(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, 2002 yılı sonunda yol hakkı verilerek izine gönderilip 2003 yılına sarkan izini uzatılan sanığa 2003 yılı için ayrıca yol müddeti tanınıp tanınmayacağı noktasındadır.
Daire; uzatılan iznin yeni bir izin olduğu ve yeni yılda kullanılan bu ilk izin için de gidiş-dönüş yol müddeti tanınması gerektiği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, uzatılan iznin müstakil bir izin olmaması nedeniyle yeni bir yol hakkı tanınmaması gerektiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Lüleburgaz 65'inci Mknz.P.Tug.1inci Mknz.P.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 27.12.2002 tarihinde altı gün yol müddeti verilerek memleketi Van'ın Muradiye İlçesine on günlük izine gönderildiği, isteği üzerine izninin üç gün uzatıldığı ve 22.1.2003 günü saat 16.45'de kıt'asına döndüğü dosya kapsamından anlaşılmıştır.
1111 sayılı Kanunun 77'nci maddesinin son fıkrası; '"Acemi eğitimini tamamlayanlara kanuni izinlerinden sayılmak üzere, yol dâhil on güne kadar izin verilebilir." hükmünü içermekte olup, erbaş ve erlere izinlerinde yol süresinin ne şekilde tanınacağına dair bir açıklık yasada bulunmamaktadır. TSK Personel Kanununun 125-134'üncü maddeleri gereğince çıkarılan TSK İzin Yönetmeliğinin 5/4'üncü maddesindeki: "Yıllık izinlerini (30) gün olarak bir defada veya (20) ve (10) gün olarak iki defada kullanan personelin gidiş ve dönüşlerinde yolda geçen müddetlerin bir defasına yol izni dâhil edilir." düzenlemesini dikkate alan Askeri Yargıtay, subay ve astsubayların izinlerinde olduğu gibi, kanuni izin haklarını değişik yıllarda kullanan erbaş ve erlerin de her sene bir defaya mahsus olmak üzere izin süresi haricinde yol müddetinden yararlanmalarını kabul etmiştir. Nitekim, hâlen TSK'da uygulama bu yönde olup, mesafelere göre 1-3 günlük yol süreleri erbaş ve erlere tanınmaktadır.
Kanuni izine İlâveten ayrıca yol süresi tanınması, "asker kişinin izin süresinin bir kısmını yolda geçen zaman zarfında tüketmemesi" düşünce ve amacından kaynaklanmaktadır. Ancak, bu hakkın kötüye kullanılmasına engel olunması ve personel arasında eşitsizlik yaratılmaması bakımından, her sene sadece bir izinde yol süresinden istifade edilmesi öngörülmüştür. Bu nedenle, izine ayrılan asker kişilere tanınan bu hakkın amacına elverişli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanımının sağlanması gereklidir.
Somut olayımızda; sanık, gidiş-dönüş toplam altı gün yol müddeti alarak 2002 yılının son günlerinde on günlük izine ayrılmış ve 2003 yılında birliğine telefon ederek iznini üç gün uzattırmıştır. Sanık, yeniden izine çıkmış olmayıp, izinli olarak geldiği memleketinde bulunduğu sırada iznini uzattığından, bu uzatılan izin müddeti itibariyle fazladan yolda geçireceği herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı açıktır. Kullanılmayacak veya kullanılması gerekmeyen yol süresinin, sırf izin yeni sene içerisinde uzatıldığı için sanığa tanınması, yol süresi uygulamasının genel mantığına aykırı olduğu gibi, personel arasında eşitsizlik yaratacak niteliktedir.
Bu nedenle; sanığa yeni bir izin verilmeyip, altı gün yol süresi hariç, toplam on üç gün izin kullandırıldığının ve en geç 15.1.2003 günü sonunda birliğine katılması gerektiğinin kabulünde hukuki zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla; gün unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında izin tecavüzü suçundan kurulan beraat hükmü yasaya aykırı bulunmuş, Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulüyle Daire kararının kaldırılıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy