(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; atılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire, Bl. K. vekilince yerine getirilmesi istenen hususların doğrudan askeri hizmete yönelik mahiyet taşıdığını kabul ederek; beraat hükmünün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiş iken,
Başsavcılık ise sanığın acil müdahaleyi gerektirecek herhangi bir disiplinsizlikte bulunmaması nedeniyle verilen emrin yersiz ve icapsız olduğunu ileri sürerek, aksi yöndeki Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
12'nci Hd.BI.K.lığında askerlik hizmetini sürdürdüğü 25.8.2002 tarihinde 09.00-18.00 saatleri arasında çarşı iznine gönderilen P.Er Ş.E.'nin şehir merkezinde cep telefonu ile konuştuğunu gören BI.K. vekili P.Tğm.İ.D.'nin sanıktan cep telefonunu kendisine vermesini istediği, sanığın arkadaşının olduğunu belirterek gerek cep telefonunu vermekten, gerekse P.Tğm.İ.D.'nin yanına gelmekten kaçındığı, bunun üzerine birliğe hareket eden minibüs durağına gelmesi istenen Ş.E.'nin panik ve korkuya kapılarak kaçmaya başladığı, sanığın Tğm.LD.'nin talimatıyla çarşı izninde bulunan P.Onb.N.K.C. tarafından yakalanarak birliğe getirildiği sabit olup, esasen eylemin işleniş biçimi karşısında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sanık Ş.E. aşamalarda uyum ve bütünlük gösteren sorgu ve savunmalarında; olay tarihinden iki gün önce satın alarak bir bakkal dükkânında sakladığı cep telefonu ile görüşme yaptığı esnada P.Tğm.1.D. tarafından görüldüğü, bunun üzerine panik ve korkuya kapılarak kaçmaya başladığını, firar suçundan dolayı kesinleşmiş cezasının aklına gelmesi üzerine de çağrıldığı minibüs durağına gitmediğini beyan etmiştir.
Birlik hudutlarında cep telefonu ile bunlara ait sim kartının kullanımını ve bulundurulmasını yasaklayan hizmete ilişkin emrin aralarında sanığın da bulunduğu bölük personeline tebliğ edildiği anlaşılmakla birlikte emrin içeriğinde kışla hudutları dışında cep telefonunun kullanımı veya bulundurulmasını yasaklayan herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Çarşı izninde iken cep telefonu ile konuştuğu belirlenen sanığın bu telefonu birliğe sokma niyetinde olduğunu haklı gösterecek herhangi bir delil veya emare dosya içeriğinde yer almamaktadır. Birliğine sokma niyetini taşımadığı sürece sanığın kışla hudutları dışında cep telefonuyla konuşmasının askeri ya da stratejik anlamda herhangi bir menfaati zedeleyemeyeceği ortadadır.
Güvenlik ve istihbarata karşı koyma tedbirleri çerçevesinde hareket edilerek suçunu birlik içerisinde cep telefonu bulundurulması veya kullanımını yasaklayan emirlere aykırı hareket emre riayetsizlikte ısrar suçunu oluştursa da esasen cep telefonunun taşınması veya kullanılması kendi başına suç teşkil eden bir eşya mahiyetinde değildir.
Bu anlamda; kışla hudutları dışında cep telefonu ile konuşmak şeklinde gelişen ve niteliği itibarıyla herhangi bir suçu oluşturmayan eyleme yönelik müdahalenin TSK İç Hizmet Kanunu 24'üncü maddesine uygun düşmediği açıktır.
Diğer yandan, izin belgesinde yer alan talimatlar gereğince saat 18.30'da birliğe katılması gereken sanığın izinde kalmasını engelleyen herhangi bir zaruri neden yokken vaktinden 40 dakika önce birliğine dönmeye zorlanmasında da askeri hizmete yönelik bir menfaat bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Bl.K. Vekili P.Tğm.İ.D.'nin çarşı izninde bulunan sanığa yönelttiği taleplerinin askeri hizmete yönelik mahiyet taşımadığı buna bağlı olarak da bu işlemlerin yerine getirilmesinin emre itaatsizlikle ısrar suçunu oluşturmayacağı sonucuna varıldığından, Başsavcılığın isabetli görülen itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, askeri savcının kabule değer bulunmayan temyiz itirazının reddiyle beraata ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy