(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık; hakkındaki davanın 4616 sayılı Kanunun 1/4'üncü maddesi gereğince ertelenmesine karar verilen sanığın bu hükmü temyiz etmesi durumunda 4758 sayılı Kanunun sağladığı "davaya devam edilmesini işleyebilme hakkının" uygulanabilmesi açısından, ayrıca beyanının tespitinde zorunluluk bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire, temyiz, aşamasının devam eden yargılama süresinin bir parçası olması sebebiyle, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 4758 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasına göre, sanığın hakkındaki yargılamaya devam edilmesini isteyip istemediğinin saptanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini kabul ederek, kamu davasının 4616 sayılı Kanunun 1/4'üncü maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık ise, 4758 sayılı Kanununun yürürlüğe girdiği 22.5.2002 tarihinden itibaren kanunun öngördüğü 3 aylık süre içerisinde ertelenen davaya devam edilmesini istediğine ilişkin herhangi bir başvuruda bulunmayan sanık hakkında 4758 sayılı Kanunun 4/3'üncü maddesini uygulama imkânının bulunmadığını, bu itibarla mahkemece verilen kamu davasının 4616 sayılı Kanun uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmün isabetli olduğunu ileri sürerek, aksi yöndeki Daire kararına itiraz etmiştir.
Kh.Bl.K'lığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren sanık P.Er H.B.' nin; 30.3.1996 tarihinde birliğinden izin almaksızın uzaklaşarak firar ettiği, bir müddet firarda kalmasının ardından 30.5.1996 tarihinde yakalanarak ele geçtiği ileri sürülerek, ASCK' nın 66/1-a maddesinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yargılamayı yürüten askeri mahkeme; sanık hakkındaki davanın 4616 sayılı Kanunun 1/4'üncü maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermiştir.
Sanığa atılı suçun, işleniş tarihi, vasfı ve uygulama maddesinde öngörülen ceza miktarı itibariyle, "4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihinde Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun" kapsamında bulunduğunda kuşku yoktur.
Anılan Kanunun bir kısım hükümlerinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi üzerine onaya çıkan hukuksal boşluğun doldurulması amacıyla 21.5.2002 tarihinde kabul edilip, 27.4.2002 tarihinden geçerli olmak üzere, Resmi Gazetede yayımlandığı 23.5.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4758 sayılı Kanun ile 4616 sayılı Kanunun 1'inci maddesinin 4'üncü bendi yeniden düzenlenerek... Bu bentle ilgili olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen ceza, dava zaman aşımı süresince ertelenir..." hükmüne yer verilmiştir.
Sanığın temyiz dilekçesini vererek hakkındaki hükmün kesinleşmesini önlediği tarihten sonra yürürlüğe giren 4758 sayılı Kanunun 4/3'üncü maddesinin öngördüğü usulü imkânlardan faydalanıp faydalanamayacağının belirlenebilmesi açısından temyiz istemi önem arz etmektedir.
Beraat etme beklentisinde olan sanıklar hakkındaki yargılamalara devam edilmesine imkan sağlayan 4758 sayılı Yasayla getirilen bu düzenlemenin, sanığa tatbik edilen kanun hükmüne göre daha lehe hükümler içerdiği açıktır.
4758 sayılı Kanundan istifade etmek için sanıklara ayrıca tebligat yapılması gerektiğini öngören herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak; hakkında verilen kamu davasının ertelenmesine ilişkin karardan hoşnut olmadığını hükmü temyiz etmek suretiyle dış âleme intikal ettiren sanığın hukuki statüsünün ortaya çıkan bu istisnai durum çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanık; süresinde vermiş olduğu temyiz dilekçesi ile hakkında tesis edilen kamu davasının ertelenmesine ilişkin kararı beğenmeme iradesini açıkça ortaya koymuş, gerekçeli kararın kendisine 3 yıl sonra tebliğ edilmesine rağmen, bu yöndeki tercihinde herhangi bir değişiklik yapma cihetine gitmemiştir.
Bu itibarla;
Erteleme kararına yönelik temyiz talebinin; hüküm ve temyiz tarihinde yürürlükte bulunmayan 4758 sayılı Kanunun tanıdığı usulü imkânlar dahilinde yorumlanıp, sanığın davaya devam edilip edilemeyeceği yönündeki açık istem ve iradesinin belirlenerek neticesine göre hareket edilmesi gerektiğinden, yerinde görülmeyen Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy