(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu, suç vasfının tespitine ilişkindir.
Daire, birlik komutanından eşinin tedavisiyle ilgilenmek üzere günü birlik izin alan ve kendisine tanınan şifahi izin süresi sonunda birliğine katılmayan sanığın eyleminin firar suçunu oluşturduğu sonucuna vararak, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiş iken;
Başsavcılık, atılı eylemin izin tecavüzü suçunu oluşturduğunu ileri sürerek, aksi doğrultudaki Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Suç tarihlerinde Tekirdağ 8'inci Mknz.P.Tug.Loj.Ds.Bak.Brl.K.lığı emrinde görev yapmakta iken, hâlen disiplinsizlik nedeniyle TSK.'dan resen emekliliğine karar verilen sanık Ord.Tek. Astsb. Üçvş. M.A.'nın; 30.6.2003 günü birlik komutanı Ord.Yzb.O.T.'ye telefon açarak rahatsız olan eşinin tedavisi ile ilgilenmek üzere birkaç saatliğine izin aldığı, eşi S.A.'yi aynı gün Tugay revirine, buradan verilen sevk üzerine de 1.7.2003 tarihinde Tekirdağ Devlet Hastanesine götüren sanığın sonraki günlerde birliğine ve günlük mesaiye gelmediği, bu süre içerisinde birliği ile olan irtibatını ortadan kaldıran sanığın, 14.7.2003 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı sabit olup, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Türk Silâhlı Kuvvetlerinin muvazzaf personeli olması nedeniyle suç tarihlerinde yıllık ve mazeret izinleri adı altında kanuni izin hakkı bulunan sanık Ord. Astsb.Tek.Üçvs. M.A.; eşinin rahatsızlığı nedeniyle ortaya çıkan mazeretinden dolayı kanuni izin talebinde bulunmak yerine muayene ve tedavi işlemlerinin kısa bir sürede bitirilebileceğini öngörerek, yetkili amirinden sadece birkaç saatliğine müsaade almıştır.
Sanığın eşinin 1.7.2003 günü Tekirdağ Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinde ayaktan yapılan muayenesi sonunda, tedavi önerileri verilerek hastaneden ayrıldığı, sanığın ise 2.7.2003 tarihinden itibaren birliğine ve günlük mesaiye gelmediği sabittir.
Birlik Komutanı Ord.Yzb. Ü.T.; huzurda tespit edilen yeminli ifadesinde, sanığın eşinin rahatsızlığından dolayı kendisinden sadece günü birlik izin istediğini. 5-10 günlük bir izin talebinde bulunmadığını beyan etmiştir.
TSK. İzin Yönetmeliğinin Yıllık Mazeret izni başlığını taşıyan 2'nci Bölümünün 6'ncı maddesi; her ne suretle olursa olsun (24) saat ve daha uzun süreli mazeret izinlerinin yıllık mazeret izinlerinden mahsup edileceğini öngörmüştür, inceleme konusu olayda sanığa eşinin rahatsızlığı ile ilgilenmesi için verilen izin süresi 24 saati geçmemektedir.
Bu anlamda; sanık M.A.'ya (herhangi bir izin kağıdı düzenlenmeden) mesai saati içerisinde sadece eşinin tedavisi ile ilgilenmekle sınırlı biçimde ve sözlü olarak tanınan birkaç saatlik müsaadenin, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 33/a ile Personel Kanununun 125, 126 ve TSK. İzin Yönetmeliğinin konuyla ilgili hükümleri çerçevesinde kanuni izin hakkına mahsuben verilmiş bir izin niteliğinde olmadığı ortadadır.
Askeri Yargılayın istikrar kazanan yerleşik içtihatlarında, kanuni izinlerle farklı özellikleri olan; günlük şehir içi izni, evci izni, görev izni, vardiya izni ve nöbet izni gibi yıllık izinlerden sayılmayan ve hak sahibinin kanuni izin süresinden de düşülmeyen izinlerden dönmeyen asker kişilerin eylemlerinin, firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. (As.Yrg.İç.Brl.Krl'nun 16.12.1949 gün ve 1112-2331 esas ve karar sayılı, As.Yrg.Drl.Krl.'nun 15.2.1963 gün ve 3448-38 Esas ve Karar sayılı, 25.9.1964 gün ve 76-89 Esas ve Karar sayılı, 14.4.1988 gün ve 1988/78-44 Esas ve Karar sayılı, 22.2.1990 gün ve 1990/33-31 Esas ve Karar sayılı ve 1996/137-138 Esas ve Karar sayılı, 3'üncü Dairenin 8.11.1972 gün ve 1972/427-426 Esas ve Karar sayılı, 4'üncü Dairenin 15.12.1970 gün ve 1970/598-588 Esas ve Karar sayılı ve 14.10.1986 gün ve 1986/251-265 Esas ve Karar sayılı, 5'inci Dairenin 31.5.1995 gün ve 1995/345-343 esas ve karar sayılı kararları).
Anılan sebeplerden dolayı;
Amiri tarafından tanınan birkaç saatlik izin süresi sonunda, görevi icabı bulunmak zorunda olduğu askeri mahalle vaktinden 13 gün sonra katılan sanığın eyleminin, firar suçunu oluşturduğu sonucuna varan Dairenin konuyla ilgili kabul ve değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Başsavcılığın atılı eylemin izin tecavüzü suçunu oluşturduğu yönündeki yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy