(1632 S. K. m. 67)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın bu eyleminin, yabancı memlekete firar suçunu düzenleyen ASCKnın 67nci maddesinin hangi bendi kapsamında olduğu noktasındadır.
Daire; ada içi günlük izinli olduğu sırada yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç gün geçiren sanığın eyleminin ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (A) bendine uyduğu sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, ülke sınırları dışında, KKTC'de konuşlu birliğinden, KKTC toprakları dışına çıkamayacak şekilde ada içi izinli olan sanığın Kıbrıs Rum Kesimi'ne geçmek suretiyle işlediği suçun maddi unsurunun. ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (B) bendinde düzenlenmiş olduğu düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Kıbrıs İs.Svş.Tb.K.lığı emrinde görev yapan sanığın, 19.7.2003 tarihinde ada içi günlük izin alıp, KKTC vatandaşı olan eşinin isteği üzerine,Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden gelen arkadaşlarının arabasıyla, saat 11.30 sıralarında Lefkoşa'da ki Metehan sınır kapısından Güney Rum Kesimi'ne geçtiği, aynı gün saat 23.30 sıralarında sınır kapısına geldiklerinde, Türk tarafından sınırın kapatıldığını söyleyen Rum sınır görevlilerinin geçişe izin vermediği, ertesi gün tekrar sınır kapısına başvurduklarında kimlik kontrolünün yapıldığı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunun belirlenmesi üzerine yakalanıp 21.7.2003 tarihinde mahkemeye çıkarıldığı ve para cezasını ödedikten sonra 23.7.2003 günü (saat 9.38) Yunanistan üzerinden Türkiye'ye teslim edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (A) bendi: "İzinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkan askeri şahıslar gaybubetleri gününden üç gün sonra şeklinde iken; yabancı ülkelere askeri birliklerin gönderilmiş olmasını ve uygulamada yaşanan tereddütleri dikkâte alan kanun koyucu, Askeri Yargılayın yerleşik içtihatlarını da gözeterek, 22.3.2000 tarih ve 4551 sayılı Kanun ile maddeyi bütünüyle yeniden düzenlemiş ve konumuzla ilgili olan bentler:
A) Herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç gün geçirenler,
B) Ülke sınırları dışındaki bir askeri birlik veya görev yerinden, deniz veya hava aracından kaçıp da bu durumda üç günü geçirenler" hâlini almıştır.
Yasa metninden açıkça anlaşılacağı üzere; (A) bendi, ülke sınırları dışına çıkma izni bulunmayan asker kişilerin ülke sınırları dışına çıkmasını; (B) bendi ise, ülke sınırları dışında bulunan asker kişilerin bulunmaları gereken yerden izinsiz uzaklaşmalarını maddi unsur olarak benimsemiştir. (A) bendinde korunmak istenen hukuki menfaat, askeri kişinin kıt'asıyla olan maddi bağından ziyade, yurt dışına çıkışlarda ilgili komutanlığın izin ve takdir hakkı iken;(B) bendinde öncelikle korunmak istenen hukuki menfaat, yurt dışındaki askeri birliğin disiplin ve bütünlüğüdür. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 13.5.2004 tarih ve 2004/77-78 sayılı kararında; "Yurt dışında bulunan bir askeri birlikten, deniz veya hava ulaşım aracından firar edilmesinin birliğin muharebe ve moral gücünü olumsuz bir biçimde etkileyebileceğini öngören kanun koyucu; bu yönde ortaya çıkabilecek eğilimleri herhangi bir yorum veya mukayeseye imkân vermeden açık bir şekilde cezai müeyyideye bağlayarak, ülke sınırları dışındaki deniz veya hava aracından firar edilmesini yurt dışına firar suçunun özel bir işleniş biçimi hâline dönüştürmüştür." değerlendirmesine yer verilmiştir.
(B) bendinin, (A) bendine göre özel bir düzenleme olduğu, yurt dışına izinsiz çıkmayı değil, yurt dışında bulunan bir askeri birlikten izinsiz olarak uzaklaşmayı yasakladığı; bu nedenle, yurt dışındaki birliğinden doğrudan kaçmak suretiyle uzaklaşan asker kişi ile günlük izinli iken zamanında geri dönmeyen asker kişi arasında (hizmette iken kaçma hâli hariç) maddi unsurun oluşumu açısından herhangi bir farklılık mevcut olmadığı dikkate alınmalıdır.
Somut olayımızda; sanık ayrı bir devlet statüsündeki KKTC Devleti topraklarında konuşlanmış bir askeri birliğin mensubu olarak T.C. hudutları dışında bulunduğundan ve T.C. veya başka bir ülke topraklarına girmeye imkân tanımayan, sadece askeri birliğin bulunduğu yerde günlük izinli sayılmayı temin eden izin belgesiyle kıt'ası dışında iken yabancı bir ülke toprağına girip zamanında birliğine dönmediğinden, gerek madde bentlerinin düzenleniş biçimi ve gerekse korudukları hukuki menfaatlere nazaran, sanığın bu eyleminin (B) bendindeki maddi unsura uyduğu açıktır.
Sanık, 19.7.2003 günü izinli iken, yasak olduğunu bilmesine rağmen Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne geçmiş ve üç günü izinsiz olarak kıt'ası dışında geçirdikten sonra Türkiye'ye ve bilâhare birliğine teslim edilmiştir. Her ne kadar, henüz üç günü doldurmadan önce Rum makamlarınca yakalanmış ve iradesi dışında kıtasından uzak kalmak zorunda bırakılmış ise de; yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi, kendi kusuruyla bu yakalanmaya imkân tanıyan sanığın eyleminin yabancı makamlarca yakalanmakla son bulmadığı ve dolayısıyla suçun maddi unsurunun gerçekleştiği aşikârdır Ancak, suçun manevi unsurunun oluşup oluşmadığı hususu ayrıntılı bir irdelemeyi gerektirmektedir.
Yabancı memlekete firar suçu, genel kasıtla işlenebilen şekli bir suç olup. failin suç işlemekteki saikleri, suçun oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirmede dikkate alınmamaktadır. Genel kasıt ise, yasanın öngördüğü neticenin fail tarafından bilinip istenmesidir.
ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (B) bendinde düzenlenen suçun, gerek madde metni ve gerekse koruduğu hukuki menfaate nazaran, ASCK'nın 66'ncı maddesinde düzenlenmiş olan firar cürümüyle benzeştiği görülmektedir. Önceki açıklamalarda belirtildiği gibi, ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (A) bendinde düzenlenmiş suç, yurt içinde izinli olan asker kişinin yurt dışı izni olmaksızın ülke dışına çıkmasını maddi unsur olarak benimsediğinden, bu suçun, öncelikle, ilgili komutanlığın yurt dışı izin ve takdir hakkını hukuki konu olarak benimsediği; (B) bendindeki suçun ise daha ziyade, ASCK'nın 66'ncı maddesinde olduğu gibi, asker kişinin askeri birlik ile olan bağını, yani askeri birliğin bütünlüğünü korumaya çalıştığı açıktır. Bu nedenle, suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde korunan hukuki menfaat göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayımızda; sanık, KKTC vatandaşı olan eşinin ısrarı üzerine, iki kesim arasında geçişin serbest ve olağan olduğu, siyasi olarak yumuşama sürecine girildiği bir ortamda, sırf karşı tarafı görmek ve merakını gidermek amacıyla Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne geçmiş, gün bitimine yakın bir saatte dönmeye çalışmış, ancak önceden düşünemediği olağanüstü bir engelle karşılaşıp sınırdan geçememiş, ertesi günü tekrar denemiş, ancak, girişte kendisine sorun yaratmayan Rum görevlilerin bu kez aksi yönde davranmaları nedeniyle TC vatandaşı olduğu için yakalanıp, bir müddet nezaret altında tutulduktan sonra Türkiye'ye teslim edilmiştir. ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (A) bendindeki durumda, izinsiz olarak yurt dışına çıkan asker kişi, izin almamak suretiyle kastını ortaya koyduğundan, yurda dönüş çabalarının bir önemi bulunmadığı bilinen bir kabul ise de; (B) bendindeki durumda, zaten asker kişi yurt dışında olduğundan, dönüş çabalarına hukuki değer verilmesi gerektiği de ortadadır. Birliğine dönüş yönündeki sanığın iradesinin, lehine bir durum olarak suç kastının değerlendirmesinde nazara alınması hakkaniyete uygun olacaktır. Sanığın, mensubu olduğu askeri birlikten izinsiz uzaklaşmak, kaçmak ve günlük iznini tecavüz edip üç günü kıtası dışında geçirmek gibi bir niyeti bulunmamaktadır. Olay ve sanığın eylemi bir bütünlük içerisinde ele alındığında, sanığın yabancı memlekete firar suç kastıyla hareket etmediği ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenlerle; suçun sabit olduğunu ve eylemin ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (A) bendine uyduğunu kabul eden askeri mahkemenin kurduğu mahkûmiyet hükmünü onayan Daire kararı yerinde bulunmamış sanığın eyleminin ASCK'nın 67'nci maddesinin ilk fıkrasının (B) bendindeki maddi unsura uyduğu yönündeki Başsavcılığın itirazı isabetli görülmüş, ancak suçun manevi unsuru itibariyle oluşmadığı kanaatine varıldığından, itiraza atfen Daire kararının kaldırılıp hükmün sübut yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy