(1632 S. K. m. 73)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; sanığın dehalet kastıyla hareket edip etmediğinin belirlenebilmesi bakımından noksan soruşturma sayılabilecek herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığından ibarettir.
Daire, 56 gün boyunca birliğine dönmeyen sanığın firarının 12 ile 15'inci günleri arasında Askerlik Şube Başkanıyla görüşerek teslim olma isteğini bildirdiğine yönelik beyanının resmi bir kayda bağlanmamış olmasından ötürü bu görüşmenin ne zaman yapıldığını belirlemenin mümkün olmadığını, beyanların doğru olması hâlinde dahi aradan geçen 40 günlük süreye rağmen birliğine dönmemekte ısrar eden sanık açısından bu görüşmenin firar suçunun temadisini kesmeyeceğini belirterek, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş iken:
Başsavcılık, sanığın şubeye müracaat ettiği yönündeki iddiasının dehalet kastıyla hareket edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması açısından önem taşıdığını ileri sürerek, aksi yönde değerlendirmeyle verilen Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Tekirdağ Mknz.P.Tb.Kh.BI.K.lığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren P.Er H.M.Ö.'nün; 29.3.2003 tarihinde gönderildiği günü birlik çarşı izninden süresinde dönmeyerek firar ettiği, bir müddet birliğinden ayrı kalmasını müteakiben 24.5.2003 günü kendiliğinden dönerek birliğine katıldığı sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık, hazırlık, istinabe ve mahkeme huzurunda tespit edilen sorgusunda; "nişanlısının zor durumda olduğunu belirterek gelmesini istemesi üzerine çarşı izninden geri dönmeyerek firar ettiğini, nişanlısının problemlerini çözmesinin ardından birliğine dönecek parayı bulamadığını, gecikmesinin sebebinin tümüyle bundan kaynaklandığını" beyan etmesine karşın,
Hükmün verildiği oturumda; "firarının 12 ile 15'inci günlerinde Uşak Askerlik Şube Başkanıyla görüşerek teslim olmak istediğini söylediğini, ancak şube başkanı olan yüzbaşının teslim olduğu takdirde yakalanmış gibi işlem yapılacağını belirterek, birliğine teslim olmasını söylediğini, kendisinin de para tedarik etmeye çalışması nedeniyle geciktiğini, bu konuyu ispatlayabileceğini" beyan etmiştir.
Sanık beyanlarının doğru olması hâlinde bu davranışların dehalet kastı içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin, bunun sonucu olarak da konuyla ilgili eksikliklerin esasa etkili sayılarak hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceğinin mevcut deliller çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir.
ASCK'nın 73'üncü maddesi "Kaçak kaçtığından altı hafta, seferberlikte bir hafta içinde kendiliğinden gelirse cezalar yarısına kadar indirilir" hükmünü içermektedir. Bu maddenin uygulanabilmesi için, sanığın firar durumuna kendi iradesi ile son vermesi, diğer bir anlatımla kendiliğinden kıt'asına dönmesi veya resmi bir kuruluşa bu niyetle müracaat etmesi gerekmektedir.
Bir an için sanığın beyan ettiği hususlarının doğru olduğu düşünülse dahi. 29.3.2003 tarihinden başlayarak firar durumuna düşen P.Er. H..M.Ö.'nün. firarının 12 ile 15'inci günü askerlik şubesine giderek teslim olmak istediğini beyan etmesi, isteğine olumlu yanıt verilmemesi üzerine de başka hiçbir askeri merci veya makama müracaat etmeden bu kez 40 günü aşkın süreyle firar statüsünü devam ettirmesi dehalet iradesinin varlığını kabule imkân vermemektedir.
Sanık bu görüşmenin ardından birliğine şevkini sağlatmak üzere herhangi bir kuruma müracaat ettiğini ileri sürmemiştir. Birliğine dönmek için gereken parayı tedarik edememesinden ötürü geciktiğini beyan eden sanık gerçekte arkadaşlarının verdiği bankamatik kartlarından para çekerek firar eylemini bu şekilde işlemeye başlamış, 56 gün süreyle hayatını sürdürecek maddi imkâna sahip olmasına rağmen birliğine dönüş için gerekli parayı tedarik edemediğini ileri sürmüştür.
Sanığın başka bir müracaat ile desteklenmeyen ve şube başkanıyla 10 ile 15 dakika görüşmekten öte geçmeyen iddiasının 56 gün boyunca devam eden firar suçu açısından dehalet kapsamında değerlendirilmesi hem firar suçunun kanuni unsurlarına, hem de yerleşik yargısal uygulamaya uygun düşmemektedir.
Gerek eylemin işleniş biçiminde yer alan unsur ve ayrıntılar ile sanığın eylemini izah biçimi gerekse var olduğu saptanan suç işleme kastının içeriği dikkate alındığında; P.Er H.M.Ö.'nün 29.3.2003-24.5.2003 tarihleri arasında işlediği firar eyleminin dehalet teşkil edecek biçimde herhangi bir kesintiye uğramadığı sonucuna varıldığından, belirtilen konuda noksan soruşturma bulunduğuna ilişkin Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy