(5237 S. K. m. 81)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, eylemin görgü tanığı durumundaki nöbetçi J.Er M.D.'nin öz vakıanın araştırılması bakımından yeniden dinlenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
Van-Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Akbulak Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta olan sanık J.Er B.Ö.'nün, 24.9.2003 günü aralarında maktul J.Er S.Y.'nin de bulunduğu karakol personeli ile birlikte akşam saatlerinde futbol maçı yaptığı; bu maç sırasında sanık ve maktulün birlikte oynadığı takımın yenildiği, maçtan sonra akşam yemeğini yemelerini takiben sanık ile maktulün üzerlerini değiştirmek üzere koğuşlar bölgesine gittikleri, koğuşta bulundukları sırada J.Er S.Y.'nin sanığa hitaben "Kazma, hep senin yüzünden yeniliyoruz, doğru düzgün futbol oynamıyorsun" dediği, bunun üzerine sanığın da "düzgün konuş, kazma senin babandır" şeklinde cevap verdiği, maktulün ise "kazma, senin sülâlendir" şeklinde karşılık verdiği, bu tartışmanın karşılıklı kavgaya dönüştüğü, her ikisinin de birbirlerine vurdukları, kavganın araya girenlerce ayrıldığı, kavga olayında kimin daha önce vurduğunun anlaşılamadığı, bu kavgadan sonra sanık J.Er B.Ö.'nün burnunun kanadığı, bu yüzden maktule hitaben "orospu çocuğu, bunu yanına bırakmayacağım" diyerek tehditte bulunduğu, koğuşta bulunan J.Çvş. A.G., J.Er R.B. ve J.Er H.Y.'nin durumu karakol nöbetçisi astsubayı olan Uzm.Çvş. Z.D.'ye ilettikleri; bu kişinin sanık ve maktulü yanına çağırtarak niçin kavga ettiklerini anlamak için onlarla bir mülakat yaptıktan sonra her ikisini de bir daha kavga etmemeleri yönünde nasihatte bulunarak barıştırdığı ve tokalaşıp birbirleri ile kucaklaşmalarını temin ettiği; aynı gün sanık J.Er B.Ö.'nün 20.00-04.00 saatleri arasında tanık J.Er R.B. ile birlikte 2 no.lu mevzi nöbetçisi, maktul J.Er S.Y.'nin ise 20.00-04.00 saatleri arasında tanık J.ER M.D. ile beraber 10 no.lu kule emniyet nöbetçisi oldukları, sanık ve maktulün nöbetlerine gitmeden önce doldur-boşalt istasyonunda Uzm.Çvş. Z.D. nezaretinde doldur-boşalt yaparak tüfeklerini yarım dolduruş konumuna getirip emniyete aldıkları, Uzm.Çvş. Z.D.'nin olay nedeniyle sanık ile maktulü nöbete göndermeden önce barıştırdığı, takiben maktul J.Er S.Y.'nin nöbet mahalli olan 10 numaralı kuleye bırakıldığı, bu esnada sanık J.Er B.Ö.'nün ise bir fırsatını bularak nöbet yerine götürüldüğü sırada nöbet mangasından gizlice ayrıldığı, sanıkla birlikte aynı nöbete yazılmış olan J.Er R.B.'nin bir süre yalnız başına nöbet tuttuğu, sanığın 20-25 dakika sonra nöbet mahalli olan 2 no.lu mevziiye gittiği, diğer nöbetçi J.Er R.B.'nin yanında çok kısa bir süre kaldıktan sonra ceplerini yoklayıp "Refik, cüzdanımı unuttum, hemen geliyorum" diyerek nöbet mahallini terk ettiği, bundan sonra yolda tüfeğini tam dolduruş konumuna getirdiği, bunu takiben maktul J.Er S.Y.'nin bulunduğu 10 numaralı kuleye gittiği, burada nöbetçi olan J.Er M.D.'nin kuleye yaklaşan sanığa "dur" çekip parolayı sormasını müteakip, talimatlarını yerine getirerek parolayı söyleyen sanığın kuleye yaklaşmasına izin verdiği, kendisine zimmetli 15 H 008 seri numaralı G-3 piyade tüfeği beraberinde olduğu hâlde kuleye çıkan sanığın, "cüzdanım kayboldu, içinde 50.000.000 TL vardı, gördünüz mü?" diyerek J.Er
M.D.ye cüzdanını sorduğu, J.Er M.D.'nin sanığa " görmedim..nöbetçi çavuşa
git, cüzdanını ondan sor" diyerek sanıktan kuleden ayrılmasını istediği, sanığında "tamam" diyerek kuleden ayrılmaya koyulduğu, merdivenlerden inmeye başlayan sanığın tam bu esnada arkasına dönerek silâhın namlusunu maktul J.Er S.Y.'ye doğrultup, tetiğe basmak suretiyle bir el ateş ettiği, sanığın silâhından çıkan kurşunun maktul J.Er S.Y.'nin karın bölgesine isabet ettiği; sanığın ateş ettikten hemen sonra silâhını da beraberinde götürerek 10 no.lu kulenin hemen yanında bulunan dere yatağı mevkiinden kaçarak firar ettiği ve ertesi gün 25.9.2003 tarihinde öğleden sonra silâhı ile birlikte bir tarlada yakalandığı; ateşli silâh yaralanmasını takiben kısa bir süre içinde Van 100 üncü Yıl Araştırma Hastahanesine sevk edilen maktulün yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği sabit olup, esasen bu konuda herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözümlenebilmesi için, sanık ve görgü tanığı M.D.'nin dava dosyasında yer alan beyanlarının irdelenmesi gerekmektedir.
Sanık J.Er B.Ö.; 27.9.2005 tarihinde askeri savcı ve tutuklama istemiyle gönderildiği askeri mahkeme tarafından tespit edilen ilk sorgusunda; nöbet mahallini terk ederek M.D. ve maktul S.Y.'nin nöbet tuttukları 10 no.lu nöbet kulesine geldiğini ve kolye, künye ve cüzdanını görüp görmediklerini her iki nöbetçiye de sorduğunu, görmediklerini söylemeleri üzerine S.Y.'ye hitaben "yaptığını beğendin mi senin yüzünden ikimizde dayak yedik" dediğini, bu söze
S.Y.'nin tepki gösterdiğini, ancak o sinirle ne söylediğini hatırlamadığını, geri dönmek için merdivenlere yöneldiği sırada S.Y.'nin bir şeyler konuştuğunu, ancak, bunların ne olduğunu hatırlayamadığını, aralarında 1,5-2 m. mesafe olduğu bir sırada tüfeğin tetiğini çektiğini beyan etmiştir.
Sanık; 23.12.2004 tarihli duruşmadaki sorgu ve savunmalarında; nöbet yerini terk ederek 10 no.lu mevziiye geldiğinde nöbetçilerden J.Er S.Y.'ye kaybolan künyesini görüp görmediğini sorduğunu, maktul S.Y.'nin bunun üzerine yanındaki M.D.'ye dönerek "si....in gitsin, or.... çocuğu" şeklinde küfrettiğini ve kendisine saldırdığını, maktulün sarılması sonucu tüfeğinin ateş aldığını, silâhının nöbet hizmeti gereği tam dolduruşla olduğunu beyan etmiştir.
Olay anında sanık ve maktule en yakın kişi olmasından ötürü, doğrudan görgü tanığı durumundaki J.Er M.D.; askeri savcı tarafından tespit edilen yeminli ifadesinde; maktul S.Y.'nin nöbet kulesine gelen sanık ile konuşmadığını ve onunla ilgilenmediğini, sanık ile kendisinin konuştuğunu, maktulün gözetleme yapmaya devam ettiğini, sanığa kaybettiği malzemeleri nöbetçi çavuşa sormasını söylemesinin ardından sanığın silâhının ateş aldığını beyan etmiştir.
Tanık M.D.; istinabe mahkemesi huzurundaki yeminli anlatımlarında da; maktulün yanlarına gelen sanıkla konuşmadığını ve gözetleme görevine devam ettiğini ifade etmiştir.
Hadisenin meydana geldiği esnada nöbet kulesine 30-35 m. mesafedeki mevzide nöbet tutan ve sanığın nöbet mahallini terk etmesi üzerine durumdan şüphelenerek, onların bulunduğu noktaya doğru hareket eden J.Er H.B.; askeri savcı ve istinabe mahkemesi tarafından tespit edilen yeminli ifadelerinde, maktul ile sanığın bulunduğu nöbet mahalline 5 m mesafeden konuşulanları duyduğunu, cüzdanını kaybettiğini söyleyen sanığa M.D.'nin cevap verdiğini, sanığın oradan ayrılmak üzereyken geriye döndüğünü ve silâhını maktule doğrultarak 1 el ateş ettiğini gördüğünü beyan etmiştir.
Tanıklardan M.D.'nin olay anında maktulün sanıkla konuşmadığı ve ilgilenmediğine ilişkin beyanları, olay mahallinin yakınında bulunan tanık H.B.'nin görgüye dayalı anlatımları ile desteklenmektedir.
Askeri savcı ve tutuklama esnasında tespit edilen sorgusunda; maktulün kendisine tepki gösterdiğini, ancak bu tepkinin ne olduğunu hatırlayamadığını ifade eden sanığın; bu tarihin üzerinden 87 gün geçmesinin ardından, maktulün kendisine küfür ettiğini ve saldırdığını hatırlayarak, tüfeğinin bu sebeple patladığını ileri sürmesinin açık bir çelişki yarattığı ortadadır.
Bu itibarla; nöbet mahallinde maktul ile sanık B.Ö. arasında neler konuşulduğunun ortaya konabilmesi bakımından, sanık M.D.'nin yeniden dinlenilmesini gerektiren bir neden olmadığı, adı geçen tanığın hazırlık ve son soruşturma beyanları arasında giderilmesi gerekli bir çelişkinin de bulunmadığı sonucuna varılmış ve isabetli görülen Başsavcılık itirazının kabulü ile dava dosyasının incelemeye devam edilmek üzere Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy