(1632 S. K. m. 42, 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı eylemin hukuki vasfının belirlenmesine ilişkindir.
Daire, birliğinden izin kâğıdını almadan ayrılan sanığın eyleminin firar suçunu oluşturduğunu kabul ederek, bu doğrultudaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık ise, atılı eylemin izin tecavüzü suçunu oluşturduğunu ilen sürerek, Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Bergama P.Tb.Kh.B.K.lığı emrinde görev yapan P.Astsb.Bçvş.Ş.K.'nin yıllık iznini kullanmak için yaptığı müracaatın kabul edilmesinin ardından 21.6.2003 Cumartesi gününden başlamak üzere 22 gün süreyle kanuni izne gönderilmesine ilişkin izin belgesinin 19.6.2003 Perşembe günü P.Asb.Kd.Bçvş.T.Y.'ye verildiği, 19.6.2003 Perşembe günü nizamiye - cephanelik nöbetçi subaylığı görevini sürdüren sanığın nöbet hizmeti esnasında Astsb.T.Y.'yi arayarak izninin hangi tarihten başlatıldığını sorduğu, astsubayın iznin 21.6.2003 Cumartesi gününden itibaren başlatıldığını söylemesi üzerine sanığın diğer rütbeli personelin izninin Pazartesi gününden başlatılmasına rağmen kendisinin izninin Cumartesi gününden başlatılmasının haksızlık olduğunu izin kâğıdını da almayacağını söyleyerek, nöbetini devrettikten sonra 20.6.2003 Cuma günü birliğini terk ettiği, bir müddet birliğinden ayrı kalan sanığın disiplinsizlik nedeniyle 30.9.2003 tarihinden itibaren Türk Silâhlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verildiği, hakkındaki ayırma işlemini öğrenen Asb.Ş.K.'nin 19.11.2003 günü teslim olduğu sabit olup, esasen bu konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
19.6.2003 Perşembe günü birlik nizamiye-cephanelik nöbetçi subaylığı görevini yerine getiren Astsb.Ş.K; 20.6.2003 Cuma günü saat 13.00den itibaren nöbetini müteakip nöbetçi subayına devrederek 1 günlük nöbet istirahatım kullanmaya başlamıştır.
Bçvş. Ş.K.'nin kıt'asını terk ettiği gün nöbet istirahatla olmasından dolayı birliğinde hizmet mükellefiyetinin bulunmadığı, istirahatının sona erdiği 21.6.2003 Cumartesi günü sabahından itibaren de 22 günlük kanuni izninin işlemeye başladığı, esasen izin kâğıdının yetkili amiri tarafından imzalanarak sanığa tevdi edilmek üzere bölük astsubayına verildiği, bu tarihler arasında herhangi kesiminin bulunmamasından ötürü de firar suçunun kanuni unsuru niteliğindeki "görevi icabı bulunması gerekli mahalden izinsiz olarak ayrılma" koşulunun gerçekleşmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
İzne ayrılma yönündeki istem ve iradesini yetkili amirlere intikal ettirerek düzenlenen izin kağıdıyla 21.6.2003 tarihinden geçerli olmak üzere kanuni izne gönderilmesine onay verilen sanığın izninin 23.6.2003 gününden itibaren başlatılmamasına sinirlenerek ortaya koyduğu tepkinin izinli personel statüsünü herhangi bir biçimde etkileyemeyeceği açıktır.
Usulüne uygun Kivimde düzenlenen izin belgesinin hak sahibi tarafından alınması bu kişinin üçüncü kişi veya kurumlara karşı izinli personel olduğunu belgelemesi açısından önem taşımakta ise de, bu gerekliliğe riayet edilmemesi kurum ile sanık arasındaki irtibatın ortadan kalkmasına neden olamayacağından, tanığın birliğini izinsiz biçimde terk ettiğinden de bahsedilemeyecektir.
Sanığın gönderildiği izinden süresinde dönmediğini belirten olay tespit tutanağındaki tarih 14.7.2003 olup. bu tarih izin kâğıdında gösterilen dönüş süresinin 1 gün sonrasına denk gelmektedir. Astsb. Ş.K.'nin izin kâğıdında belirtilen tarihte birliğine dönmüş olması durumunda herhangi bir isnada maruz kalmayacağı yetkili amirlerce düzenlenen tutanak kapsamından anlaşılmaktadır.
Dairenin atılı izin tecavüzü eylemini firar olarak nitelendirmesi bu yönüyle kanuna aykırı görülmüştür.
1.9.2001-19.7.2002 tarihleri arasında işlemiş olduğu başka bir izin tecavüzü suçundan dolayı mahkûmiyeti bulunan Astsb. Ş.K.'nın;16.12.2002 tarihinde kesinleşen bu kararın ardından 23.3.2003 tarihinden itibaren şartla tahliye edilmesinden ötürü ASCK'nın 42'nci maddesinin öngördüğü süre içerisinde yargılama konusu izin tecavüzü eyleminin mükerrer izin tecavüzü olarak vasıflandırılması gerektiği sonucuna varılarak, Başsavcılığın yerinde görülen itirazının kabulü ile onamaya ilişkin Daire kararının kaldırılmasına, hükmün sanığın cezada kazanılmış hakkı saklı tutularak vasıf yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy