sorumluluk ve ihtimam (özen) görevlerinde lakayt davranılması" şeklinde ifade edilmiştir.
Tekâsülün kapsamı içerisinde ise; tedbirsizlik, dikkatsizlik emir ve talimatlara riayetsizlik gibi objektif hâl ve durumlar yer almaktadır.
Askeri bir hizmette tekâsül gösterilip gösterilmediğinin belirlenebilmesi için gerekli olan bazı kriterler ise; vazifenin mevzuatın belirlediği sınırlar dâhilinde icra edilip edilmediği, failin hizmetteki tecrübesi, görevin usulüne uygun biçimde yürütülmesine engel olabilecek hâl ve oluşumların ortaya çıkıp çıkmadığı, ortaya çıkmış ise, bunların failin egemenlik sahasında olup olmadığıdır. Hizmeti yürütmekle yükümlü olan kişinin beceri ve yeterliliğinin de tekâsülün varlığını etkileyecek sübjektif bir sebep olarak kabulü gerekmektedir.
Yargılama konusu olayımızda; harici ve zorlayıcı nitelikte hiçbir etken olmaksızın kışlaya soktuğu alkollü içkiden 2 kadeh içen ve yapılan alkol muayenesine göre kanında 94 promil alkol bulunduğu belirlenen sanığın; üstlendiği hizmetin bir gereği olarak muhakeme, algılama ve kontrol fonksiyonlarını etkileyecek herhangi bir maddeyi kullanmaması gerektiği açıktır.
Sanığın üstlenmiş olduğu "ön lumbarağzı nöbetçi astsubaylığı" görevi 24 saat esasına göre tutulan ve nöbetçi personelin ertesi gün istirahat etmesini gerektiren bir hizmet niteliğindedir. Dosyada yer alan görev talimatlarından anlaşılacağı Üzere, bu görev, devriye gezmek, nöbete gidecek askerlerin silâh ve teçhizatlarının kontrolünü yapmak, doldur boşalt işlemlerine nezaret etmek, birlik elektrik ve su sistemlerinin faal durumda olup olmadığını denetlemek gibi kritik fonksiyonları ihtiva etmektedir.
Nöbet hizmetinin kesintisiz ve sürekli nitelikteki işlemleri gerektirmesi nedeniyle, bu hizmet esnasında nöbetçi personelin uyuması dahi yasaktır. Eylem tarihine kadar 17 yıllık astsubay olan sanık gerek mesleki tecrübesi gerekse üstlendiği nöbet hizmetinin sorumluluğu ile bağdaşmayacak hareketleri birbiri ardına gerçekleştirmeye başlayarak, alkol almasının ardından talimatlara göre kılıfında bulunması gereken nöbet silâhını kurcalamaya başlamış ve hiç gereği yokken tabancanın mekanizmasını hareket ettirerek namluya mermi sürmüştür. Özensiz hareketlerini daha da ileri götüren sanık bu kez tabancanın emniyet tertibatını açarak tabancanın ateş almasına engel olabilecek en temel önlemi de işlevsiz bırakmıştır.
Sanığın emniyet tertibatına temas ettiği anda silâhın patladığı yönündeki savunması silâh teknisyeni bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve tespitle doğrulansa dahi; bu hususun ne birbiri ardına gerçekleştirilen tedbirsiz nitelikteki hareketler bütününe ne de bu eylemlerle başlayıp yaralanmayla son bulan neden sonuç ilişkisine herhangi bir tesiri bulunmadığı açıktır.
Sanığın bir bölümü kasten bir kısmı ise, tekâsülen gerçekleştirilen ancak üstlendiği nöbet görevi ile hiçbir biçimde bağdaşmayan hareketlerinin herhangi bir zarar doğurup doğurmadığının da ayrıca incelenmesi gerekmekledir.
Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre. ASCK'nın 136/1-C maddesindeki "Mazarrat" tabiri yalnız maddi zarar ve ziyanı değil, hizmetle olup, maddi ölçülere sığmayan, manevi zararları da içermektedir. Özellikle manevi zararlarda, askeri hizmet ve nöbet hizmetlerinin aksaması yanında otorite zafiyeti ve boşluğu gibi olgular anlaşılmaktadır. Bu anlamın nedeni, 477 sayılı Kanunun 56'ncı maddesinde yer alan, suçun oluşumu için gösterilen Hizmet aksamamışsa" tabiridir. (As.Yrg.Drl.Krl.nun 18.1.1996 gün ve 1996/12-5 E.K.; 16.10.2003 gün ve 2003/75-82 E.K.sayılı kararları)
Yargılama konusu olayımızda 24 saat esasına dayalı olarak ön lumbarağzı nöbet hizmetini sürdüren sanığın gösterdiği tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu kendisini yaralamasının ardından ilk cerrahi müdahale Gölcük Asker Hastanesi Acil Servisinde yapılmış, askeri hastane baştabipliğinin talimatıyla sanığın yerine bir başka astsubay ön lumbarağzı nöbetçi astsubayı olarak görevlendirilmiştir. Yaralanma hadisesinin duyulmasının ardından askeri hastanede muhtelif fonksiyonları ifa eden pek çok personel hiçbir gereği yokken, yardım ve müdahale amacıylada olsa sanığın bulunduğu yere intikal etmek zorunda kalmışlardır. Askeri mahkemenin kabulünün aksine sanığın olay anında alkol aldığı askeri hastane nöbetçi personelinin tamamı tarafından öğrenilmiş olup, askeri disiplin bu anlamda da ihlâle uğramıştır. Sanık kusurlu hareketleri ile bir yandan kendi nöbet görevinin işlevsiz hâle gelmesine neden olmuş, diğer yandan ise sebebiyet verdiği heyecan ve kargaşa ortamı ile birlik içi hizmet ve otoritenin aksamasına yol açmıştır.
Tüm bunların yanında; sanığın eylemi neticesinde 704.000 TL tutarındaki tabanca mermisi gereksiz yere sarf edilerek, cüz'ü de olsa bir hazine zararı meydana gelmiştir.
Ortaya çıkan bu sonuçları ASCK'nın hizmet ve vazifeyle ilgili kriterleri doğrultusunda irdeleyerek, sanığın bir kısmı kasten bir kısmı ise tekâsülen gerçekleştirdiği eylemleriyle mazarrat sayılacak hâllerin oluşmasına neden olduğunu kabul eden Dairenin; atılı eylemi ASCK'nın 136/1-A, C maddesi kapsamında değerlendirerek, nöbet talimatına aykırı hareket suçundan verilen görevsizlik kararını vasfa bağlı görev yönünden bozmasında kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmediğinden, direnilmek suretiyle tesis olunan görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy