(353 S. K. m. 162)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; sanığın aynı nitelikteki eylemi hakkında disiplin mahkemesince verilen görevsizlik kararının ikinci kez askeri mahkemeye gönderilerek esas defterine kaydedilmesinin ardından mahkemece davanın reddine karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Daire, sanık hakkında açılmış 2 ayrı dava ya da verilmiş 2 ayrı görevsizlik kararının bulunmadığını, disiplin mahkemesinin görevsizlik kararının askeri mahkemeye ikinci kez gönderilmesinin sanık hakkında yeni bir dava açıldığı anlamına gelemeyeceğini belirterek, duruşma safhasında fark edilen bu yanlışlığın; esas defterine mükerrer kaydı düşülerek, dosyanın asıl davı dosyasının içine konulmak üzere askeri mahkeme kalemine tevdi edilmek suretiyle giderilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine ilişkin hükmün oybirliğiyle bozulmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, mükerreren gönderilse dahi bir sanık hakkındaki dava dosyasının esas defterine kaydedilmesiyle birlikte sanık hakkında aynı konuda ikinci bir kamu davası açıldığının kabulü gerektiğini, bu yönüyle de mahkemenin kamu davasının reddine karar vermesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını ileri sürerek, aksı yöndeki Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Sanık J.Er T.Ö. hakkında Jandarma Sınır Alay Komutanlığı Disiplin Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek kesinleşmeyi müteakiben Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilen dava dosyasına ilişkin yargılamanın askeri mahkemece yürütüldüğü sırada disiplin mahkemesinin evvelce gönderdiği görevsizlik kararına ilişkin bir kısım evrak suretlerini adli müşavirlik vasıtasıyla askeri mahkemeye intikal ettirdiği, askeri mahkemenin 2003/724 no.lu esasına kaydedilen dosyanın 13.5.2003 tarihinde icra edilen duruşmasında; sanık T.Ö.'nün askeri mahkemenin 2003/393 esasına kayıtlı aynı eylemle ilgili bir başka suç dosyasının bulunduğu belirtilerek, disiplin mahkemesince ikinci kez gönderilerek askeri mahkemenin 724 no.lu esasına kaydedilen dava dosyası hakkında kamu davasının reddine karar verildiği görülmektedir.
ASMKYUK hükümlerine göre bir iddiadan dolayı askeri mahkemelerde yargılama yapılabilmesi için;
1) Askeri savcıların sürdürdükleri hazırlık soruşturması sonucunda kamu davasının açılmasını haklı gösterecek sebeplerin bulunduğu sonucuna vararak iddianame düzenlemeleri,
2) 353 sayılı Kanunun 176 son maddesine uygun biçimde verilen görevsizlik kararlarının kesinleşmelerini müteakiben askeri mahkemelere gönderilmeleri, gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 176ncı maddesi; görevsizlik kararlarının iddianamenin bütün sonuçlarını meydana getirerek aynı şartlara tâbi olacağını açık bir biçimde düzenlemiştir.
ASKMYUK'nın 162 ve CMUK'un 253'üncü maddeleri; "Aynı konuda, aynı sanık hakkında evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise, davanın reddedileceğine" ilişkin usul kuralını içermektedir.
İncelenen dosya içeriğinde; bir hatadan kaynaklandığı kabul edilse dahi aynı sanığa ait bir eylem, görevsizliğe ilişkin dosyaların mükerrer biçimde gönderilmiş olmasından dolayı iki ayrı dava dosyası hâlinde hukuk âlemine intikal etmiş durumdadır. Askeri mahkemenin iki ayrı esasına kaydedilerek ceza yargılaması açısından kovuşturulabilir nitelikte eylem statüsüne kavuşturulan dosyalar hakkında ne yönde karar verilebileceğinin belirlenebilmesi için; ASMKYUK'nın yargılama sonucunda verilecek kararları düzenleyen 162'nci maddesinden faydalanılması zorunluluğu bulunduğu açıktır.
Davanın reddi müessesesi ile, adli mekanizmanın işleyişi sırasında ortaya çıkabilecek hatalardan dolayı kişilerin zarar görmesinin önüne geçilmek istenmiştir.
Bu yöndeki bir yanlışlığın Daire ilâmında belirtilen idari tedbir ve yöntemlerle giderilmesi hâlinde yapılan işlemlerin usul ve esas yönüyle kanuna uygun olup olmadığı yargısal anlamda denetlenemeyecek, bunun sonucu olarak da bu yöntemlerin sıhhat ve yerindeliği temyiz safhası da dâhil olmak üzere hiçbir süreçte incelenemeyecektir.
Oysaki 353 sayılı Kanunun 162/son maddesi, bir kişi hakkında davanın reddine karar verilebilmesi için aynı konuda, aynı sanık hakkında evvelce açılmış bir dava veya verilmiş bir hükmün varlığını aramaktadır. Kanun aynı kişi hakkında aynı eylemden dolayı dava açılmasındaki sakıncayı önlemek isterken, yanlışlığın beşeri bir hatadan veya hukuki değerlendirmedeki isabetsizlikten kaynaklanması arasında bir fark gözetmemiş, kişileri bu tarz olasılıkları da kapsar biçimde haksız bir cezai kovuşturma baskısından korumak istemiştir.
Diğer yandan, sanığın aynı nitelikteki eyleminin iki ayrı yargılamaya konu edilmiş olmasından ötürü, derdest dava dosyalarının (şahsi irtibat taşıdıklarından bahisle) 353 sayılı Kanunun 18'inci maddesi gereğince birleştirilmelerine kanuni imkân bulunmamaktadır.
Bu yönüyle; aynı sanığa ait aynı eylemin birden fazla dava dosyası hâline getirilerek birbirinden farklı davalara konu edildiğini belirleyen mahkemenin bunu ispatlayan onaylı belge suretlerini dosya kapsamına dâhil etmesinin ardından, sonradan esasa kaydedilen dava dosyası hakkında kamu davasının reddine karar vermesinde hukuki bir sakınca da bulunmamaktadır.
Belirtilen sebeplerle, sanık T.Ö. hakkında askeri mahkemece verilen kamu davasının reddine ilişkin kararda kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın yerinde görülen itirazının kabulü ile bozmaya ilişkin Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy