(765 S. K. m. 240)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, sanık B.Ö.'ye isnat olunan eylemin sübuta erip ermediğinin tespiti bakımından noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Suç tarihlerinde Batman Hava Meydan Komutanlığı Santralinde Gözetim Astsubaylığı görevini sürdüren sanık Hv.Mu.Kd.Üçvş. B.Ö.'nün, bu görev sebebiyle üstlendiği yetkilerin nelerden ibaret olduğu, Batman Hava Meydan Komutanlığı Santrali İşletme Esasları ve Telefon Görüşme Ücretlerinin Tahsili Özel Yönergesinin "Santral Gözetim Astsubaylarının Uyması Gereken Esaslar" başlığını taşıyan 5/C maddesinde açık bir biçimde gösterilmiştir. Söz konusu düzenleme, resmi ve özel görüşmelerde santral operatörlerinin ve kayıtçılarının talimatlara uygun şekilde hareket edip etmediklerinin kontrol edilmesi ve gerektiğinde bunlara yardımcı olunup, uyarılarda bulunulmasının santral gözetim astsubayının görevleri arasında bulunduğunu açık bir biçimde belirtmiştir.
Santralin Bağlı olduğu İşletme Posta Kısmı Komutanı Hv.Mu.Astsb. Kd.Bçvş. S.D.; huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde, santralde bulunan telefondan yararlanılarak yapılan şehir içi ve şehirler arası görüşme kayıtlarının usulüne uygun biçiminde tutulmasını sağlamanın ve görüşmelere ilişkin bu tutanakların maliye kısmına verilmesinin, santral gözetim astsubaylarının görevleri arasında olduğunu beyan etmiştir. Bu husus, sanıktan sonra bu görevi üstlenen Hv.Mu.Üçvş M.E.'nin aynı doğrultudaki beyanıyla da teyit edilmiştir.
Sanık B.Ö. ve hükümlü A.G.'nin bir kısım telefon görüşmelerini kayıtlarda kısa gösterip, bu süreyi diğer personelin telefon görüşme sürelerine ekleyen ve bu şekilde memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediklerinden bahisle, haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan santral operatörleri Hv.Mu.Erler A.B. ve E.Y.; aşamalardaki sorgu ve savunmalarında, kendilerine bağlı oldukları santral gözetim astsubayları B.Ö. ve A.G.'nin emirleri doğrultusunda, santral kayıtlarını kurşun kalemle tuttuklarını ve bu kişilerin konuşma sürelerinin bir kısmının santralden ücretleri karşılığında yararlanan diğer birlik personelinin üzerlerine yazıldığını beyan etmişlerdir.
Santral operatörü olarak sanıklarla 20 gün süreyle çalışan Hv.Mu.Er F.K.; askeri savcı tarafından tespit edilen yeminli ifadesinde, sanık B.Ö'nün gerekli kayıtları yaptırmadan ve kendilerine haber vermeden, 90-100 kontür sürecek şekilde santraldeki telefonu kullanmak suretiyle görüşmeler yaptığını, astsubayların verdiği emir doğrultusunda diğer personelin özel gülüşmelerine 3 kontur ekleyerek kayıt yaptığını beyan etmiş ve huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde de hazırlıktaki bu anlatımının doğru olduğunu beyan etmiştir.
Hazırlık ve son soruşturma aşamalarında dinlenilen bilirkişiler, yapmış oldukları incelemeler sonucunda, tükenmez kalemle tutulması gereken telefon görüşme kayıtlarının kurşun kalemle tutulmasının kayıtlarda her an oynama ve düzeltme yapılabilmesine imkân sağladığını, santral operatörlerinin tuttuğu kayıtlarla TTAŞ'dan gelen kayıtların birbiriyle uyum içerisinde olmadığını, bunun nedeninin ise, personelin yapmış olduğu görüşmelerin kontür sayılarının, diğer personelin telefon görüşmelerine eklenmesinden kaynaklandığını beyan etmişlerdir.
Hükümlü Mu.Astsb.Kd.Bçvş. A.G.; askeri savcı ve tutuklama istemiyle çıkarıldığı askeri mahkeme tarafından tespit olunan sorgusunda, sanık B. Ö' nün kayıt yaptırmadan santraldeki telefonla görüştüğünü, kendisine neden böyle davrandığını sorduğunda ise, sanığın "santralciyiz. ..bu kadarda olsun..."şeklinde sözler sarf ettiğini beyan etmiştir.
Hükümlünün bu beyanlarının, santral operatörleri olan diğer hükümlüler A.B. ve E.Y.'nin aşamalardaki tüm beyanlarıyla özdeş olduğu, tanık F.K.'nın ifadesiyle de oluş ve iddiayı haklı gösterecek paralellik taşıdığı görülmektedir.
Diğer yandan, sanığın santral operatörleri tarafından kayıt altına alınmayan 6 aylık telefon görüşmelerinin TTAŞ listelerinden belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, bu konuda yaptırılacak bilirkişi incelemelerine dayanılarak sağlıklı ve itibar edilebilecek bir sonuca ulaşılamayacağı, esasen bu konunun eylemin sübutu açısından da yargılamaya ek bir katkı sağlamayacağı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla;
Dava dosyasında yer alan ikrar, ifade ve yazılı delillerin oluş ve iddiaya uygun biçimde irdelenip değerlendirilmesi sonucunda; santral gözetim astsubayı olan sanık B.Ö.'nün bu görevin kendisine sağladığı yetkileri suiistimal ederek, santralde bulunan telefonlar aracılığı ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin sürelerini, gerçeğe aykırı biçimde az gösterilmesini ve aradaki farkında birlikte görevli diğer personelin telefon görüşme sürelerine eklenmesini sağladığı, bu suretle de başkalarını zarara uğratacak biçimde kendisine haksız çıkar temin ettiği açıklığa kavuştuğundan, Başsavcılığın noksan soruşturma bulunduğuna yönelik itiraz sebepleri kabule değer görülmemiş ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nin konuyla ilgili düzenlemeleri arasında gerekli mukayesenin yapılarak, sanık lehine olan hükmün tespit ve tatbikine imkân sağlanabilmesi bakımından, mahkûmiyet kararını bozan 1'inci Daire ilâmının isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy