(1632 S. K. m. 66) (477 S. K. m. 50)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu;
1) İzin süresini geçiren sanığın eyleminin hangi tarihte ve ne şekilde son bulduğuna,
2) Sübut bulan eylemin ASCK'nın 66/l-b maddesinde belirtilen izin tecavüzü eylemini mi, yoksa 477 sayılı DMK'nın 50/B maddesinde yaptırıma bağlanan kısa süreli izin süresini geçirme suçunu mu oluşturduğuna, ilişkindir.
Daire; iznini geçirdiği sürenin beşinci gününe tekabül eden 25.6.2003 tarihinde görev yaptığı birliğin bölük astsubayı ile telefonda görüşen ve onun önerileri doğrultusunda jandarma görevlilerine teslim olmayıp 27.6.2003 günü kendiliğinden birliğine katılan sanığa ait eylemin 21.6.2003-25.6.2003 tarihleri arasında temadi eden kısa süreli izin süresini geçirme suçunu oluşturduğunu kabul ederek, askeri mahkemece verilen görevsizlik kararını onamış iken,
Başsavcılık, isnat konusu eylemin temadisinin 27.6.2003 tarihinde birliğe dehaletle son bulduğunu, buna bağlı olarak da sanığın 20.6.2003-27.6.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediğini ileri sürerek, Daire ilâmına karşı itirazda bulunmuştur.
Orduevi Müdürlüğü emrinde askerlik hizmetini sürdüren Mi.Çvş.Y.Ö.'nün; 7.5.2003 günü saat 09.45'den itibaren yol müddeti dâhil olmak Üzere toplam 24 gün süreyle kanuni izne gönderildiği, izin bitiminde en geç 20.06.2003 günü saat 09.45'e kadar birliğine dönmesi gereken sanığın; kabul edilebilir bir mazereti olmamasına karşın, izin süresinin geçirerek 27.6.2003 günü saat 15.25'de kıt'asına döndüğü, sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık, huzurda tespit edilen sorgu ve savunmasında; 25.6.2003 tarihinde bölük astsubayı P.Astsb.Kd.Bcvş.E.K.'ye telefon ederek "jandarma karakoluna teslim olayım mı?" şeklinde bir soru yönelttiğini, Bölük Astsubayının ise kendisine "teslim olma, mümkünse birliğine gel" biçiminde karşılık verdiğini, bunun üzerine 26.6.2003 günü saat 22.00'de Adana'dan hareket eden otobüse binerek 27.6.2003 tarihinde birliğine katıldığını beyan etmiş olup, bu husus dosyada yer alan yazılı belgeler ve huzurda tanık olarak dinlenen P.Bçvş.E.K.'nın yeminli anlatımlarıyla da doğrulanmıştır.
İzin tecavüzü suçu mütemadi bir suç tipi olup, failin birliğine dönmeye mecbur olduğu günden başlayıp yakalanmakla, kendiliğinden birliğine dönmekle veya suçun temadisini sona erdirmek maksadıyla asıl birliği dışındaki askerlik şubesine, merkez komutanlığına, kabul ve toplanma merkezlerine, askeri hastanelere, emniyet birimlerine veya jandarma birliklerine katılmakla yahut benzeri resmi makamlara başvurmakla sona erer.
Mütemadi suçlarda temadinin bittiği an suçun tamamlandığı tarih olduğundan, ASCK'nın 66/1-b maddesinde yazılı olan "altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemenin saptanabilmesi için temadiyi sona erdiren kendiliğinden kıt'asına katılma, yakalanma veya resmi kuruma başvurma tarihlerinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Temadi bitmeden suç tamamlanamayacağına göre daha önceden kastın sona erdiği kabul edilemez (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.6.1994/61-63; 18.5.1995/50-50; 14.6.2001/61-62; 29.05.2003/56-53 sayılı kararları da bu doğrultudadır).
Yargılama konusu eylemde; dosyada yer olan bilgilere göre; lise mezunu olup, çavuş rütbesini taşıyan sanığın izninin bitimine 2 gün kala izin vermeye hiçbir yetkisi bulunmayan bölük astsubayına telefon açarak "jandarma karakoluna teslim olayım mı?" şeklinde herhangi bir kararlılık ifade etmeyen soru yöneltmesinin kendi başına dehalet iradesini ortaya koyamayacağı açıktır.
Mu.Çvş,Y.Ö. bu konuşmayı yapmasının ardından 24 saatten fazla bir süreyi hareketsiz olarak geçirmiş olup, esasen birliğine dönmek üzere otobüse bindiği 26.6.2003 günü saat 22.00 itibariyle bile izin müddetini 6 tam gün geçirmiştir.
Sanık bölük astsubayı ile görüştükten sonra dehalet iradesi taşıdığını ortaya koyacak türde herhangi bir davranış sergilememiştir. Oysaki birliğe dönüş isteğinin kabulü için, soyut bir düşünce kâfi olmayıp, bu iradeyle uyum ve paralellik gösteren icrai nitelikte hareketlere de ihtiyaç vardır.
Mu.Çvş.Y.Ö.; 24 gün gibi uzun sayılabilecek süreyle izne gönderilmesine karşın birliğine telefon açıp, kararlılıktan uzak, yorum ve izaha muhtaç, beyanlarda bulunmasının dehalet kastını ortaya koyamayacağı sonucuna varılarak, aksi yönde değerlendirmeyle verilen görevsizlik kararında isabet görülmemiştir.
Bu İtibarla;
Başsavcılığın yerinde görülen itirazının kabulü ile onamaya ilişkin Daire ilâmının kaldırılmasına, görevsizlik kararının Komutan adına adli müşavirin temyiz itirazına atfen ve resen vasfa bağlı görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy