(765 S. K. m. 504/3)
Daire ile askeri mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanığın sabit görülen dolandırıcılık eylemi ile ilgili olarak, bu suçun mağdura karşı işlendiği kabul edilerek, 765 sayılı TCK'nın 503/1'nci maddesinin mi yoksa, eylemin banka veya kredi kurumunu aracı kılmak suretiyle işlendiği gerekçesiyle, aynı kanunun 504/3'üncü maddesinin mi uygulanacağı noktasındadır.
Dz.Astsb.Çvş. İ.A.'nın, aynı kamarada kaldığı arkadaşı Dz.Astsb.Çvş. A.B.C.'ye Oyakbank tarafından verilen 5426 0509 8617 1148 seri numaralı kredi kartını 30.03.2004 tarihinde, hak sahibinin haberi ve rızası olmaksızın gizlice çaldığı ve bu kredi kartının kendisine ait olduğu yönünde gerçeğe aykırı hile ve sanialara başvurmak suretiyle, 30.3.2004-8.4.2004 tarihleri arasındaki süreçte 9 ayrı ticarethaneden toplam 264.600.000 TL tutarında alışveriş yaptığı, aylık hesap ekstresinin mağdura gönderilmesi üzerine, sanığın eylemini tüm ayrıntıları ile ikrar ettiği sabit olup, esasen bu konuda Daire ile askeri mahkeme arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Hak sahibinin rızası hilâfına hareket edilerek, başkasına ait kredi kartının kendi kredi kartı olarak ibraz edilmesi ve bu şekilde ortaya konulan hile, desise ve sanialarla mal ve hizmet alınması eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu tartışmasızdır. Sahip olduğu kredi kartları gayri iradi sebeplerden dolayı ellerinden çıkan kart hamillerinin, bankalarla yapmış oldukları sözleşmeler gereğince bu durumu ilgili bankaya bildirmekle yükümlü oldukları, bu bildirimin yapılmasından sonra kartın kullanılması durumunda ise, hukuki sorumluluğunun kredi kartını tedavüle koyan bankaya ait olduğu, hak sahibinin ihbar yükümlülüğünün yerine getirmemesi veya geç getirmesi ihtimalinde ise, yapılacak harcamaların adına kredi kartı düzenlenen kişiye ait olacağı hususu, aynı doğrultudaki yüksek mahkemelerin kararları ile istikrar kazanmış durumdadır. (Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün 18.12.2002 gün ve 2000/71-75 E.K ve Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 28.3.2002 gün ve 2002/22-26 E.K sayılı kararları)
Ancak, sahip olduğu kredi kartı başkası tarafından çalınıp kullanılan kişinin, bu eylemden dolayı hukuki sorumluluğunun devam etmesi, dolandırıcılık eyleminin, kredi kartını tedavüle süren bankanın ve/veya kredi kurumunun vasıta kılınması suretiyle işlenmesi olgusunu hiçbir biçimde değiştirmemektedir.
Bu husus, Yargıtay 6'ncı Ceza Dairesinin 2.4.2002 gün ve 2002/3926-4601, 11.3.2002 gün ve 2002/1559-2806, 4.3.2002 gün ve 2002/1325-2415, 7.2.2002 gün ve 2002/906-1393, 21.5.2001 gün ve 2001/8546-8434, 12.4.2001 gün ve 2001/5852-5862, 18.4.2000 gün ve 2000/2591-2639 E.K. sayılı inceleme konusu olayımızla uygunluk arz eden kararlarında açık bir biçimde kabul ve ifade edilmiştir.
Bu noktadan hareket edilerek inceleme konusu uyuşmazlığa bakıldığında, çalındığının öğrenilmesine kadar geçen süreç içerisinde Oyakbank tarafından, mağdur adına düzenlenen kredi kartını kullanarak, tediye sorumluluğu bu kişiye ait olmak üzere, muhtelif kez alışveriş yapan sanığın sübuta eren bu eyleminin, 765 sayılı TCK'nın 504/3'ncü maddesinde yazılı, banka veya bir kredi kurumunun vasıta kılınması suretiyle işlendiğinin kabulü gerektiği sonucuna varılmış ve askeri mahkemenin bu doğrultudaki direnme gerekçelerinde İsabet görülmüştür.
Ancak, sanığın hukuki durumunun, hüküm tarihi olan (26.5.2005) gününden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın konuyla ilgili hükümleri çerçevesinde ele alınması ve her iki ceza kanununun tüm hükümlerinin somut olaya tatbik edilmesinin ardından, hangi hükümlerin sanık açısından daha elverişli olduğunun tespit ve tatbikine imkân sağlanabilmesi bakımından, mahkûmiyete ilişkin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy