(1632 S. K. m. 75)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, suçun sübuta erip ermediği noktasındadır.
Daire, sanığın askerlikten kurtulmak kastıyla dişlerini çektirdiğinin ispatlanamadığı ve bu nedenle suçun oluşmadığı sonucuna ulaşmış iken; askeri mahkeme, sanığın özel kasıtla hareket ettiği hususunda tereddüt bulunmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
1969 doğumlu olup 30.10.2000 tarihinde eğitim birliğine sevkini sağlamış olan sanığın, Samsun Çvş.TImg.ve Er Eğt.Tb. K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte iken, 2.1.2001 tarihinde Samsun 100 Yataklı Asker Hastanesi Diş Polikliniğine başvurduğu, yapılan muayenesinde sadece sol alt damağında beş adet dişinin mevcut olduğunun görülüp protez yapılması için ölçü alındığı, tekrar bu hastaneye başvurmadan önce izine ayrılan sanığın 19.1.2001 tarihinde Adana 100 Yataklı Askeri Hastanesine sevk alıp diş polikliniğinde muayene olduğu, bir dişinde apse belirlenip ilâç tedavisi önerilerek yedi gün istirahat verildiği, 24.1.2001 günü aynı hastanede tekrar aynı tabibe muayene olan sanığın kıt'ası hastanesine başvurmasının istendiği, izin dönüşünde 29.1.2001 tarihinde Samsun Asker Hastanesine müracaat ettiğinde ise, ağzında hiç diş mevcut olmadığının tespit edilip hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, sonuçta Samsun Asker Hastanesinin 15.2.2001 tarih ve 281 sayılı raporuyla "total diş noksanlığı" teşhisiyle askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği ve bu rapora istinaden terhis edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanığa isnat edilen kendini askerliğe yaramayacak hâle getirmek suçu "özel kasıt" ile işlenebilen bir suç olup, müsnet suçun sübuta erdiğinin kabul edilebilmesi için bu kastın açıklıkla ortaya konabilmesi gereklidir.
Sanık hazırlık ifadesinde, "önceden süregelen diş eti rahatsızlığı nedeniyle dişlerinin döküldüğünü, askerlik hizmetine başladığında sadece beş dişinin mevcut olduğunu ve bu dişinin de izindeyken askeri hastanede çekildiğini" belirtmiş; sorgusunda ise, "izindeyken dişlerinin diş eti rahatsızlığı nedeniyle döküldüğünü" beyan etmiştir. Sanığın askerlik hizmetine başladığında kaç dişinin bulunduğu ve hangi rahatsızlık nedeniyle hangi tarihlerde kaç âdet dişinin döküldüğü veya çekildiği hususlarında dosyada
herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Ağzında hiç diş bulunmadığının tespitinden sonra bu eksilmenin sebebine dair herhangi bir araştırma yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Sanığın askere alınırken yapılan ilk muayenesi ile askerlik hizmeti süresince yapılan tüm muayene ve tedavilerine ilişkin belgelerin getirtilmesi hâlinde, önceki sağlık durumunun kısmen aydınlatılması imkânı bulunmakta ise de, tüm dişlerinin eksik olduğunun belirlenmesinden sonra bu eksilmenin sebebine dair herhangi bir araştırma yapılmadığından ve bu aşamada yapılacak araştırmanın sıhhatli bir sonuç vermesi mümkün görülmediğinden, eksiklik olarak değerlendirilen hususların giderilmesinin amaca elverişli olmayacağı ortadadır. Her ne kadar, bilirkişi olarak dinlenilen diş tabibi, protez planlanmasına elverişli olan dişlerin bu kadar kısa sürede eksilmelerinin mümkün olmadığını ve sanığın dişlerini çektirdiği kanaatinde olduğunu bildirmiş ve askeri mahkeme bu görüşe itibar ederek sanığın kendini yaramayacak hâle getirmek özel kastıyla hareket ettiği sonucuna ulaşmış ise de; somut delillerle desteklenmeyen ve bir takım varsayımlardan hareketle varılan bu kabulün makul ve isabetli olmadığı aşikârdır. Sanığın aksi ispatlanamayan savunmasına itibar olunması gerekmekle birlikte, savunması çelişkili görülerek dişlerini çektirdiği kabul olunsa dahi, bunu tavsiye üzerine resen tedavi amacıyla yaptırmadığına ilişkin somut bir bulgu elde edemediğinden, her türlü şüpheden arınmış bir şekilde özel kastın ortaya konulduğunun kabulü hukuken mümkün değildir.
Bu itibarla; Dairenin isabetle vurguladığı bozma gerekçelerine karşın, suçun sübuta erdiği kabulüyle kurulan mahkûmiyet kararı yasaya aykırı bulunmuş ve hükmün sübut yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy