(1632 S. K. m. 29)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tayininde gösterilen gerekçelerin yeterli olup olmadığı noktasındadır.
Daire; askeri mahkemenin cezanın teşdiden tayinine dayanak yaptığı gerekçelerin dosyayla uyumlu ve isabetli olduğu sonucuna ulaşmış iken, Başsavcılık, askeri mahkemenin gösterdiği gerekçelerin yeterli olmadığı düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
İç Güv. A. K. lığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden sanığın sevk edildiği Elazığ Askeri Hastanesinden 7.8.2001 tarihinde bir ay hava değişimi verilerek taburcu edildiği, hava değişimi süresi ve yol müddeti sonunda birliğine dönmeyip telefonla bölük komutanını arayarak izin talebinde bulunduğu, ancak isteği reddedilmesine rağmen hemen birliğine dönmeyip gecikerek 22.9.2001 günü katılış yaptığı, bölük komutanı ile görüşüp tekrar izin islediğinde tabur komutanı ile görüşmesinin söylendiği, tabur komutanı ile konuşmasından da sonuç alamayınca, birliğinden ayrılacağım bildirip, tabur komutanının "biz seni zorla tutamayız, ancak askerliğini de mutlaka dönüp yapacağını bil" demesine rağmen izinsiz olarak kıt' asından uzaklaştığı, 17.9.2001 tarihinde işlediği iddia olunan bir suç nedeniyle, tutuklu olan ağabeyini ziyaret için gittiği Ulucanlar Cezaevinde 26.9.2001 günü yakalanıp 8.10.2001 tarihinde birliğine teslim edildiği, 9.9.2001-22.9.2001 tarihleri arasındaki izin tecavüzü eylemi nedeniyle beraat hükmü kurulduğu ve 22.9.2001-26.9.2001 tarihleri arasındaki mehil içi firar suçunun ise sübuta erdiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Askeri mahkeme, "Temel ceza, sanığın mehil içi firar durumunda kaldığı sürenin uzunluğu ve suç kastının yoğunluğu nedeniyle, alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiştir." demek suretiyle, temel cezayı dört ay olarak belirlemiştir.
Yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi, TCK' nın 29'uncu maddesinde sayılmış kriterler dikkate alınarak, ancak gerektiğinde bu kriterlerin niteliklerine uygun yeni kıstaslara da başvurulmak suretiyle yargılama konusu eylem ve olayla uyumlu, somut, objektif ve tutarlı gerekçeler gösterilerek temci ceza belirlenecek, kanunun saydığı kriterlerin aynen tekrarlanmasıyla yetinilmeyip, bu kriterlere göre temel cezanın asgari hadden veya teşdiden tayinini gerektiren faile ve fiile bağlı sebepler somut ve açık bir şekilde sergilenecektir.
Bilindiği üzere, yargılamayı bizzat yerel mahkeme yürüttüğünden, cezanın bireyselleştirilmesi konusunda yerel mahkemenin takdir hakkına dokunulmamak ancak, gösterilen gerekçelerin isabetli olup olmadığı denetlenmelidir.
İnceleme konusu dosyada, askeri mahkemece, "mehil içi firar durumunda kalınan sürenin uzunluğu" ve "suç kastının yoğunluğu" vakıalarına dayanılarak asgari hadden uzaklaşıldığı görülmektedir. Firar süresinin uzunluğunun, "suçun işleniş biçimi" kıstası kapsamında değerlendirilmesi gerekliği ve yeterince somutlaştırılmış Hu gerekçeye nazaran cezanın teşdiden belirlenmesinin Askeri Yargılayın yerleşik uygulamasında kabul gördüğü açıktır. Ancak, "suç kastının yoğunluğu" olgusunun yargılama konusu eyleme ve yargılanan faile göre gerektiği gibi somut gerekçelerle ortaya konamadığı da aşikârdır. Buna rağmen, iki aydan altı aya kadar hapis cezasına hükmetme imkânı bulunan askeri mahkemenin, bir gün firarda kalan fail ile dört gün firarda kalan fail arasında farklılık yaratmak amacıyla, temel cezayı dört ay olarak belirlerken gösterdiği "firar süresinin uzunluğu" şeklindeki gerekçenin, başka bir gerekçe gösterilmese dahi, hükmolunan sonuç cezanın adil görülmesini sağlayacak nitelikte ve yeterlilikte olduğu, sonuç itibariyle, cezanın takdirinde ve gerekçelendirilmesinde, hükmün özüne etkili bir yasaya aykırılık veya zafiyetin bulunmadığı da ortadadır.
Başsavcılık, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 8.1.2004 tarih ve 2004/13-5 sayılı kararını örnek göstererek, tecdit gerekçesinin yetersiz olduğunu öne sürmüş ise de; değinilen kararda, üst hadden ceza tayini suretiyle kurulmuş bir hüküm incelenmiş olduğundan, bu karar inceleme konusu dosyamızla benzerlik arz etmemektedir.
Bu itibarla; mahkûmiyet hükmünü onayan Daire kararı isabetli görülmüş ve yerinde bulunmayan Başsavcılığın itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy