(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; atılı izin tecavüzü suçunun temadisinin sona erdiği tarihin tespiti ile ilgili olarak noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Birliğinde askerlik hizmetini sürdürdüğü 28.8.2004 tarihinde 7 gün süreyle dağılım iznine gönderilen ve izin müddeti sonunda en geç 4.9.2004 günü saat 24.00'e kadar birliğine katılması gereken sanık İs.Er A.T.'nin; izin süresini geçirmesinin ardından emniyet görevlilerince 28.3.2005 tarihinde Patnos Askerlik Şubesine getirildiği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık; birliğinde vermiş olduğu ilk ifadesinde, izin tecavüzünde bulunduğu sırada birliğine katılmak istediğini babasına söylediğini, babasının bu durumu bildirmesi üzerine polislerin kendisini şubeye teslim ettiklerini beyan etmiş İken; tutuklama esnasındaki sorgusunda, 28.3.2005 tarihinde Patnos Polis Karakoluna gittiğini, ardından da Patnos Askerlik Şubesine teslim edildiğini ifade etmiştir.
Sanık; duruşmadaki sorgu ve savunmasında, 28.3.2005 tarihinde yakalanarak Patnos Askerlik Şubesine teslim edildiğini beyan etmiş, temyiz dilekçesinde ise, 28.3.2005 günü babasıyla birlikte Patnos Polis Karakoluna kendi rızasıyla teslim olduğunu ileri sürmüştür.
Patnos Askerlik Şubesinin 28.3.2005 tarihli resmi yazısında da, sanığın Patnos Emniyet Müdürlüğünün 28.3.2005 tarihli yakalama tutanağı ile şubeye teslim edildiği belirtilmiş olup, dosyadaki tutanakta da sanığın 28.3.2005 günü saat 10.00'da nezarete alındığı yazılıdır.
Sanık; yakalanması veya Patnos Emniyet Müdürlüğüne teslim olmasından başlayıp askerlik şubesine teslim edilinceye kadar devam eden süreç içerisinde, 24 saatten fazla süre bekletildiğini ileri sürmediği gibi, dava dosyasında bu hususu akla getirecek herhangi bir bilgi de bulunmamaktadır.
Tüm bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere, sanığın işlediği izin tecavüzü suçunun 28.3.2005 tarihinde sona erdiği belirlenmesine rağmen, temadinin yakalanarak mı, yoksa sanığın kendiliğinden gelmesi suretiyle mi son bulduğunun açıklığa kavuşturulmadığı görülmektedir.
Ancak, dava dosyasında yer alan ikrar ve diğer yazılı belgelerden, sanığın 5.9.2004-28.3.2005 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediğinin anlaşılmış olması karşısında, altı haftadan fazla süreyle izin süresini geçiren ve ASCK'nın 73'üncü maddesindeki indirimden yararlanma imkânı bulunmayan sanığın, bu suçu ne şekilde (yakalanarak mı yoksa kendiliğinden gelerek mi) sona erdirdiğinin ayrıca araştırılması, yargılamaya esas öz vakıanın tespiti açısından herhangi bir önem taşımamaktadır.
Kaldı ki; askeri mahkeme, sanığın sabit görülen eylemine asgari hadden ceza tertip etmesinin yanında takdiri indirim sebebini azami hadden tatbik etmiştir. Hükmün aleyhe temyiz edilmemesi sebebiyle bozmadan sonra verilebilecek cezanın ilk hükümle belirlenen cezadan fazla olamayacağının da hesaba katılması sonucunda, sanığın ele geçiş biçiminin araştırılmasının, gelinen bu noktada (verilebilecek cezanın ağırlığı açısından da) işlevsel bir değeri bulunmayacaktır.
Ancak, 20.6.2005 tarihinde hüküm tesis eden askeri mahkemenin; 1.6.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın cezada takdiri indirim yapılmasını öngören 62/1 'inci maddesi yerine mülga 765 sayılı TCK'nın 59/2'nei maddesini uygulaması kanuna aykırı görülerek hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına karar verilmiş, bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesinden ötürü, Başsavcılık itirazına atfen mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy