(353 S. K. m. 2)
Daire ile yerel mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu; atılı bakaya suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; sanık N.T.'nin tâbi olduğu celp dönemine rapora konu sıhhi mazereti nedeniyle katılamadığını kabul ederek, aksi yönde değerlendirmeyle verilen mahkûmiyet kararını sübut yönünden bozmuş iken,
Yerel mahkeme ise, sanığın sevk dönemleri öncesine denk gelecek şekilde ard arda rapor alıp askerlik mükellefiyetini yerine getirmekten kaçındığını ileri sürerek, direnmek suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Direnme kararının sanığın temyiz incelemesi esnasında sahip olduğu statü ile uygunluk arz edip arz etmediğinin, ASMKYUK açısından irdelenmesi gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 2 ve Ek-1'inci maddelerinin amir hükümlerine göre subay ve astsubaylarla ilgili yargılamaların heyet hâlinde oluşturulacak askeri mahkemelerce yapılması gerekmektedir. Mahkemenin kuruluşunu düzenlemesi nedeniyle doğrudan kamu düzenini ilgilendiren bu hükmün kesinleşmemiş nitelikteki yargısal uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağı açıktır.
Sanık N.T.'nin direnme kararının tebliğ edildiği 19.2.2004 tarihinde Polatlı Topçu ve Füze Okulu Destek Kıt'aları Revir Baştabipliği emrinde Ecz. Asteğmen olarak askerlik hizmetini sürdürdüğü resmi nitelikteki belgelerle ortaya konmuştur.
Bu itibarla, direnme hükmünün verildiği tarihten sonra subaylığa naspedilen sanık hakkındaki yargılamanın heyet hâlinde oluşturulacak askeri mahkeme tarafından sürdürülerek sonuçlandırılması yasal bir zorunluluktur.
Belirtilen nedenlerden dolayı, tek hâkimin katılımıyla tesis edilen hükmün askeri mahkemenin kanuna uygun biçimde oluşturulmamış olmasından ötürü 353 sayılı Kanunun 207/3-A maddesi gereğince usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy