(353 S. K. m. 177)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sorgu ve savunmasını yapmak üzere istinabe mahkemesine sevk edilen sanığın usulüne uygun şekilde yapılan kimlik tespitinin ardından, istinabe zaptının bir bölümünde sanıktan farklı bir kişinin isminin yazılmış olmasının, istinabe mahkemesi huzurunda sorgu ve savunmayı yapan kişinin sanık H.İ.Ö. olduğu konusunda herhangi bir kuşku veya tereddüt yaratıp yaratmadığı noktasındadır.
Hakkında kamu davası açılmasının ardından, askeri mahkemece sanığın sorgu ve savunmasının en yakın asliye ceza mahkemesine sevkinin sağlanmak suretiyle tespiti için, Şemdinli l 'inci İç Güvenlik Piyade Tabur Komutanlığına talimat yazıldığı, talimat gereğini yerine getiren birlik komutanlığının da 16.3.2005 tarihinde açık kimlik bilgilerini yazmak suretiyle sanık H.İ.Ö.'yü iddianame kapsamındaki sorgu ve savunmasını yapmak üzere Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesine sevk ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesi, 16.3.2005 tarihinde yapmış olduğu oturumda huzurda bulunan sanık H.İ.Ö.'nün (dava dosyasında yer alan resmi kimlik bilgileri ile uyum arz edecek biçimde) kimliğini tespit etmiş, talimat ve ekindeki iddianameyi okumuş, yasal bekleme süresinden vazgeçtiğini, duruşmalardan vareste tutulmayı istediğini beyan etmesinin ardından, sanıktan savunma ve delillerinin neler olduğunu sormuştur. İstinabe zaptının devam eden bölümünde "sanık S.K. savunmasında" şeklinde bir ibareye yer verilmiş olduğu görülmekte ise de, talimat zaptında yer alan savunma içeriğinin, sanığın hazırlık beyanı, olay tespit tutanağı ve iddianame içeriği ile uyum göstermesinden dolayı, bu hususun istinabe mahkemesi huzurunda sorgu ve savunmada bulunan kişinin sanık P.Onb. H.İ.Ö. olmadığı yönünde herhangi bir kuşku ve tereddüt oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Esasen, istinabe mahkemesince tespit olunan sorgu ve savunması gerekçeli karara aynen yazılan sanık, vermiş olduğu temyiz dilekçesinde de bu doğrultuda bir iddia veya itirazda da bulunmamıştır.
Bu itibarla; sahteliği ispat edilmedikçe hukuken geçerli belge niteliğindeki istinabe zaptındaki bilgilere göre, usulüne uygun biçimde yapılan kimlik tespit işleminin ardından sanıktan başka herhangi bir kişinin huzura alınmadığı göz önünde bulundurulduğunda; talimat zaptında yer alan isim farklılığının bilgisayardaki yazım yanlışlığının neden olduğu maddi bir hata olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy