(5237 S. K. m. 29)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca inlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; sanığın sübutunda tereddüt bulunmayan üste fiilen taarruz eylemi hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı noktasındadır.
Van-Erciş' teki birliğinde askerlik hizmetini sürdüren sanık Top. Onb. M.K.'nın; 17.00-19.00 saatleri arasında silahlı garaj nöbetçisi olduğu 22.2.2004 günü, kendisini bir başka nöbetçi ile değiştirmek üzere yanına gelen devriye çavuşu Top. Çvş. C. E. ye a....na koyduğunum pezevengi, bu saate kadar nerdesiniz..." şeklinde sözler sarf ederek hakaret ettiği ve hemen ardından gecikmelerinin sebebini açıklamaya çalışan mağdurun üzerine yürüyerek, göğsüne isabet edecek şekilde 5-6 kez yumrukla vurduğu. Top. Çvş. C.E.' nin de sanığın yüzüne yumrukla vurmak suretiyle burnunun kırılmasına neden olduğu sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi hır uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanık; birlik komutanlığı tarafından tespit edilen hazırlık ifadesinde, nöbet mahallinde 2 saatten fazla beklemenin siniriyle mağdur Top. Çvş. C.E.' ye bağırdığını ve bu kişinin göğsüne yumrukla vurduğunu, akabinde mağdurunda kendisine karşılık verdiğini beyan etmiş iken, istinabe suretiyle tespit edilen son soruşturma sorgusunda, mağdura hakaret ettiğini, ancak hiçbir biçimde vurmadığını ileri sürmüştür.
Sanık M.K.' ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediğinden bahisle, hakkında mahkûmiyet kararı verilen mağdur Top. Çvş. C.E.; birlik, askeri savcılık ve askeri mahkeme tarafından tespit edilen sorgularında, olay günü nöbet listesinin eline geç gelmesinden dolayı garaj nöbetini devralacak nöbetçiyi 15-20 dakika geç getirdiğini, sanığın buna sinirlenerek kendisine küfür ettiğini, konuyu izah etmesine fırsat vermeden üzerine yürüdüğünü ve göğsüne isabet edecek şekilde 6-7 kez yumrukla vurduğunu, kendisinin de korunmak için elini savurduğunda sanığın burnunun kanadığını beyan etmiştir.
İnceleme konusu eylemin tek görgü tanığı olan Top. Er T.D.; birlik, askeri savcılık ve askeri mahkeme tarafından tespit edilen yeminli ifadesinde, mağdur Top. Çvş. C.E.' nin yukarıda belirtilen anlatımlarını bire bir doğrulayan tarzda açıklamalarda bulunmuş ve mağdurun sanığı tahrik edecek herhangi bir söz veya davranışının olmamasına karşın, sanığın üstüne karşı önce küfrettiğini, ardından da göğsüne isabet edecek şekilde 5-6 kez yumrukla vurduğunu beyan etmiştir.
Olayın dava dosyasına yansıyan işleniş biçiminden de anlaşılacağı üzere; mağdur Top. Çvş. C.E. bu olayların öncesinde sanığa karşı hakaret ve/veya müessir fiil şeklinde bir eylemde bulunmamıştır.
Devriye çavuşluğu görevini sürdüren mağdurun, nöbet listesinin eline geç ulaşmasından dolayı sanıktan nöbeti devralacak T.D.' yi nöbet mahalline 15-20 dakika gecikmeli olarak getirdiği anlaşılmakta ise de; tamamıyla birlik nöbetçi subay ve astsubayının tasarrufunda cereyan eden bu işlemlerin mağdura herhangi bir kusur izafe edemeyeceği ortadadır.
Diğer yandan, mağdurun sanıktan nöbeti devralacak yeni nöbetçiyi gecikmeli olarak getirmesi, sanığı zor durumda bırakmak veya bu kişiye karşı husumet duyması gibi özel veya hizmet dışı bir nedene dayanmamaktadır. Hakaretten başlayıp üste fiilen taarruza kadar devam eden süreç içerisinde tüm kusurlu ve haksız hareketlerin sanıktan kaynaklandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; askeri hizmetin icrası esnasında ortaya çıkması mümkün ve muhtemel olan bu gecikmenin sebebinin, mağdurun haksız nitelikle bir hareketine dayandırılması ve bu durumun sanık lehine haksız tahrik sebebi olarak kabulü, 765 sayılı TCK' nın 51 ve 5237 sayılı TCK' nın 29'uncu maddelerine uygun düşmediğinden, aksi doğrultudaki Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
Bir kısım Üyeler ise; kışın sert ve yoğun bir biçimde yaşandığı bölgede iki saati aşkın bir süreyle nöbet tutan sanığın herhangi bir kusuru olmadan, fazladan 20 dakika kadar daha nöbet tutmasının ortalama bir insanın psikolojisinde elem hâli yaratacağını, bu nedenle de sanık hakkında haksız tahrikten dolayı indirim yapılmasını adalet ve nesafet kurallarına uygun düşeceğini belirterek çoğunluğun bu değerlendirmesine katılmamışlardır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy