(5275 S. K. m. 110)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu; cezasının özel infaz rejiminden yararlandırılarak çektirilmesi yönünde müracaatta bulunan hükümlünün, herhangi bir delile dayanmayan talebinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkındaki Kanunun 110/1-b maddesinin tatbiki için yeterli olup olmadığı noktasındadır.
Yukarıda açıklandığı üzere; kesinleşmiş cezasının infazı için arandığını öğrenen hükümlü Ö.D.; Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına yapmış olduğu yazılı müracaatla, mahkûm olduğu cezanın TCK ve bağlı infaz yasalarında yer alan diğer infaz şekillerinden biriyle çektirilmesi yönünde talepte bulunmuştur.
Hükümlü Ö.D.; başvurusunun askeri mahkemece reddine ilişkin kararın kendisine tebliğ edilmesinin ardından vermiş olduğu itiraz dilekçesinde; askerliğini yeni bitirmiş ve ailesi ile kendisini geçindirmek üzere henüz iş hayatına atılmış birisi olarak 11-12 gün süreyle de olsa ceza evinde kalmasının hukuk sistemimize ve cezanın ıslah fonksiyonuna aykırı düştüğünü belirtmiş ve aksi doğrultudaki kararın (lehine uygulaması mümkün olan diğer infaz şekillerinden biri tercih edilmek suretiyle) kaldırılmasını talep etmiştir.
Mesele hakkında sağlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, hükümlünün konuyla ilgili müracaatının cezaların infazı ile ilgili mevzuatımız yönünden irdelenmesi gerekmektedir.
T.C. Anayasasının 49'uncu maddesi çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır hükmünü içermektedir. Anayasamız bu düzenlemesiyle, çalışanları ve çalışma hayatını teşvik etmek ve desteklemek kadar, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortamın yaratılmasının da Devletin görevi olduğu kabul edilmiştir.
Kısa süreli hapis cezalarının Özel İnfaz usulleri, yürürlükten kaldırılan 647 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde:
2. Hükümlülük süresinin 60 günü geçmemesi hâlinde, her hafta Cuma günleri için en geç 19.00'da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle bir ceza evinde,
3. Hükümlülük süresinin 4 ayı geçmemesi hâlinde serbestçe çalışabilmesini temin için, her gün saat 19.00'da girmek ve sabahları 07.00'de çıkmak suretiyle bir ceza evinde çektirilmesine mahkemece karar verilebilir... şeklinde düzenlenmiştir.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 110'uncu maddesi ise,
(l) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı ay veya daha az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta Cuma günleri saat 19.00'da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri.
Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır. hükmünü içermektedir.
5275 sayılı Kanunun 110'uncu maddesi özel infaz usulleri konusunda emredici bir hüküm getirmemiş, bu konudaki işlemin kabulünü, hükmü veren mahkemenin, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa, o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemenin takdirine bırakmıştır. Bu konudaki takdirin kullanılmasında, cezanın Devlete bir külfet yüklemeden yerine getirilmesi, hükümlünün iş ve diğer faaliyetlerini sürdürebilmesi, kadın hükümlülerin ev işlerini ve çocuklarının bakımını yapabilmeleri gibi hususların göz önünde bulundurulması yanında, takdirin haklı ve makul sebeplere dayanması, değerlendirmede hata ve zafiyet bulunmaması gerekmektedir.
Askerlik hizmetinin özellikleri ve hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı sırasında personelin özlük hakları gözetilerek, bu tür bir infaz şeklinin subaylar, astsubaylar, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, silâhaltında bulunan erbaşlar ve erler ile Silâhlı Kuvvetlerle hizmet bağı içinde bulunan kişiler yönünden uygulanması olanağı yoksa da bu müessesenin terhis olmuş veya Türk Silâhlı Kuvvetleriyle ilişiği kesilmiş sivil kişiler yönünden uygulanmasına herhangi bir engel bulunmamaktadır.
İnceleme konusu olayımızda ise;
1983 doğumlu hükümlünün askerliğini bitirmesinin ardından, kendisini ve varsa bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin geçimini sağlamak veya onlara katkıda bulunmak üzere bir işte çalışması kadar, kendisine uygun düşecek bir iş bulmak üzere belirli arayış ve faaliyetlerde bulunmasının da doğal karşılanması gerekmektedir.
5275 sayılı Kanunun infazdaki temel amaç başlığını taşıyan 3'üncü maddesinde; hükümlüleri sosyalleşmeye teşvik etmenin, onları üretken ve toplumsal kurallara saygılı bir yaşam biçimine kavuşturmanın, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenen temel amaçlardan biri olduğu açıkça belirtilmiştir.
Diğer yandan, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun özel infaz usulleri başlığını taşıyan 110'uncu maddesinde; hükümlünün bir işte çalıştığını veya bir meslek sahibi olduğunu delil veya belge ibraz etmek suretiyle ispatlaması ya da bu konuda askeri mahkemeyi ikna etmesi gibi bir koşul veya yükümlülükten bahsedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerden dolayı; hükümlünün talebinin soyut ve herhangi bir delile dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine ilişkin Başsavcılık itirazında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Hükümlünün konuyla ilgili taleplerini 5275 sayılı Kanunun infazda temel amaç başlığını taşıyan 4'üncü maddesinin belirlediği usul ve esaslar dâhilinde yorumlayan Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin; 25 günlük cezanın mümkün olan en kısa sürede infazını sağlamak amacından hareketle, infaz işlemlerinin aynı kanunun 110/1-b maddesinin öngördüğü biçimde yapılmasına karar vermesinde, kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik bulunmadığından, yerinde görülmeyen Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy