(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu, eylemin suç teşkil edip etmediğinin belirlenebilmesi bakımından noksan soruşturma oluşturabilecek eksiklik bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire; sanığın sınavını kazanmış olması hâlinde dahi öğretmenliğe derhâl başlamasının mümkün olmadığını, keza askere gitmesi hâlinde bile sınava girme hakkının kaybolmayacağını, bu nedenle de sınav sonuçlarını beklemesinden dolayı tâbi olduğu sevke katılmadığını ileri süren sanığın bu doğrultudaki mazeretinin askerlik hizmetine göre öncelik taşımadığı sonucuna vararak, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, sanık tarafından ileri sürülen hususların mazeret teşkil edebilecek nitelik taşımalarından ötürü araştırılması gerektiğini belirterek, onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu bölümünden 28.6.2002 tarihinde mezun olmasını müteakiben askerliğine 2002/8 grup numarasıyla yd.sb. aday adayı olarak karar aldıran ve MSB'nin 2003 yılı genel celp emirleri doğrultusunda Ağustos 2003 celp döneminde sevke tâbi tutulan sanık A.K.'nın; bu celp dönemini hareketsiz olarak geçirmesinin ardından 20.11.2003 tarihinde kendiliğinden askerlik şubesine müracaat ettiği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık; askeri mahkeme tarafından huzurda tespit edilen sorgusunda, 10.7.2003 tarihinde öğretmenlik için kamu personeli seçme sınavına girdiğini, Ağustos ayı içerisinde de bu sınavın sonuçlarını beklemesinden dolayı askerlik işlemlerini takip edemediğini, öğretmenlik sınavını kazanamaması üzerine de, şevkini sağlatarak askerlik hizmetini tamamladığını beyan etmiştir.
ASCK'nın 63/1-A maddesinde bakaya suçunun oluşabilmesi için "kabul edilebilecek bir özrün bulunmaması gerektiği" belirtilmesine karşın, hangi durumların mazeret olarak değerlendirileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu hususun tespiti ise; ileri sürülen özrün nitelik ve aciliyeti, kişilerin (mesleki ve kişisel) yükümlülüklerin mahiyet ve özelliği ile beyan edilen mazeret hâllerinin geçirilen süreyle uyumlu olup olmadığı gibi temel kriterler esas alınmak ve Askeri Yargıtayın denetimine imkân verecek olgu ve gerekçeler gösterilmek suretiyle askeri mahkemelerin takdirine bırakılmıştır.
Anayasamızın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlığını taşıyan 49'uncu maddesi; "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak ve çalışmayı desteklemek ve işsizliği Önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır" hükmünü içermektedir.
Üniversite eğitimini tamamlayan kişilerin; almış oldukları mesleki eğilime uygun bir işte çalışmak istemeleri doğaldır. Keza, ülkemizin içerisinde bulunduğu iktisadi ve sosyal koşullar sebebiyle kişilerin meslek edinme ve kendilerinin veya ailelerinin geçimini temin etme amacıyla işe girebilmeleri gelecekleri açısından hayati derecede önem taşımaktadır.
Askeri Yargıtay Daireleri Kurulu ve bir kısım Daire kararlarında, Devlet memurluğu ile ilgili sınavların iş edinme çabasının bir parçası olması nedeniyle insan hayatında fevkalâde önem arz ettiği, işe alınma hakkının ortadan kalkması veya çalışmakta olduğu bir işi kaybetmeme şeklindeki sosyal kaygıların süresinde şevkini sağlatmayan yükümlüler açısından (gerekli diğer koşulları taşıması hâlinde) mazeret teşkil edebileceği belirtilmiştir. (Askeri Yargıtay Drl. Krl.'nun 24.5.2001/53-55 EK; 27.9.2001/82-78, Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 4.4.2001/269-264 E.K, 28.2.2001/194-193 E. K, 13.6.2001/464 459 EK, Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 22.5.2001/418-413 EK, 28.5.2002/ 418-413 E.K, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 6.5.2003/456-450 E.K. sayılı İçtihatları bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu olayımızda; Üniversiteden beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak mezun olan sanık, mesleki eğitimine uygun bir göreve atanabilmek için öğretmenlik ve/veya K.P.S.S. sınavına girdiğini beyan etmiştir. Sanığın sınavları kazanıp, stajyer öğretmen olarak atanması durumunda 1111 sayılı Askerlik Kanununun 35/E maddesi gereğince askerliğini tecil ettirmeye kanunen hak kazanacağı ortadadır.
Bu itibarla;
Sanığın tâbi olduğu celp döneminde şevkini sağlatmayışının "geçerli bir özre" dayanıp dayanmadığının ve bunun sonucu olarak da eylem bütünü içerisinde suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması bakımından;
Sanığın öğretmenlik ve/veya K.P.S.S. sınavlarına girip girmediğinin, girmiş ise gerek başvuru tarihinin ve gerekse sınavların hangi tarihte yapıldığının araştırılarak, sınav sonucunun kendisine hangi tarihte ve ne şekilde tebliğ edildiğine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosyaya dâhil edilmesinin ardından, elde edilecek sonuca göre değerlendirme yapılması gerekirken, eksik soruşturmayla hükme varılması kanuna aykırı görülmüştür.
Bu itibarla; Başsavcılığın konuyla ilgili itirazının haklı ve yerinde olduğu sonucuna varıldığından, onamaya ilişkin Daire kararının kaldırılarak, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy