(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın izin süresinin başlangıç tarihine ilişkin noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire, yargılamada herhangi bir noksanlık bulunmadığı sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, sanığın izine giderken Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezine uğrayıp uğramadığının araştırılıp, izin süresinin ve dolayısıyla suç başlangıç tarihinin bu araştırma sonucuna göre belirlenmesi gerektiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Tunceli/Hozat Top.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın, 20.5.2003 tarihinde iki gün yol müddeti verilerek, memleketi Şanlıurfaya yirmi beş günlük izine gönderildiği, izin dönüşünde 3.7.2003 tarihinde Elazığ Kabul ve Toplanma Merkezine katıldığı, sanığın yanında götürdüğü izin belgesinin yırtıldığını beyan etmesi nedeniyle bu belgenin asıl suretinin dosyaya konamadığı, izin belgesinin diğer suretinde birliğinden ayrıldığı saate ve Elazığ KTM'ye katıldığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, ancak sanığın izin dönüşünde 3.7.2003 tarihinde Elazığ KTM'ye katılıp 6.7.2003 günü buradan ayrıldığına ilişkin bir belgenin suç dosyasının düzenlenmesi sırasında birlik komutanınca dosyaya konduğu, sanığın sorgusunda, izine ayrılışında Elazığ KTM'ye uğradığına ilişkin bir beyanda bulunmayıp, izin dönüşünde bu merkeze katıldığını açıkça ifade ettiği ve sanığın izine giderken Elazığ KTM'ye katılıp katılmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya konulması, uyulması zorunlu bir ilke olmakla birlikte; mantık kurallarının, hayatın olağan akışının ve yargılama konusu eylemin kendine özgü niteliklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği de bilinen bir gerçektir. Resen soruşturma ilkesi yargılama makamının, öz vakıanın açıklığa kavuşturulması için gereken her türlü araştırmayı yapmasını öngörmektedir. Ancak, bu yükümlülük, makul ve amaca elverişli yargılama faaliyetleri için geçerli olup, varsayıma dayalı ve hiçbir mantıki temeli bulunmayan gereksiz soruşturmaları kapsamamaktadır Ceza hâkiminin her türlü şüpheyi bertaraf ettikten sonra hükmünü kurması gerektiği aşikâr olmakla birlikte, yenilmesi gereken şüphe, her olayda farklı şekillerde kendini gösterir. Yargılama makamı, ancak mantık kurallarının gerektirdiği şüpheyi gidermekle yükümlü olup, taraflarca talep olunsa dâhi, aklın gereği olmayan hiçbir soruşturmaya girişmek durumunda değildir.
Somut olayımızda; sanığın izine ayrılışında Elazığ KTM'ye katıldığını düşündürecek veya bu hususta tereddüt duyulmasına yol açacak herhangi bir emare dava dosyasında mevcut olmadığı gibi, sanığın bu yönde temyiz itirazları da bulunmamaktadır. Hazırlık ifadesinde, istinabe mahkemesinde ve askeri mahkemede alınan yeterince ayrıntılı sorgu ve savunmalarında, izine giderken Elazığ KTM'ye katıldığına dair bir beyanda bulunmamış, ancak izin dönüşünde bu merkeze uğradığını açıklıkla dile getirmiştir. İzin dönüşünde Elazığ KTM tarafından düzenlenmiş olan belgenin dosyaya girdiği, ancak izine ayrılışına dair böyle bir belgenin mevcut olmadığı da dikkâte alındığında, sanığın izine ayrılırken Elazığ KTM'ye uğramadığı tereddütsüz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Tüm bu belge ve bilgilere rağmen, sanığın izine giderken KTM'ye katılmadığına dair ilgili makamın açık bir beyanının dosyaya girmesini aramak makul olmadığı gibi, ceza yargılamasının gereksiz yere uzamasına da sebep olacaktır.
Bu itibarla, yargılamada noksan soruşturma görmeyip mahkûmiyet hükmünü onayan Daire kararı yerinde bulunmuş ve Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy