(765 S. K. m. 51) (1632 S. K. m. 119)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire, mağdur P.Yzb. M.F.'nin tahrike konu olabilecek kusurlu bir hareketinin bulunmadığını kabul ederek, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında herhangi bir isabetsizlik görmemiş,
Başsavcılık ise, P.Yzb. M.F.'nin ziyarete gelen şahıslara yönelik işlem ve tedbirlerinin keyfi nitelik taşıyıp taşımadığının, keza mağdurun sanığa karşı kusurlu bir davranışının bulunup bulunmadığının haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından araştırılması gerektiğini ileri sürerek, onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
2'nci Hd.Bl.K.lığı emrinde görev yapan ve olayın meydana geldiği 24.3.2002 tarihinde Bl.Nöb.Çvş.luk hizmetini sürdüren P.Kd.Uzm.Çvş.B.M. ile görüşmek üzere evvelce yanında askerlik yapan polis memuru O.B. ve 2 sivil arkadaşının kışlaya geldikleri, sanığın ziyaretine gelen şahıslara ait araca binerek bu kişilerle birlikte nöbet yerinden 13 km. uzaklıktaki Çağlayık Hudut Karakoluna gittiği, burada P.Kd.Uzm.Çvş. R.K. ile görüştükten sonra nöbet yerine geri dönmek üzere hareket ettikleri, hafta sonu tatili olması sebebiyle mesaide bulunmayan 2'nci Hd.Bl.K.nı P.Yzb.M.F.'nin; Nöb.Çvş.B.M. ile yanındaki sivil şahısların Çağlayık Köyü civarında define aradıklarına ilişkin telefon ihbarı alması üzerine bölük merkezine gelerek sanık ve ziyaretçilerinin içinde bulunduğu otomobili durdurduğu, aracın ve içindeki sivil şahısların aranmasının ardından jandarma görevlileri ile irtibata geçildiği, ziyarete gelen 3 kişi ve sanığın bölük komutanı odasının önünde bulundukları esnada P.Kd.Uzm.Çvş.B.M.'nin ifadesinin alınması hususunda emir veren P.Yzb.M.F.'ye "Ben ekmeğimle oynattırmam, benim ekmeğimle oynayanı mıhlamazsam anamı sinkaf etsinler" şeklinde sözler sarf ederek hizmet esnasında amiri tehdit suçunu işlediği sabit olup, esasen eylemin sübutu konusunda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sanık B.M.; aşamalardaki sorgu ve savunmalarında, P.Yzb.M.F.'nin kendisine "oğlum" şeklinde hitap ederek, ziyaretine gelen sivil kişilerin jandarma görevlilerine teslim edilmelerine üzüldüğünü, içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve denetleme stresinin etkisiyle de atılı tehdit suçunu işlediğini beyan etmiştir.
Nöb.Çvş.sanık B.M.'nin ziyaretine gelen 3 sivil şahısla birlikte Çağlayık Köyüne giderek burada define aradıkları yönünde telefon ihbarı alan 2'inci Hd.Bl.K.nı P.Yzb.M.F.; Bölük Nöb.Subayı Atğm.B.E.'yi telefonla arayarak Uzm.Çvş.B.M.'nin nerede olduğunu sormuş, amirlerinden herhangi bir izin almadan nöbet yerini terk ettiğini öğrenmesi üzerine de nizamiyeye gelerek sanık ve ziyaretçilerini beklemeye başlamıştır. Nizamiyeye gelen araçta detektöre benzer bir elektronik cihazın ele geçmiş olmasından ötürü yapılan ihbarın gerçeği yansıtabileceğini düşünen P.Yzb.M.F.; eylemin adli bir suç kapsamında değerlendirilebileceği ihtimalini dikkate alarak aralarında sanığın da bulunduğu 4 kişiyi bölük karargâhına götürmüştür.
Sanığın ifadesinin tespitinin ardından 3 sivil şahıs kışlaya gelen jandarma görevlilerine usulüne uygun biçimde teslim edilmiştir. P.Yzb.M.F,; bu işlemlerin yürütülmesi esnasında ne sanığa ne de ziyaretine gelen sivil şahıslara karşı onur kırıcı ya da küçük düşürücü nitelikte herhangi bir harekette bulunmamış, bu olayı bahane ederek keyfi bir müdahaleye de yeltenmemiştir.
Yine mağdur bu işlemleri icra edildiği süreçte mevzuatın kendisine tanıdığı yetki sınırlarını aşmamış, üst olmanın sağladığı nüfuz ve otoriteyi de kötüye kullanmamıştır.
Bu nedenlerle; kendisine ulaşan telefon ihbarının doğru olup olmadığını araştırmak üzere kışlaya gelen ve araçta yapılan arama sonucunda ihbarı doğrulayabilecek nitelikte elektronik bir aygıtın varlığına tesadüf eden Bl. K.nın görev ve sorumluluk sahasında cereyan eden bu eylemle ilgili olarak başvurduğu tedbir ve tasarrufların yasal prosedürüne uygun düştüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanık P.Kd.Uzm.Çvş.B.M.; bu eylemle ilgili olarak nöbet mahallini izinsiz terk etmek suçundan dolayı disiplin mahkemesince 15 gün oda hapsi cezasına çarptırılmış, bu karar kesinleşerek infaz edilmiştir.
Nöbetçinin emir ve talimatlara belirlenen sorumluluk sahasını terk ettiğini öğrenen birlik komutanının ASCK'nın 119'uncu maddesinin tanıdığı yetkiye dayanarak disiplin suçu niteliğindeki eyleminden dolayı astını sözlü olarak muaheze etmesinde, bu niyet çerçevesinde hareket ederken de hakaret veya aşağılama kastı taşımadan "oğlum" şeklinde sözler sarf etmesinde hakkın kötüye kullanımı sonucunu doğuran kusurlu bir yön bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere; ceza hukukunda haksız tahrikin uygulanabilmesi için gerekli olan öncelikli husus; mağdurdan kaynaklanan kusurlu bir davranıştır. Mağdur ise, bu eyleme neden olabilecek keyfi ya da haksız harekette bulunmamasına karşın, görevini tarafsız ve mevzuatın öngördüğü biçimde yapmasından dolayı pek çok astının gözleri önünde açık ve ağır biçimde tehdide uğramıştır.
Bu itibarla; eylem bütünü içerisinde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı sonucuna varan Dairenin; bu doğrultudaki mahkûmiyet kararını onamasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy