(1632 S. K. m. 87)
Daire ile askerî mahkeme arasındaki uyuşmazlığın konusu, emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübutu açısından noksan soruşturma bulunup bulunmadığından ibarettir.
Daire; sanığın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket edip etmediğinin ortaya konabilmesi bakımından araştırılması gerekli bir takım hususların varolduğunu belirterek, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma sebebiyle bozulmasına karar vermiş iken,
Askeri mahkeme, Daire kararında belirtilen konuların emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübuta ermesi açısından herhangi bir etki ve öneme sahip olmadığını, mevcut delil durumu itibarıyla bu yönde bir soruşturmaya gerek de bulunmadığını ileri sürerek, eski hükümde direnmek suretiyle mahkûmiyet yönünde hükme varmıştır.
Suç tarihlerinde, Şırnak-Silopi 1/20'nci Tnk.Tb.5'inci Mknz.P.B1.K.lığı emrinde askerlik hizmetini sürdüren Ter.P.Onb. M.G.'nin; 4.10.2001 tarihinde Z.P.T aracının üzerinde bulunan uçaksavar mühimmatını, tek başına temizlemeye başladığı, uçaksavar mermilerinden bir tanesinin patlaması sonucunda da sanığın sağ el 4'üncü parmak bölgesinden yaralandığı sabit olup, esasen bu konuda Daire ile askerî mahkeme arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Aralarında 12.7 mm'lik uçaksavar ve MG-3 tipi tüfeğinin de bulunduğu uzun namlulu silâhlara ait mühimmatın bakımının ve bunlara ait mayınların temizliğinin, silâhların nişancı ve yardımcıları tarafından ve ancak rütbeli bir personelin nezaret ve kontrolü altında yapılacağına ilişkin komutanlık emrinden, suç tarihinden önce haberdar olan sanık Ter.P.Er M.G.; emir dışında davranmayı gerektiren herhangi bir özel veya zorlayıcı neden yokken, yakınında rütbeli personelin bulunmadığı bir ortamda Z.P.T'nin üzerinde bulunan 12.7 mm.lik uçaksavar mühimmatının bakım ve temizliği ile uğraşmaya başlamıştır.
Sanığa tebliğ edilen ve mahiyeti itibariyle kaza ve istenmeyen olayların önüne geçme şeklindeki askerî hizmete ilişkin bir menfaati korumayı hedefleyen düzenlemenin, maddi veya manevî zarar anlamında bir neticenin (ölüm, yaralanma, hasar) doğmasına engel olabilmek için önleyici mahiyette tedbirler içerdiği görülmektedir.
Sanığa, uçaksavar mühimmatının bakımını yapması konusunda herhangi bir emir vermediğini beyan eden takım komutanı P.Ütğm. E,Ş.'nin aşamalardaki istikrarlı anlatımları karşısında, mühimmatları almış olduğu emir üzerine temizlediğini ileri süren sanığın savunmaları dayanaksız kalmıştır.
Sanığın üs bölgesinin güvenliğini sağlamak şeklinde bir görev ve sorumluluğunun olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı gibi, esasen sanık aksi doğrultuda bir açıklamada da bulunmamıştır, Yayımlanan emir ile askeri hizmet esnasında ortaya çıkması ihtimal dâhilinde olan potansiyel risk ve sakıncalardan (önceden alınacak tedbir ve önlemler sayesinde) korunulması amaçlanmıştır.
Diğer yandan, emre itaatsizlikte ısrar suçunun basit hâlini düzenleyen ASCK'nın 87/1'inci maddesindeki suçun oluşabilmesi için, itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket edilerek bir emre uyulmaması yeterli sayılmış, ifa edilmeyen emirden dolayı ayrıca bir zarar veya tehlikenin doğmuş olması şeklinde unsur veya ağırlatıcı sebebin varlığı aranmamıştır.
İnceleme konusu olayda; sergilenen emre itaatsizlikte ısrar eyleminden dolayı ASCK'nın 89'uncu maddesinin belirlediği anlamda büyük bir zarar da oluşmadığından, eylemden doğan patlama ve yaralanmanın atılı suçun hukukî niteliğinin tespiti açısından herhangi bir işlev ve önemi bulunmamaktadır.
Dosya kapsamında yer alan delillerden de anlaşıldığı üzere, sanık malûm ve muayyen hâle getirilen ve askerî hizmete yönelik bir menfaati korumaya yönelik emre aykırı davranarak suç işleme kastını ortaya koymuştur. Emre itaatsizlikte ısrar eyleminden sonra meydana gelen ve unsurları itibariyle ASCK'nın 87/1'inci maddesinde yer alan suçun kanunî unsur veya ağırlatıcı sebebini teşkil etmeyen patlama ve yaralanma hadisesinin ise, yargılamaya esas öz vakıanın araştırılması ve sanıkta zaten var olduğu tespit edilen suç işleme iradesinin ortaya konabilmesi bakımından herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
Askerî mahkemenin, bozma kararında belirtilen sebeplerin emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübutu açısından etki ve öneme sahip olmadığına, atılı suçun tüm unsurları itibarıyla sübuta erdiğine ilişkin değerlendirmesinin bu yönüyle isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.
Ancak, direnme kararının verildiği 14.7.2004 tarihli duruşma tutanağının kısa karar bölümünde ve hükmün gerekçesinde, yargılamayla hiçbir biçimde ilgi ve alâkaları bulunmayan Ö.T, isimli şahıs ile isimleri açıklanmayan birden fazla kişinin sanık olduğunun, keza G.K. isimli kişinin ise sanığın avukatı olduğunun belirtilmesi, duruşma tutanağında sanık ve müdafilerinin isimlerinin doğru ve eksiksiz, bir biçimde gösterilmesini öngören ASMKYUK'nın 177/3-D maddesine aykırı düştüğü gibi, hüküm fıkrasında da teşevvüşe (karışıklığa) neden olmuştur.
Haklarında dava açılmayan kişi veya kişilerin mahkûmiyet kararında isimlerine yer verilmesi, hükmün iddianamede isim ve eylemleri belirtilen sanıklara hasredilmesi gerektiğini öngören ASMKYUK'nın 165'inci maddesine de aykırı düşmektedir.
Bu itibarla; direnmeye ilişkin mahkûmiyet hükmünün açıklanan usule aykırılık sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy