(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sıhhi izin süresi istirahat süresinden fazla olan sanığa dönüş için yol müddeti tanınıp tanınmayacağı noktasındadır.
Daire; sıhhi izin süresi sonunda dönüş yol müddeti tanınması gerektiği sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık, sanığın on gün kalan istirahat süresini bölük komutanının on iki güne çıkarma yetkisinin bulunmadığı, fazladan verilen iki günlük izinin yol süresinin karşılığı olduğu ve bu nedenle dönüş için ayrıca yol süresi tanınamayacağı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Ankara Mevki Asker Hastanesinden "nevrotik kişilikte uyum bozukluğu" teşhisiyle 15.12.2000 tarihinde on beş gün istirahat raporu alan sanığa, üzerinde gidiş-dönüş tarihleri ile yol süresi bakımından açıklık bulunmayan ve sadece "on iki gün sıhhi izin" ibaresi yazılı olan izin belgesi birlik komutanlığınca verilerek memleketine gitmesine müsaade edildiği, sanığın 20.12.2000 günü saat 10.00'da yol süresi verilmeden on iki günlük sıhhi izine gönderildiğinin ve 1.1.2001 günü dönmesi gerektiğinin birlik komutanlığınca askeri savcılığa bildirildiği, 1.1.2001 günü dönmesi hususunda bilgi sahibi olduğunun bizzat sanık tarafından yargılama sırasında ifade edildiği ve 8.1.2001 tarihinde saat: 20.45'de Bandırma'da polis tarafından yakalandığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
TSK Personelinin Sağlık Muayeneleri Yönergesinin 3'üncü bölümünün 3/a maddesi: "İstirahat veya hava değişimi, raporun düzenlendiği tarihten başlar." hükmünü içermekte olup, Yönergenin 3'üncü bölümünün 2/d maddesi: "Yukarıda belirtilen yollarla, 20 güne kadar alınan istirahatlar, personel (erbaş ve erler dâhil) gideceği adresi birliğine bildirmek ve komutanlığından izin almak koşulu ile garnizon dışında bir yerde geçirilebilir." şeklindedir.
İstirahat müddetini kıt'ası dışında geçirmesine müsaade edilen askeri personele, istirahat müddetinin sonunda dönüş için yol müddeti tanınması gerekliği Askeri Yargıtayın yerleşik uygulamalarında kabul görmüştür.
Bu düzenlemelere ve uygulamaya nazaran; 15.12.2000 tarihinde on beş gün istirahat raporu alan sanığın istirahat süresinin 29.12.2000 günü bitiminde sona erdiği ve iki gün dönüş yol müddeti tanındığında en geç 31.12.2000 tarihinde birliğine katılması gerektiği düşünülebilir ise de;
Somut olayın kendine özgü fiili durumları dikkate alınarak hukuki değerlendirme yapılmasında zaruret vardır. Şöyle ki; Ankara'daki hastaneden istirahat raporunu alıp Pazarcık'taki birliğine dönen sanık bir süre birliğinde bekletilmiş, rapor tarihinden beş gün sonra, üzerinde dönüş tarihi ve yol müddeti hususunda açıklık bulunmayan bir izin belgesiyle ve yol süresi verilmeksizin on iki günlük sıhhi izine gönderilmiştir. Birlik komutanının kanuni izin haricinde ve istirahat süresini resen uzatarak sanığı izine gönderme yetkisini haiz olmadığı açık olmakla birlikte, bunu bilemeyecek durumda olan ve sıhhi izin öncesinde sadece dağıtım izini kullanmış bulunan sanığın, kendisine tanınan on iki günlük iznin iki gününün fazladan verildiğini ve bunun dönüş yol süresi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmesini beklemek makul ve olağan değildir. Birlik komutanının yaptığı idari hatanın sonuçlarına sanığın katlanması hakkaniyete aykırı olduğu gibi, sanığın henüz kanuni izin hakkı bulunduğundan bu hatanın telâfi edilme imkânı da mevcuttur.
Bu itibarla; on iki günlük sıhhi izine ayrılan sanığa dönüş için iki gün yol müddeti tanınması gerektiğinin kabulünde hukuki zorunluluk bulunmaktadır. Bu kabul doğrultusunda sanığın eylemi değerlendirildiğinde; sanığın 20.12.2000 tarihinde saat 10.00'da birliğinden ayrıldığı birlik komutanlığınca bildirildiğinden, on iki günlük sıhhi işin ve iki günlük yol müddeti sonunda 3.1.2001 günü saat 10.00'da birliğine katılmasının gerektiği, ancak izin tecavüzündeyken 8.1.2001 günü saat 20.45'de polis tarafından yakalandığı ve böylece 3.1.2001-8.1.2001 tarihleri arasında mehil için izin tecavüzü suçunu işlediği anlaşılmış; bu yöndeki Daire kararı yerinde bulunduğundan, Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy